Mavi boncuk kimdeyse BENİM OYUM ONDADIR

Bizim Mahalle'de 'OYUM AK Parti'ye!' demek, Arap Mahallesi'nde testosteron satmaya benzer. Ama ben yine de 'Oyum AKP'ye!' diyeceğim.

Bizim Mahalle'de 'OYUM AK Parti'ye!' demek, Arap Mahallesi'nde testosteron satmaya benzer. Ama ben yine de 'Oyum AKP'ye!' diyeceğim. Nedenlerini arkada, yazımda açıklayacağım; (bu 1 teaser'dı: çok severim böyle meraklandırmayı) N'OLUR OKUYUN YAZIMI.
Sakıncaları yok mu? Var!
Bi kere yakın çevremin yakın markajı. Sonra Adam'ı ne zaman arasam, telefonlarıma çıkmıyor. Derdin nedir söyle diye, bir gün olsun sormuyor.
Bana mesafeli mi? Mesafeli.
Ama takmam mesafeyi, meyi. Kapıdan kovalarsa, bacadan girerim. Patronlarımı her yerinden her an, her yerde öperim.
Neden AK Parti mi? Neden olmasın?
Devletadamlığını ancak öğrendiler. Denge getirdiler. Bir de Adam'la enseye tokat olabilsem, oyum helali boş olsun.
* * *
Oyum DSP'ye mi? Evet! DSP'ye!
Pardon o şey oldu; CHP'lendi.
Peki oyum CHP'ye mi? Tabii ki CHP'ye!
Kolaycılık mı? Bizim Buralar'dan çok oy çıkacak CHP'ye, çoook. Bu benim Çıkıntılık Dürtülerime aykırı, Girintilik Dürtülerimle uyumlu bir durum. E, neden olmasın?
Sonuç olarak tabiatımın en has özelliklerindendir: Giren de Çıkan da: 1- değil mi?
Baykal hoşsohbettir, kin tutmaz, ne zaman arasam telefona bağlanır, edecek 2 çift tatlı sözü, anlatacak 1 LazKedi fıkrası vardır.
Geri arar. Yemeklerde janti'dir.
Gülünür eğlenilir; iş(ler) tatlıya bağlanır.
Mühim olan da BU değil mi? Oyum CHP'ye!
* * *
Şaşıracaksınız.
Evet: Ters Açı Olayı. Oyum Genç Parti'ye!
Neden mi? Var elbette ki nedenleri.
LÜTFEN OKUYUN. Önyargılardan Uzakta Bi Yerlerde- evet, aynen öyle.
Alın atın önyargıları, arka yargıları bir yerlere. Zaten benim stilim bu: atı atıveririm ağırlık yapan yargıları. Yargısız olmak, en güzeli.
Uzan sarışın mı? Sarışın.
Karısı sarışın mı? Sarışın.
Sarı saçlarından sen mesul müsün? Ben değilim.
Ama yok olan, azalan bi değer sarışınlık.
Avrupa'ya entegre olmak istiyor muyuz?
E, isteriz de istemeyiz de. Biz en çok PaşaKucağı istiyoruz.
Ama oyum NEDEN OLMASIN Genç Parti'ye? Hayatın küçük kıpırtıları, ters köşelemeler, yakamoz, bir kadeh sevinçte kendini bulmak.
Mesele, bu. Oyum Genç Parti'ye!
* * *
MHP'ye oyumu verir miyim?
Hepinizin kafasında bu soru işaretini görür gibiyim.
Tabii ki veririm! Devlet Bahçeli'nin devletadamlığı taşı deler. Gördük, görüyoruz, göreceğiz
İtidal, itikad, itina: En mühim 3 'İ' yani.
Ortamları gerdi mi? Germedi! İstikrar (başka bi mühim 'i') bunu gerektirir.
Diyeceksiniz ki, meydanlara yağlı urganla çıktı.
Burda peşin hükümlü davranmayalım. Hem yağlı urganla, hem yağlı urganla çıkanla empati yapalım.
Hüküm vermek kolaydır, kolaycılıktır, oysa en güzeli empati yapmak. Empatiyi tersyüz edip dibine vurdurmak.
Şahsi olarak telefonlaşıyor muyum?
Yooo. Sesi kısık, telefonlarıma çıkmıyor.
Ama oyum MHP'ye mi? Neden olmasın?
* * *
İşte imbik imbik Devlet Adamlığı Ciddiyeti, işte on yıllardır dostluk imitasyonları: Mehmet Ağar.
Bir partinin başına yakışıyor mu? Hem de nasıl!
Polis mi? Polis!
Mücadeleci mi? Mücadeleci!
Uzlaşmacı mı? Uzlaşmacı!
Parti isimlerini dahi kaptırmaları, ANAP'la birleşememeleri hoş oldu mu?
Neden takılmak bu küçük ayrıntılara ESAS varken?
Ağar'ın elinde NE var?
Cevabınızı duyar gibiyim.
Benim kafamda yok böyle cevaplar, yok böyle sorular. Ben böyleyim.
Oyum Demokrat Parti'ye mi?
Evet. Evet. Evet. En az diğerleri kadar, Demokratik Parti'ye de!
Esasında bütün partileri beğenirken, oyumu hepsine tepsiyle vermek isterken kendimi nerde düşündüm biliyor musunuz?
Hani geçenlerde bir fotoğraf yayımlandı.
Sarko'nun karısı. Sahilde. Tek başına yürüyor. Yalınayak.
Üstünde bir şömizye. İnsanın şömizi yiyesi geliyor.
Hani ancak kendine alabildiğine güvenenlerin giydiği o giysi çeşidi. Altında: çıplak.
Ayakkabı yok: burası çok mühim.
Meme uçları gözüküyor: burası çok mühim.
İşte ben o sahilde olmalıyım, diye düşündüm o an.
Burda habire, herkese oy vermek yerine, orda o kadınla olmalıyım. Sarko ben olmalıyım.
Bilmem yadırgayacak mısınız?
Bir cumartesi esintisi işte.