Selami Şahin öğretisi

Bilmem fark ettiniz mi?</br>Bir nevi öğreti arayışıdır gidiyor.</br>Cephemde yani.

Bilmem fark ettiniz mi?
Bir nevi öğreti arayışıdır gidiyor.
Cephemde yani.
İstiyorum ki hayatın her alanını kaplayacak bir öğreti edineyim. Sonra da düşünmemeyim, etmeyeyim -öğretime dayanıp günümü gün, haftamı hafta, anımı an edeyim.
En son işte Lale'nin yazısında okudum, pavyon sahibi Hilmi beye sormuşum: "Buranın öğretisi nedir; bu öğretinin bir parçası olabilir miyim?" diye.
Ayrıca öğreti herrr yerde aranır. Pavyonda da, süpermarkette de. Bu konuda önyargılı olmanın âlemi yok yani.
Mesela 'öğreti'yi doğru yerde aramacıların kalkıp gittiği Hindustan aşramları?
Oralarda mı gizli 'öğreti' yalnızca?
Ordan dönenleri de görüyoruz. Ölü gözler, frozen gülüşler. Bir nevi ruhsal lobotomi geçirmiş gibi dönüyorlar.
Öğreti sahibi olmak yani, dünyada iğreti durmayı mı gerektirir?
Ya da öğreti sahibi olunca, bir nevi trans haline esir düşmek? Ruhu öldürmek? Şart mıdır? Zombileşmek?
Hem öğreti olsun, yukarda trapezde numaralarımızı yaparken düştüğümüzde, sağlam bir ağ olsun yani.
Hem de öyle 'Ölü Canlar' tarzına girmeyelim. Yani öğreti mantıklı miktarda 'hayatiyet'de ihtiva etsin.
Bunca tanımdan sonra 'Kardeşim madem bu kadar ondan şu kadar/bundan bu kadar diyorsun; yarat o zaman kendi öğretini' de diyebilirsiniz hani.
Olmaz ama. Başkası pişirsin biz yiyelim.
Öğreti öyle öğrencilikle ilgili bir şey. Öğretmenlikten ziyade.
Hayatımızın orta yerini bu öğreti arayışı bir korsan bayrağı gibi kaplamışken, imdadımıza bu pazar günü Milliyet Pazar'da yayımlanan Selami Şahin röportajı yetişti.
Acaba olduk (öğreti arayışındaki aşırı mazbut ruh, kendinden çoğulla söz eder) aradığımız öğreti, Selami Şahin'in şahsında mı gizlidir?
Şimdi 'Mumya Firarda' diye bir film, herkesi isyanlara sevk etti ya.
Ben gitmedim, görmedim.
Bu kadar rezil film mi olurmuş?
Kardeşim 'Komser Şekspir', 'Kahpe Bizans', Levent Kırca'nın 'Son'u iyi filmlerdi de; bu mu berbath film yani?
Yönetmen çocuğun da haklı olarak kalbi kırılmış. "On yüz milyon baloncuk, pardon, dolar bulduk" diyor film için. Yani en azından yönetmenlerin finansal dehasını takdir etmeli insan. Tüm o berbath filmleri için n'apıyor/ediyor bi yerlerden acayip meblağları tokatlıyorlar.
Türkiye'nin En Sıkıcı İnsanları şahsi listemde daima ilk beşin içinde mevcutlu olan Teoman da, film boyunca hep o 'frozen margarita' kıvamını 'konuşturmuş.' Onun öpüşme sahneleri yüzünden Cem Yılmaz
6 ay öpüşmeyecekmiş.
Öpüşme kardeşim. Senin öpüşme havadislerini de takip etmek durumunda kalmayalım. Şimdi Teoman'ın kalbini kırmakta mıdır; bu kırık kalp onarılır mı -böyle kaygıları yok anlaşılan Sn. Yılmaz'ın. Kendisinde -naçizane- bir öğreti eksikliği tespit ediyorum.
Büyük reklam yıldızı Yandım Yandım Alanson, kendisini iyice öğretileyememiş işte.
Her neyse Selami Şahin 'Mumya Firarda'da Mısırlı bir komseri acayip başarıyla canlandırmış. Bu nedenle cereyan ediyor röportaj.
Bir yerinde de benimle ilgili bir soru ve cevabı var. Bana ihbar edildi sabahleyin, Selami Şahin'in cevabı. Ben gazeteleri maddi imkânsızlıklar nedeniyle düzenli olarak takip edemiyorum zira. Öyle şahane konuşmuş ki benim için Şahin.
"Düşünüyoruz en son aldığımız duyumlardan sonra. Tabii ki çocuklarım da, eşim de, herkes çok sevindi. O insana sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Benim için büyük onur ve şereftir o romanda adımdan sık sık söz etmesi. Böyle insanın eli öpülür. Tanıma fırsatım olursa onur duyarım. Beni çok mutlu etti."
(Metinde O İNSAN olarak geçen benim bu arada. Uyuyan Okur, uyan da manifaturacılar çarşısına gidelim. Bi mukabele. Ben de acayip onur duyarım. Kitabımı yazarken, şarkılarını dinleye dinleye Selami Şahin-altı olmuştum denilebilir. Yemin) Türkçenin en şahane eserleri Selami bey. Ama beni Selami Şahin öğretisine girmeye teşvik eden şu cevabı oldu?
"Kasetlerinizin adını sormamda bir sakınca var mı?
Kimseye söylemedim daha.
O çıkmadan sırdır biliyorsunuz.
Teşekkür ederim."
İşte bu cevap beni "Aradığım öğreti bu!" çizgisine ışınladı.
Gerisi sırdır biliyorsunuz.
Teşekkür ederim.