Tarama

Oturmuş yazımı 'öyle' koşullarda yazıyorum ki, görseniz ağlarsınız.</br>Ama belki sizler de öyle koşullarda okuyorsunuz ki, ben sizi görsem (gözetleme deliğinden) ağlarım </br>-ödeşmiş oluruz filan.

Oturmuş yazımı 'öyle' koşullarda yazıyorum ki, görseniz ağlarsınız.
Ama belki sizler de öyle koşullarda okuyorsunuz ki, ben sizi görsem (gözetleme deliğinden) ağlarım
-ödeşmiş oluruz filan.
Yazımı yazayım, bir mevzum olsun diye yani, gazeteleri taradım.
Acayip acayip şeyler.
Metin Şentürk DYP'ye girmiş mesela. Biliyorsunuz Metin Şentürk yalnızca bir 'görme engelli' değil, görme engellilerin en şeni. Sürekli gülsün, oynasın, gırgır şamata -ben çok isabetli buldum kendisinin DYP tercihini.
Tansu Çiller'in hâlâ, halen, inatla, kanırta kanırta -alias Badire Çiller- başında olduğu bu muhteşem partiye, evet Metin Şentürk'ün de gitmesi, yani girmesi gerekir.
Arto'nun gözlemi doğru: Türkiye'de 'sicil' diye bir olay yok. İstediğin kadar savur dağıt, dök batır, yeter ki yüzsüz ol/arsız ol/direngen ol/yapış mevkiine ve bekle. Mutlaka sıran geliyor. Mutlaka sana birileri yeniden, yeniden sıfır kilometre bir umutmuşsun gibi sarılıyor.
Bakın mümtaz vatanımızda şimdilerde Tansu Çiller'in başbakanlığı konuşuluyor/ konuşulabiliyor.
Kendisi televizyon kanallarında izzet ve ikram zamanlarına yeniden yükseldi. Çıkıp 'masalcı teyze' vurgularıyla 'Bakın' diye başladığı 'içerik özürlü' konuşmalarını yeniden topaçlıyor.
Kaliteli/sarışın/Batılı/muhteşem kadın.
İyi ama o berbat filmin hazin sonunu daha izleyeli kaç zaman oldu ki?
Nitekim Benazir Butto da seçim kumpanyasını Londra'da başlatmış. Kendisini çok çok benzetirim bizim Direngen Leydimiz'e.
Eminim Pakistan da, Benazir Butto ve kocasına hasret kalmıştır. Yanılmıyorsam onun kocası ağır dolandırıcılık vakaları nedeniyle hâlâ hapiste. Bizim Benazir'in muteber eşinden en son bir tekne gezisinde haber aldık. Son zamanlarda 'low profile' olmaya aşırı bir hassasiyet göstermekte ki; bu bile başlı başına 'ilgi' çekici. Arsız Otu modeli, gerikalmış ülkelerin 'hybrid' demokrasilerinde, geçerli bir akçe yani.
Bir de acayip kıl olduğum büyük bir Türk başarmışlığı öyküsü var.
Adamın biri Hollywood'da birkaç filmin afişini tasarlamış. Bunlardan biriyle de bir afiş tasarım ödülü kazanmış. Bir kere bu ödül habire afiş dünyasının 'Oscar'ı/Nobel'i/karadeliği' filan diye pazarlanıyor da pazarlanıyor.
Özellikle Sabah gazetesi bir hafta geçirmiyor ki, bu müthiş tasarlamtırkmacının yeni bir üstün başarısını bize muştulamasın.
Milliyet de çok hassas bu konuda: Çocukcaaazın bu hain zaferleri, aman Los Angeles şehir sınırlarının ufarak bi daireciğinin içinde yok olup gitmesin.
Biz de duyalım! Biz de gönenelim! Zil takıp kutlayalım!
Çok da artistik biri: Habire anlamlı poz poz resimler yolluyor. Onu görelim!..
Bu dizginlenemez yaratıcılık şelalelesi, hiç üşenmemiş etmemiş, yarım düzine kadar nikâh davetiyesi tasarlamış afiş tipi. Hani evleniyormuş pek yakında; akıtacak yaratıcılığını, yakışıklılığını, kara kaş/kara göz/kirli sakal/bakın bana/tanıyın beni/tanıyın beni beni krizi.
Amanin bu nikâh davetiyelemeleri çarşaf çarşaf ağzımıza burnumuza dayanmış gerek Sabah'ta, gerek Milliyet'te.
Bu sene, tüm Documenta tarihinde ilk defa, bir Türk: Kutluğ Ataman, işiyle kabul edildi.
Video çalışmasıyla. Hürriyet pul kadar duyurdu bu hakikaten büyük başarıyı.
Ama kim takar gerçek sanatçıyı?
PR adalelerin, ilişki cambazlığın kadar konuş. Zevzek davetiyelerini -utanmadan etmeden bi ortaokul çocuğunun attıracağı- yüzbin yılın en bir yaratıklandırıcılığı olarak sunsunlar dursunlar.
Daimi bir Sinan Çetin hadisesi!
Hani Demirkazık diye bi antik antikacı var. Resümesinde üç-beş üniversite değiştirmiş, Zıpırdak Erbil'in kayınvalidesine sataşa sataşa bir nevi kadrolu oldu. Durmadan ortalıkta.
Kadın, muhtelif müstehcenlikte kıyafetlerle AKP'nin giriş kapısında poz veriyor habire. Bir nevi 'AKP belalısı' gibi, bir pozisyona konuşlandırdı kendini. Parti binasının içinde ayılıp bayıldıklarına, sinirden ter ter tepindiklerine eminim; yeni imajlarına halel gelmesin diye terslenemiyor da AKP'liler. Tevekkülle geçiştirmeye yeminliler.
Onun o akıllara feza 'adaylığamüracaatahavuzdangeldim' serisi var ya, yılın kavramsal sanat olayının BU olduğunu düşünüyorum.
Kavramsal parça kaynıyor bu topraklar, kıroluğu uzaklarda, öyle Los Angeles'larda filan aramayın yani. PR üstatlarını da.