Sağlık Köşesi

Geçenlerde köyümüzün bakkalına girdim.</br>Fikret, Ray Ban'imsi gözlükler takmış, üstünde alabildiğine bir Hawaii gömleği, teybi sonuna kadar açmış içli bir 'country western' dinliyor -iyi mi?

Geçenlerde köyümüzün bakkalına girdim.
Fikret, Ray Ban'imsi gözlükler takmış, üstünde alabildiğine bir Hawaii gömleği, teybi sonuna kadar açmış içli bir 'country western' dinliyor -iyi mi?
Sanki Nashville'de otobanda giderken durmuşum da, oracıktaki bakkaldan sigara almaya inmişim. Hayır! Bin kere hayır! Bu köşede sigara kullanılmayacak, kullandırılmayacak, özendirilmeyecektir. Bu köşe, adı üstünde.
Geri sarıyoruz. Sanki arabayı otobanda durdurmuşum da, bir kutu süt almaya inmişim.
"Ne o Fikret, imaj patlatmışsın" dedim.
"Çok severim Westerni" dedi.
Şimdi bu sohbet parçasından anlayacağınız üzre, Fikret köy cool'unun cismanileşmiş halidir.
Tamam, Fikret bu da, neydi Alla'sen Bay F ve Melek'in her sabah her sabahki halleri?
Bay F bizde kalırken bunlar karga kahvaltı filan etmeden Bekir'i katıp yanlarına, hop yollara koyuluyorlar.
Neymiş? Gidip Fikret'e simit, taş fırın ekmeği, gazoz, gazete vs. alıp dönecekler.
Tamam. Yolları açık olsun, gidiyorlar.
Geri dönüyorlar ki, acılar ve azaplar içindeler. Efendim Fikret bunlara çok kötü davranmış. Hele Melek işi fantastik boyutlara dayandırdı. Her sabah dozu daha da, daha da artan bir adet Fikret'in haşin muamelesi/uğradıkları ayrımcılık/çektikleri kahırlar hikâyesiyle dönüyor.
Efendime söyleyeyim, Bekir tam karpuzların orda duruyormuş; ama karpuzlara değmiyormuş, etmiyormuş. Ama Fikret "Çekin bunu burdan, kokutuyor" diyormuş. Oysa Bekir misler gibi kokuyormuş. Tabii bunları söylerken Melek eğilip Bekir'i kucaklıyor, öpüyor. Bekir o bitmeztükenmez chowchow kalenderliğiyle aldırışsız, hehehehe nefes alıp veriyor.
Ertesi gün hain bir müşteri, Bekir'in ekmek camekânının civarından uzaklaştırılmasını istiyor. Ertes gün -aman Allahım: acı üçlüsü!
Fikret'i tanımasam gidip, "Sen benim arkadaşıma, onun oğluna ve benim kızıma nasıl böyle bir ayrımcılığı layık görürsün lan" diye dalaşıcam.
Ama Fikret gayet şahane bir tip. 'Köy cool'unun memleketimizdeki hatırı sayılır timsallerinden. "Saçmalamayın ya. Fikret iyidir. Mizah anlayışı süperdir" tarzı postmodern cevaplarla bunları geçiştiriyorum.
Bu arada Bay F'ye de seslenmeden mümkünatı yok edemeyeceğim:
'Cool', 'Cool' diye yazılar şahikalandırmayı bilirsiniz Bay F. Ama iş bir nebzecik köy olayını, köy cool'unu anlamaya gelince de, işte bu kadar da hadiseden ışık yıllarınca uzaksınız. Köyden uzaksınız! Uzaksınız! Uzaksınız! Bu toplumsal gerçeği mısralarımla yüzünüze haykırmak bana mı düşecekti?
(NEDEN BEN olayına girilir.)
En son Bay F'yle İstanbul'da bir filme gittik. Adı: 'Too Much Flesh' (Fazlasıyla Et/Etli?)
'Derinlik Sarhoşluğu'nun o güzel çocuğu vardı ya? Jean Marc Barr. Bu yaşlanmış, poposu sarkmış. (Popo mevzuuna şundan giriyorum: filmin yarısı boyunca çıplak poposunu bizlere ekspose etti.)
Bunlarla da yetinmemiş: "Fransızım, dünya yüzüne bi nimetim, ruhum var, güzelliğim var, şimdi ben Amerika'nın Bible Belt'inde (İncil Kuşağı: Amerika'nın en tutucu/tarım bölgesi) geçen bir mısır çiftçisinin dramlı durumunu haykıran pornoyla karışık ortaya bi 'sanAt' filmi attırmaz mıyım?" yapmış.
Allahım -bir film ki, yani Yavuz Özkan'ın, Sinan Çetin'inkilerin fevkinde. Biz gül gül gül ölecektik filan bir buçuk saat boyunca.
'Derinlik Sarhoşluğu'ndan rol arkadaşı Rosanna Arquette'i de kafalamamış mı bir güzel? (Daryl Hannah misali: Hollywood'un boşladığı bu kadınlar işsizlikten kendilerini dağlara taşlara vuruyorlar anlaşılan.)
Arquette bunun dindar/titiz/ve bununla (evlendiklerinden beri) 20 yıldır filan yatmayan karısı rolünde. Bu çiftçi çukurdayla, meğer ta lisedeyken çıkartılan bir rivayet yüzünden yatamıyormuş. (Penetration anxiety) Çünkü, işte 'too much flesh'. Oysa durum öyle değil. Kasabaya gelen Fransız seks yaratığı, kahramanımızla her okazyonda yatıyor ve tenasül uzvunun normal olduğunu en nihayet kanıtlamış oluyor.
Fakat tutucu, mısır üreticisi kasabaköy bu tavşanlık seviyelerini kaldıramayıp 'kahramanımızı' mısır tarlalarının ortasında linç ediyor. Gazap tohumüzümtangomısırları!
Be hey gafil! Kendini Faulkner/Williams/
avangart sanat insanı zanneden ruh ve zekâ
özürlü Fransız! Sana mı kaldı Amerikalı mısır çiftçisinin dramını ve durumunu yansıtmak?
Bay F'yle beni çok güldürdü o ayrı.
Allah da onu güldürsün yani. Ama bi daha da film yaptırtmasın. Yoksa bana şu isimle hitap etmeniz gerekecek: GAZABO -kötü filmcilerin gazap perisi.-