Sınır İhlalleri

Başlığı yazdım. Altını çizdim. Sonra düşündüm 'Sinir İhlalleri' mi yapsam diye. İkisi aynı şey zira.

Başlığı yazdım. Altını çizdim. Sonra düşündüm 'Sinir İhlalleri' mi yapsam diye. İkisi aynı şey zira.
Öyle 1 yazı olacak ki bu: bikaç gündür kendime dair kafamda dolananlardan (kuyrukkuyruk) oluşacak. Ama 'İyilik yap. Denize at. Hâbil anlamazsa. Kâbil anlar'- misali. (Ki, çok severim bu lafı.) Kimse anlamazsa Ayçaşenbaşkan anlar. O bir netice çıkarır kendine dair. Hayırlı, uğurlu olur. Olsun.
Süper bir durum yaratıklandırdım. 30 yıllık bi arkadaşımı bir nevi Psikanaliz Tahtası olarak 'kullanıyorum'. Açıyorum telefonu: "Ya ben şuşuşu meselelerde tekrara giriyorum. Hep aynı yanlışlar"- vs. vs.
O da harbiden İstisnai Akıllı'dır.
Ve fakat bundan mühimi: 30 yıllık yakın/en yakın arkadaşım. Dolayısıyla avucu(mun) içi gibi biliyor beni.
Ben şimdi 1 Yabancı'ya gidip kendimi anlatamam. Kaç yılımızı alır tanımamız/tanımlamamız birbirimizi. Korkarım, çekinirim, utanırım. En mühimi: GÜVENEMEM. Zekâsına filan da güvenemem.
Altımda çok tanıdık, çok enine boyuna, çok sıkı dokunmuş bir zekâ olmalı ki, ben böyle bırakayım/bırakabileyim trapezde sallanıp sallanıp kendimi, aşağı.
O toparlasın ağlarıyla sözlerimi. Hem hiçbi yerim acımasın, mahcup olmayayım; hem de en baba analizleriyle tutsun aynayı ruhuma. Dayasın neşteri. Ki, tekrara girmekten kurtulalım Hayat Kâbusu'nda.
Bu 'lüks' niye daha önce aklıma gelmedi, bilmiyorum. Arkadaşımla daha az görüştüğümüz zamanlar oldu, vardı.
Bu, olabilir.
Bir de gençken herkesin Çiftleşme Ritüelleri hayatlarını kaplıyor: Çok çift, çok çiftlik kişilerle görüşemiyorsun. 'You buy one/Get the other freeee' hesabı-
Bir arkadaşı görmek hatırına, yanındaki kişiye/dişiye katlanamayabiliyorsun.
Ben katlanamıyorum yani.
Ki benim Kat Sayımın düşüklüğü ve bu düşüklüğün içindeki sinsi yüksekliği meselesine DE geleceğiz.
'Square root of one' da sevdiğim laftır. 'Birin kare kökü'nü çıkarınca, pek çok şey TEK ÇOCUK olmaya bağlanıyor.
Nasıl bazı milletleri on yıllarca TEK ADAM idare ediyorsa- Madden ve manen.
Yüz yıllarca 'idare etmesini' de bazı limited beyinler planlıyorsa/arzuluyorsa-
Bir anne ve bir baba BİR ADET ÇOCUK üretiyorlarsa, o çocuk hayat boyu TEK ÇOCUK kalakalıyor. Çok mühim dinamikleri var TEK ÇOCUK olmanın.
TEK ADAMLI milletlerin dinamikleri nasıl farklı (olabiliyor) ise, aynen öyle.
Apayrı bir sakatlık hali. (Sosyolojik paralellik kurma hastalığı da, on senelik köşeciliğin tezahürü. Olsa gerek.)
Bu arkadaşımla işte, son zamanlarda, hayatın kavşakları bizi yakınlaştırdı. Bende de bi oportünistlik ya da rastlantı ve gereklilik: çok faydalı bir eser'e dönüştürüverdim arkadaşımı kendimi okuma(k) açısından.
Zira çok hatalı kişiler değiliz hiçbirimiz biliyor musunuz? Çok çeşitli hatalardan mürekkep(balığı) olsak- 'Çeşit Çeşit Hatalar Fuarı' olsak, bu denli hazin olmayacak.
Daha anlaşılır/neşeli olacak.
HEP AYNI HATALARI TEKRARLAMAKTAN İBARETİZ! (Basit! Ama öyle.)
AYNI HATA nasıl böylesine kılık değiştirip şekilden şekle girip yepyeni/gıcır gıcır/umulmadık/beklenmedik bir hataymış gibi, musallat oluyor hayatımıza; inanılır gibi değil!
Gidip gidip aynı numero'ya, daha önce yaptıklarının aynısı değilmiş, aynası değilmiş gibi toslamaca.
Ne başlığın hakkını verebildim, ne mevzuun. Zira hem yerimiz, hem yenimiz dar bugün. Bu bir antre oldu, demek ki.
Yarın benim canalıcı mevzum olan 'Sınır İhlalleri: Hakiki'yle devam edeceğiz. Yola. Aynı levhadan içeri habire dalmamak üzre.