Küskün ve Azgın Çiçekler Oratoryosu

Köşeciliğe dönüşümüzün akabinde, milli muhayyilemize 'gerçeklikle tendon bağları kopmuş' lafını kazandırdık.

Köşeciliğe dönüşümüzün akabinde, milli muhayyilemize 'gerçeklikle tendon bağları kopmuş' lafını kazandırdık.
Kendimiz için bir şey istemiyoruz.
Bizde bol bol var.
Baktım mesela eve yığmışım dünya kadar tuvalet kâğıdıydı, havluydu, deterjandı, diş macunuydu, makarnaydı-var her şey yani.
Burda bir yerde millete, milletin müşterek dimağına bir vakıf olarak çalışma ve bağışlama söz konusu. Bilinçaltıların cefakâr Cem Uzan'ı diyebilir miyiz?
Diyebiliriz, Çekirge.
(Yazar, ikiye bölündü: Split Banana modeli) İsmail Cem ortalığa saçıldığında, aman dedik. Etme dedik, eyleme. Hooop; dur. Yalvarıyoruz.
Gölgeler Prensi'nin ünü malum: Karda yürür izi kalmaz. Pamuk tarlasında yürür, leke bırakmaz. Mısır tarlasına dalar, püsküller sallanmaz.
Çok çok esracengiz bir Özkan'dan söz ediyoruz yani. O öyle bir Gölgeler Prensi'dir ki, ona ancak ve ancak koalisyon boyunca güller gibi geçindiği Entrikalar ve Sırıtışlar Prensi refakat edebilir.
Kendini AB'ye adamış bir şahsiyet olarak ANAP'ı kaç zaman önce soktuğu morgdan çıkarabilmek için üstadı olduğuna inandığı ayak oyunlarını ennn kapalı kapılar ardında sergileyen Mesut Yılmaz-Namı Diğer: Kumarbazlar Efendisi. Allah'ım! Sen bizi o Mesut Yılmaz'dan koru.
Şimdi bunların kaybedecek hiçbir şeyleri kalmadı ya. (Zaten gururdu/onurdu/utanmaydı/belkemikti bunlar hiçbir zaman 'sorun' olmadı. Zira olmayan şeylerin sorunu da olmuyor.)
Gelmiş iki Çoko Prens bir araya; onların kaynattığı kazanları 3 km. öteden Macbeth'in cadıları görse, çığlık çığlığa Yeni Zelanda'ya kaçarlar valla billa.
Bunlar şimdi yerler mi saf ve temiz Robert Kolej çocuğu Cem'in başını?
Yerler. Yarımşar porsiyondan.
Peki Cem'e ne olduydu?
Git Kayseri'ye, daha pastırma yemeyi beceremeden, halkla bütünleşme atraksiyonları.
Fakir fukaranın evinde olmuyor, olmuyor. Hoş bence o yerlere göklere sığdırılamayan Dışişleri Bakanlığı süresince de, sıfıra sıfır elde var sıfırdı ama-hadi geçelim.
Bir Yorgo'yla barış olmaz. Pistleri eskittiler karşılıklı oynaya oynaya.
Bazıları Altın Çocuk'tur. Onlar Altın Çocuk olarak altın çocuklukları süresince, altın altın parlarlar. Cem'in kısacık (ama ısrarla efsanevi) TRT Genel Müdürlüğü'nde olduğu gibi.
Sonra işte Altın Adam olmaz ki o çocuklar. Hep Altın Çocuk. Hep Altın Çocuk. Olmazlar yani. Pinokyo'daki Kedi'yle Tilki gelir, alırlar altınlığını elinden. Kalır mı ortada Altınsız Çocuk? Cem neden o kadar büyük bir iştahayla birinci adamlığa atladı, bunun çözümlemesini Finli psikiyatristlere emanet ediyorum.
Ama şimdi Kediler Prensi'yle Tilkiler Prensi biz basit halklar için sabah akşam ne acayip dolaplar çevirmeye hazırlanıyorlar-eminim, eminim.
Mesela diyelim Who is Hüsamettin Özkan'dan Türkiye seçmeni için kurtuluş yok mudur? Adamın sesini duymuşluğumuz bile yok.
Ya şeyden? Karanlıklar ve Entrikalar/Ayak Oyunları ve Kasap Havaları Prensi'nden?
Seçimde, bu ikisi de -ve beraberlerinde pek çok entrika profesyoneli, boş laf bezirganı, can sıkıcı, derinnn politikanın efendisi de- siyasi tarihimizin karanlık sayfalarını bir daha hiç hatırlanmamak üzere boylayacaklar.
Şimdi bunlar BU ACI GERÇEĞİ gördü. Hem de ne biçim. Cem tarzı Altın Çocuklar'ın gerçeklikle tendon bağları kopuk olabilir.
Bu prenslerin nabız tutmaktaki becerisi ise, şahanedir. Şahanedir.
Gidici olmaya gönülleri razı mı? ASLA!
Bunlar tüm hayatını politikanın kısır oyunları içinde var ola ola geçirmiş adamlar. Bunlar siyasi oyundan dışlanırlarsa; hayatsız kalır, bir nevi ölü ölüverirler.
Onun için şimdi hakikaten hayat memat savaşı vermekteler: Göze göz, dişe diş. Daha doğrusu ayağa ayak, tırnağa tırnak.
Bunların yapabileceklerinden (kapasiteleri yüzünden) korkuyorum. Ama bir yandan da biliyorum ki, miatlarını doldurmuşlar.
Ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar, üstat Şevkettin'i oldukları tüm o ayak oyunlarını ne kadar döktürürlerse döktürsünler
-Müslüm Gürses'in ağzından bir şarkıyla bitiriyorum. Zaten onlar 'oratoryo' sanıyorlar kendilerini. Ama en basitinden birer tavşan manisiyle filan özetlenebilirler.
Yazmiicam şarkıyı da.
Yazmiicam. Yazmiiicam.
(Burda yazar alter egosuna bir tokat patlatır. Alter ego mahçup ve utangaç, içeri odasına kaçar.)