Sezer'in çıkışı

Cumhurbaş-kanı Sezer, 'sert' çıkmış: "Başörtüsü kamusal alanda serbest bırakılamaz. Toplumun gündeminden çıkmış başörtüsünün yeniden sorun yapılmasının kimseye yararı yoktur."

Cumhurbaşkanı Sezer, 'sert' çıkmış: "Başörtüsü kamusal alanda serbest bırakılamaz. Toplumun gündeminden çıkmış başörtüsünün yeniden sorun yapılmasının kimseye yararı yoktur."
Sonra çok ciddi bir spekülasyon: Sezer, TBMM Başkanı Bülent Arınç kendisini uğurlamaya türbanlı eşiyle bir kez daha gelmesin diye, Almanya'ya kendi eşini götürmekten de vazgeçmiş. (25 Kasım 2002, Hürriyet gazetesi).
Türk halkının özgür iradesiyle, ezici bir çoğunlukla seçtiği partinin Meclis Başkanı'nın karısı başörtülü işte.
Daha önceki uğurlamada Münevver Arınç'ın tüm ilgililerin elini kuvvetle sıkarken, herkesin gözünün içine bakarken çekilmiş görüntüleri, zihnimizin perdesinde kayıtlı hâlâ.
Semra Sezer'le Münevver Arınç'ın yan yana yürürken -her ikisi de gülümsüyorlar, başları dik, gözleri yukarıda- görüntüleri de öyle.
Madem Meclis Başkanımızın eşinin başı bağlıdır, bu bir veridir, şimdi başörtülü bu eşin evde gizlenmesini, ortalık yerlere, uğurlama ve
karşılama törenlerine çıkarılmamasını, mümkünse fotoğraf vermemesini talep etmek -bu mudur yani istenen, münasip görülen, Cumhuriyetimizin
ilkeleriyle çelişmeyen, kadın hak ve hukuku açısından arzu edilen?
Ben sayın Sezer'in Almanya yolculuğuna Semra Sezer'i götürmemesinin bambaşka sebeplere dayanıyor olmasını ve yapılan tüm bu 'Arınç'ın eşi gelmesin diye' spekülasyonlarının gerçeklikle uzak yakın hiçbir ilişkisinin bulunmamasını can-ı gönülden diliyorum.
Cumhurbaşkanı Sezer eski bir Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, şimdi de kuşkusuz devletin başı olarak, kendisinden beklenen açıklamaları yapıyor olabilir.
Ama ben bu türban mevzuunda ne denli 'Cumhuriyet Kızı Natürel Refleksi' özürlü olduğumu; türbanın gerek kamusal, gerekse sivil alandaki varlığını kişisel hak ve özgürlüklerin bir parçası olarak görmekten bir türlü usanmadığımı defalarca belirtmiş bulunuyorum.
Diyelim bu demeçten yaptığım kısacık alıntılamada dahi, bir sürü şeyi havsalam almıyor.
'Toplumun gündeminden çıkmış'
Şimdi peki başörtüsü 'toplumun gündeminden' hakikaten çıkmış vaziyette midir?
Eğer bir şey yasaklanırsa, kamusal alandan men edilirse, o ŞEY'den kurtulmakta mıyız?
Diyelim aynı şey Türkiye'de düşünce özgürlüğü için de söz konusu edilebilir mi?
Şu ve şu ve şu konularda düşünmeyi ve bu bu düşüncelerinizi ifade etmeyi yasaklarsanız, diyelim tüm o konulardaki düşüncelerimiz, 'gündemimizden' çıkmış sayılmakta mıdır?
Yani o düşünceler artık yapılamaz mı? Var olamaz mı? Herkesin beynine uygulanan ilginç bir lobotomi ameliyatıyla 'o tarz' düşüncelerden tam anlamıyla kurtulduk mu sayılmalıyız?
Peki 'gündem' nedir? Gündemi kim belirlemektedir?
Gündem, bir şey yasaklandığı anda, belirleyenler tarafından ortadan kaldırılan konulardan oluşan bir emir ve komuta zincirinden ibaret midir?
Gündemimizde olsaydı yani başörtüsü, yeniden sorun yapabilirdik. Ama gündemden 'çıkarılmış' başörtüsünün 'yeniden' sorun yapılmasının 'kimseye' (kimlere?) yararı dokunmayacaktır. Bu konuda devletin tepesi kararlıdır.
Türkiye'de yaşayan toplam kadın nüfusun hemen hemen yarısının, şu ya da bu modelde, başı bağlıdır. Bu kadar çok sayıda kadını ilgilendiren bir sorun, maalesef gündemden çıkarılamaz. Gündemden çıkmış -siz ne kadar öyle saymak isteseniz de- sayılamaz.
Bu 'gündem' tanımı bana en çok Piaget'nin 'çocukluk dönemleri'nden birinin tanımını hatırlattı. O başlangıç dönemlerinde bebek için, oynadığı top karyolanın altına girerse, yani görme alanından çıkmışsa YOK sayılıyor, YOK oluyor. O aşamadaki bir bebek topun şu an gözüne görünmediğini; ama diyelim yatağın altında arkalarda bir yerlerde durmakta olduğunu henüz algılayamıyor.
Siz ne denli bir olguyu yasaklayarak gündemden, mevcut evreninizden kaldırdığınızı varsaysanız da, o sorun üstünde konuşup anlaşıp karşılıklı bir mutabakata (her iki tarafın da rızasıyla) varmadığınız sürece O SORUN, orda, aynen öyle durmaya devam edecektir.
Gündemde olmadığını, dolayısıyla varolmadığını varsaydığınız bu sorunun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları nezdinde ne denli önemli bulunduğunun en bariz kanıtı AKP'ye giden oylar değilse, nedir?
'Kamusal alanda türbanın serbest kalıp kalmaması' da demokrasinin sınırları dahilinde, tabii ki yeniden tartışmaya açılabilecek bir mevzudur.
Demokrasi sizlerin belirlediği fiks gündeme göre değil de, kendi doğal taleplerine göre, her gün yepyeni bir gündemle karşımıza çıkabilir.
Şunu da anlamıyorum: Madem başörtüsünün sorun yapılmasının kimseye yararı yok, serbest bırakalım başörtüsünü. Bu yararsız sorundan
toptan kurtulalım.