Şakşaklar bizden emekli diktatörümüze!

'Güneş Müftüsü', 'Ahir Ülke Peygamberi', 'Bi Zamanlar Türkiye Evreninin Tek Hâkimi' Kenan Evren Paşa efendiler gündemimizi bombaladılar sözüm ona.

'Güneş Müftüsü', 'Ahir Ülke Peygamberi', 'Bi Zamanlar Türkiye Evreninin Tek Hâkimi' Kenan Evren Paşa efendiler gündemimizi bombaladılar sözüm ona.
Tam sözüm 'ona' hakikaten. Zira söz 'bana' bırakılacak olsaydı, harikulâde bir teşbih var dilimizde; e, teşbihte de hata olmaz, 'osuruktan tayyare' demek isterdim, nitekim.
Neymiş? Federasyon önermiş de, Turgut Özal engellemiş! Hasıraltı etmiş bu güzelim zihni sinir procesini!
Kenan Evren'in resimleri Resim Âlemleri'nde ne ise, ne kadar değerli/önemli ise, bu sözlerine de Sözler Âlemi'nde ya da Siyaset Evrenimiz'de o kadar değer biçebilirsiniz.
Fevkalade cahil ve fakat bir ülkeyi istibdatı altında uzun yıllar inletmiş 1 Askeri Diktatör'ün haddinden fazla özgüveni söz konusu yine burada. (Halk arasında: Cahil Cuntacı Cesareti)
Zira Evren, vakti zamanında 'federal bir sistem' istediğini belirtirken, federasyonlardan/eyaletlerden oluşan bir ülkenin nasıl bir yönetim şekline sahip olması gerektiğine (ve pek tabii ki nasıl bir ekonomik ve demokratik olgunluğa) dair en ufak bir fikre haiz değil pek tabii ki.
Ayrıca afili olduğuna inandığı, progresif olduğuna; bu kelimeyi kullanırken onun NE anlama geldiğini de, kat'i surette bilmiyor.
Onun kast ettiği merkez tarafından ATANMIŞ (ve hatta haddinden fazla hakla donatılmış) bir nevi süper valiler sistemi. Eminim, gönlünden geçen, bu atanmışların 'seçiminin' ayrıca Uluğlar Uluğsu Genelkurmayımız tarafından yapılması filandır felandır ki-
Yani öyle olsaydı Ali Kıran Baş Kesen Süper Valiler'in yönetiminde (bir değil sekiz Evren!) bir eyalet sistemi! E, çok daha sıkı bir kontrol sistemi. 8 adet Singapur filan! (Öyle rüyalamıştır.) 'Federasyon' derken pek tabii ki bunu kast ediyor. Seçilmişlerin hesap verebilirliğinden ziyade atanmışların istibdadını!
Ve fakat 89 yaşında birden başına bir tuğla düşmüş de uyanmış, böyle bir ilerici, demokrat adammış da, yurdunda özgürlüklerin, irade temsilinin artmasından yanaymış da- Böyle 'ele' alınması, bu ele avuca gelmez şahsın gülünç yalnızca.
Bana kalır ise içinde debelendiğimiz (Kürt meselesinden yükselen dinciliğe/milliyetçiliğe) hemen her sorunun müsebbibi olan bu Cunta Lideri, neden böylesine 'şirinlenir', 'musakkalanır' peki ikide birde? Sanki çok akıl fikirliydi, zamanında çoluğumuzu çocuğumuzu inim inim inletmedi; doyamadık fikircanlığına, teori yumurtlamalarına da, her konuda gıd gıd gıdaklamalarına böyle mutat aralıklarla gündemi Hiroşima'lamasına NEDEN izin verilir?
Bir nevi regresyona uğradığı açık, yaşlanan herkeste olduğu üzre. Ama olsa olsa 1 'L'enfant Terrible' olur Evren'den. Şimdiki: fıldır fıldır dönen gözleri, tatlı tatlı sırıtması filan öyle 1 Korkunç Çocukluk da yok değil üstünde başında hakikâten, ilerlemiş yaşından gelen.
Ama sonuç olarak ülkemizde demokrasiyi tam orta yerinden bir karpuz gibi ikiye bölmüş (ne kanlar, ne gözyaşlarıyla) demokrasi sicilimizi bir daha doğrultamamamıza neden olmuş, çok zarar ziyan bir askerden söz ediyoruz hanımlar beyler burada!
12 Eylül akabinde pıtrak gibi açtığı imam-hatiplerin filan, en azından hesapçığını sormaya yeltelenemez mi diyelim, kaleminden şıprak şıprak kan damlayan ulusalcılar?
Koyu elitistler, devletçiler filan?
Yok ama! Askeriyemiz, fanatik laikçilerimiz için öylesine mutlak/öylesine sorgu suale gelmez bir 'değerdir' ki, Paşaların Bu Ennn Zararlısı'na bile sonuna kadar sahip çıkmaları, en azından asla ve kat'a hesap sormamaları gerekir. Varsın olan demokrasiye olsun!
Hesap Sorulabilirliğin Öylesine Uzağında/öylesine asude/saygın/itibarlı bir emekliliğin sularında ki Evren, arada 1 gündemi bombalayarak Alâka Ucubeliği'ni de tatmin ederek artistik ruhunun-
Bundan iyisi Şam'da kayısı yani. Çıkıp "Beni yargılayın 12 Eylül için" dese diyelim; ben bu lafını "Beni yargılayın, zira haddinden fazla hizmetim/hayrım dokundu sizlere. Yeterince doğru yargılayıp arzu ettiğim kadar taltif etmediniz bile. Bulvarlara, caddelere, liselere, okullara ismimi vermeniz yetmedi, yetmez. Bir şehrin adını 'Şanlı Evren Paşa' yapın. Ayrıca 50 yeni Türk liralık ve 100 yeni Türk liralık banknotlara benim resmimi bastırın," diye okurum şahsen. Zira antrenmanlıyım pek tabii ki Evren Okumaları hususunda.
Evren de aynen benim okuduğum gibi yazıyordur sözlerini. Özgüven fazlalığından çatlamasına ramak kalmış Bu Saygın Emekli Diktatör, son savurmasıyla da bambaşka 1 şey kast ediyor, pek tabii ki.
Kimi Amerikan reçetelerini de yalan yanlış 'okuyup' ortaya kendi sonnn mücverini kızartan bu şahsı ısrarla yanlış anlamanın, gündem kaydırmacadan başka bir karşılığı olamaz.
Ve tabii (emekli de olsa) diktatör şakşakçılığından.