Say tamam da; Arat'ı unutalım mı?

Hakkı beyle telefonda konuşurken: "Bu hafta Fazıl Say Yazmayanları Döverler Haftası Hakkı bey", dedim. Kendisini Say üzerine kalemlenenlerden (maharetle yaptığı üzre) "Bir Demet Yasemen" derlemeye, davet ettim.

Hakkı beyle telefonda konuşurken: "Bu hafta Fazıl Say Yazmayanları Döverler Haftası Hakkı bey", dedim. Kendisini Say üzerine kalemlenenlerden (maharetle yaptığı üzre) "Bir Demet Yasemen" derlemeye, davet ettim.
Yaptı da demetini zaten Hakkı bey.
Artçı sarsıntıları devam ediyor mevzuun. Türker Alkan da "tongue in cheek"ini konuşturmuş! Amanin ne esprili de müstehzi; Tarkan, Orhan Pamuk'lu listeye (2'si de Amerika'da değil bu arada) benim adımı da ekslemlemiş "Bu sanatçılara da ülke beğendirmek kolay olmuyormuş". Radikal'de bu bey DE yazabildiği için, bana gazete beğendirmek de kolay olmuyor.
"Bir gün okula giderken/Her şeye dikkat ederken/Yolda bir ihtiyarcık/Yürüdü hımhımhımhım" Ekolü'nün zirvesine hepten toptan yerleşmiş bulunan köşebazlarımız için köpürtülmeye müsait steril mi hijyenik bir çıkıştı pianistimizin dışavurumuna arka çıkmalar.
Sonuç olarak onlarla 'aynı kamptan.' Ertuğrul Özkök fırsattan istifade "Phantom of the Opera" kıvamına paranoyaladığı Aydınlar'a (kimse onlar) verdi veriştirdi. Soktu sokuşturdu! Orhan Pamuk'a nasıl sahip çıkmışlar 30 bin, 1.5 milyon YALANINI SÖYLEDİĞİ halde de; Say'ı nasıl da sahipsiz bırakmışlar. Onun omuzladığı mevzular bir nevi "başıbozukluğa" ebediyete dek intikal ettiği için; evet! Özkök tarafından savunulmak gibi bir talihsizliğe de "maruz kaldı" Say.
Ve fakat kiremit somonu tayt kadife pantolonuyla, Cehalet Zirvelerinin Everest'i (olan) B. Pamir'e röportajladığında da, başka okazyonlarda da Fazıl Say'a gayet eleştirel/şüpheci/sert yaklaşmış bir kalem olarak, yanında olmaktan/ona hak vermekten imtina etmedim kendi adıma.
Evet, antipatik bir şahsiyet. Evet, egosunun nasıl da şişirildiğini annesinin babasının son demeçlemelerinden de izleyebiliriz. Evet, Taşkın Dâhi Pianist (Prodigy) Numeroları'na katlanamam kaygısıyla hiçbir konserine gitmedim.
Nâzım Hikmet'in olsun, bir aile dostumuz olan ve alabildiğine sevdiğim/saydığım Ruhi beyin (Su) olsun isimlerinin onunla aynı kefelenmesi, ruhumu ziyadesiyle muazzep etti. Günler boyunca.
Ama Say'ın söylediklerini söylemeye nasıl yerden göğe kadar hakkı varsa (şimdi bir de TERCÜME HATALARI limanına sığınmaya çalışıyor) hükümetin ikinci adamı Dengir Mir Fırat'ın da o kaba sözleri etmeye o kadar hakkı yoktu. (Hakiki Demokrasi'ye geçmemeye HEPTEN karar vermemişsek tabii.)
Say'ın gitmek "arzusunun", Pamuk'un direktoman ifadelendirmemiş olsa da mecburi "bir ayağı yurtdışında" konumunun şöyle ya da böyle tartışılıyor olmasına karşılık; benim kanıma çok fena NE dokundu biliyor musunuz?
Arat Dink'in Belçika'ya zorunlu yolculuğunun, hiç kimsenin radarına girmemesi kaygusuzluğu!
Çocuğun önce babasını öldürdük.
Sonra da babasının bir diğer çocuğu sayılabilecek Agos'un başına geçti diye "Mahkemelerimizde Cezalardan Ceza Beğen Ey Ermeni!" tarifesini harekete geçirdik!
Hrant Dink'in Reuters'e vakti zamanında verdiği mülakatı ALINTILADIKLARI için Agos'ta, "mahkûmiyetle" taçlandırıldı Arat Dink.
Benim son mahkûmiyet kararım için "Hrant Dink Tarifesi" tabirini kullandı avukatım. Mesela.
Başka gazeteler de aynı röportajdan alıntılar yaptı; ama ancak Agos'tan iki sorumlu kişi bu cezayı aldı.
Tehditlerin haddi hesabı yoktu anladığım kadarıyla Arat Dink'in aldığı. Yeni Hedef olarak konumlanmasına da ramak kalmıştı. (Ya da kalmamıştı.)
Vatansever Bir Ermeni Ailesini, bunca acıyla yıktıktan sonra, mahkeme salonlarında içlerini adaletsizlik potansiyelimizle yaktıktıktan sonra, Türkiye âşığı Arat Dink'in iki küçük kızı ve eşiyle Belçika'ya sığınmasına da sebebiyet verdik.
Gidecektir. Gelecektir. Babacığının sevgili evladı Agos'u hepten tert etmek muhakkak içine sinmeyecektir.
Ama Say'ın gitmek "arzusu" yankı yankı yankılanırken "Dünya Ateşten Bir Top Top da Hepten Yuvarlaktır" Köşeciler Âlemi'nde, Arat Dink'in zorunlu ayrılığı üstüne kalemlerinin münasip bir yerlerinde resort'lanıyor olmasını HİÇ anlamadım.
Ya da çok anladım da, bir kez daha tiksindim. Cümlesinden. Diyelim.