Parmak Demokrasi

Sağ olsunlar var olsunlar. Büyük Türk Büyükleri, değil bir ayımızı, bir haftamızı boş geçirmiyorlar ki, yeni bir 'demokrasi alanında yenilik/zihni sinirlikle' karşımıza çıkmasınlar.

Sağ olsunlar var olsunlar. Büyük Türk Büyükleri, değil bir ayımızı, bir haftamızı boş geçirmiyorlar ki, yeni bir 'demokrasi alanında yenilik/zihni sinirlikle' karşımıza çıkmasınlar.
Bu tabii, bizlerin velut bir tanım ortamında heyecanlı ve capcanlı kalmamızı temin ediyor ki, müteşekkiriz.
Diyelim ben geçen haftaki bir yazımda, dünya demokrasileri içindeki nevi şahsına münhasır özellikleriyle özel bir yer ve ihtimam talep eden demokrasimizin, 'hybrid' (melez) ya da daha direktoman 'katır demokrasi' diye tanımlanabilirliğine işaret etmiştim ki Etmiştim ki, işaret parmağım havada kaldı. Ben parmağıma baktım, parmağım bana baktı.
Bu arada sağ olsun var olsunlar muhtelif açılış ve davetlerde söyledikleri veciz laflarla, ufkumuzu belirleyen Askeriyemiz, yine devreye girdi.
Şimdi ben diyorum ki, nasıl masal kahramanları arasında bir Parmak Çocuk varsa, Türkiye Cumhuriyeti tipi demokrasinin adı da 'Parmak Demokrasi' olsun.
Öyle Avrupa Birliği kapılarında bekleşip/ahlaşıp vahlaşmayalım. Yok ona uyucaz, yok buna uydurucaz olmuyor işte. Bu tencerenin kapağı bu. Kendimizi kandırmayalım. Bizim memleketteki, o muasır medeniyet demokrasilerinden değil işte.
Hindistan'dakinden bile değil.
Pakistan'la filan boy -yani parmak- ölçüşebiliriz.
Bu azimli savcılar, yargıçlar, kanun koyucular, uygulayıcılar, derin ilgililer ve Askeriyemiz'le; bizim demokrasimiz: Parmak Demokrasi.
Öyle çok şey talep etmeyelim. Ettiğimiz de yok zaten.
Onca insanın seçilme hakkı reddedildi.
Yer yerinden mi oynadı? Bir infial, şaşkınlık, bırakınız 'hayret yani' duygusu mu var?
Seçime katılacak partilerden muhatapların dışında- biri çıkıp da: "Bu bir demokrasi ayıbıdır. Buna adıyla sanıyla ayıplı demokrasi denir. Beni iş başına getirirsen ey vatandaş, ben sana, bu hukuki enkazı kaldırmayı, 12 Eylül'den miras tüm bu antidemokratik kanun maddelerini bir daha kimsecikler tarafından eğilip bükülüp yorumlanamamak üzere, uzayın sonsuzluğuna yollamayı vaat ediyorum" mu dedi?
Diyelim CHP? 'Anadolu Sol'u mudur; Edebali öğretisi midir nedir? Çıkıp da, bu son yasaklamalardan sonra hakiki demokrasinin artık zamanının geldiğine dair, yasakları yasaklamaya dair; çıtı çıktı mı?
İsmail Cem'in geç kalmış arzularının patlaması, pardon partisi mesela. Demokrasinin incelip kısalmasına dair, söylemeyi arzu ettiği bir çift lafı var mıdır?
Ekonomik program. Ekonomik program.
Bırakın hemen hepsinin akla izana gelir bir ekonomi programları olmasını olmamasını; Türkiye'ye demokrasinin gelmesi üstüne söyleyecek bir çift lafları, samimi bir kaygıları yok yani.
Avrupa Birliği can simidine kimliksizliğinin denizinde beş elle filan sarılmış Mesut Yılmaz -namı diğer ANAP'ın cesedi- en azından, "Yahu bu yasakçılıkla AB'nin hangi vagonuna alırlar ki bizi?" diyemez miydi? Çıt yok. ÇIT.
Seçmen bir güzel çıtlatacak onları.
Seçmenin şizofrenisi, artık Genç Parti'nin rezalet çıtasına kadar dayandı. Genç Parti'ye oyunu dökecek yığınlardan söz ediyoruz,
daha ne diyeyim.
Adamlar çıkıp SOMUT iki çift laf edemiyorlar. Milletin sıtkının çoktaaaan sıyrıldığı zavallı laf ebelikleri.
Çıkıp bir-iki lafı, laf eder gibi; ezbersiz, yapmacıksız, insan gibi etseler; belki dinlemeye, duymaya başlayacak dumura uğramış kitleler. Ama ÇIT yok işte.
HADEP'ten de çıt yok.
Geçenlerde Murat Çelikkan köşesinden temiz temiz sordu: "Irak operasyonu konusunda partinizin görüşü nedir? Ne DEĞİLDİR?"
Tamam Milletimizin Meclisi'nde Kürt kimliği de temsil edilsin diyoruz. Hakiki demokrasi, çokseslilik demektir diyoruz. Şunu diyoruz, bunu diyoruz da -SİZ ne diyorsunuz?
Tüm bu gürültülü sessizlik içinde herkesin oyu yalnızca kin ve nefret oyu.
Kin ve nefret, hınç ve öfke büyüyor; durduğu ya da durdurulamadığı yerde.
Ben diyelim, şeriat yanlısı değilim. Şeriat yanlısı olmadığım için de şeriatın kestiği parmak acıtır benim içimi. Şeriatın, zina yapıyor diye taşladığı bir kadın da diyelim öyle. İçimi taşlar.
Ben hakiki bir hukuk düzeninden yanayım. Faşist dönemlerden kalma hukuk enkazlarından ziyade. Hakiki bir hukuki düzene geçtiğimizde, evet, o cezalar hakiki suçların hak edilmiş cezalarıdır. Acımaz kimse.
Parmak demokrasilerde cezalar mantıksız, izansız ve acıtıcıdır oysa.