Teröriste 'terörist' demem; terörist benim olmayınca

Takside Deniz Seki söylüyordu: Kendi sözleri, kendi sesi. İle.</br>Hem sesi güzel, hem kendisi güzel, hem sözleri güzel.</br>İşsiz Bakkal CHP, Kral TV'de haberleri sundu diye Meclis'i gündemledi ya.

Takside Deniz Seki söylüyordu: Kendi sözleri, kendi sesi. İle.
Hem sesi güzel, hem kendisi güzel, hem sözleri güzel.
İşsiz Bakkal CHP, Kral TV'de haberleri sundu diye Meclis'i gündemledi ya. Nasıl sunarmış TMSF'nin müzik kanalında Deniz Seki haberleri!
Magazin Baskını da takık kıza. Yok 'Şişti!' yazarlar. Yok 'Pişti!' yazarlar. Böyle bir takmaca menüsü.
Meşreplerine uymuyor Deniz Seki: onlar için fazla dürüst, fazla samimi zira.
1 Lerzan Mutlu Zaviyesi'nde, 1 Yeşim Salkım Sosyopatoloji Mertebesi'nde değil: ağırlanmıyor, ağırlanmayacak da. Kan uyuşmazlığı!
Ben Mehmet Ali Birand olsam (yakışır da ona böyle 1 şövalyelik) "Buyrun, siz sunun" derim bir gece ana haber bültenimi Deniz Seki'ye.
Neden olmasın? Böyle dayanışmalarla burası bi şeye benzeyecekse benzeyecek.
Kazandığı ödülü almaya, sahneye çıkarılmayan Küçük Türbanlı Kız yalnız değildi mesela. Kozan Belediye Başkanı da onunla birlikte salonu terk etti.
Ama Arat Dink yalnızdı: yapayalnız.
O şimdi Belçika'da. Burda onunla hiçbir dayanışma sergilemedik. Kalmasın buralarda. Gitsin harbiden. Buraları fazla güzel.
DAYANIŞMAN KADAR KONUŞ!
Slogan, bu olmalı. Onun için benim de susmam icap ediyor mesela. Bu denli her neviinden dayanışmadan yoksun iken.
Salı akşamı Kanal D Ana Haber'de Aysel Tuğluk'la mülakat yapmaya çalışıyorlar Meclis'in bahçesinde.
Çalışıyorlar: zira 1 başkomser gelip "Hayır! gidin! burada, bu saatte yassah hemşehrim!" yapıyor. Çok kuralcı. Çooook.
Oysa o saatte, o bahçede, o görüşmeyi yapmaya hakları var. Kanal D muhabiri söylüyor: "Hakkımız var burada görüşmeye."
Aysel Tuğluk mesele çıkmasın istiyor. Çok uyumlu, uzlaşmacı davranıyor Meclis Bahçesi Mülakatlarından Baş Sorumlu Başkomser'e.
DTP'li Aysel Tuğluk olmasaydı da, Ağır Ağbiler Partisi'nden 1 Ağır Ağbi olsaydı o yersiz, zamansız, en mühimi haksız müdahale yapılacak mıydı?
Hayır, hiç zannetmiyorum.
Meclis Bahçesi'nde milletvekili kimliğiyle DAHİ Kürtler ayrımcılığa uğruyorlar. Mezalime uğradılar on yıllarca. Uğrayacaklar.
Ne denli içselleştirseler de Kürtlere Standart Zulüm Uygulamalarını, Meclis'in bahçesinde BİLE ne denli sineye çekseler de-
Hayır! Yetmez! Türkler'e hiçbir şey yetmez. Öncelikle "Ayrımcılığa uğramadık!" demenizi isterler. "Soykırıma uğramadık!"
"İtilmedik. Kakılmadık. İç güveysinden halliceyiz. Bir elimiz yağda, bir elimiz bağda. Burası şahane topraklar. Teşekkür ederiz."
Böyle demenizi isterler. TOPTAN İNKÂR.
Bir de tabii PERAKENDE İNKÂR TARİFESİ var: Bi şeyleri inkâr etseniz, yeni bi şeyler daha bulur çıkarır onları da inkâr etmenizi isterler.
Çorap Söküğü gibi bir inkâr politikasına dayalı Bu Topraklar.
Elinizi inkâr etseniz, kolunuzu da inkâr etmenizi isterler. Başınıza kadar uzanır işler. Başınızı da inkâr etmeden VAR olamazsınız. Rahat bırakmazlar.
Oysa DTP'de 1 Tozbezi Darbesi'yle 'güvercinler gidip yerine şahinler geldi yönetime'. (Ana Haber Bülteni Dili)
Aysel Tuğluk'la bu mevzuları konuşmak istiyor Kanal D muhabiri. Aysel Tuğluk da mühim şeyler söylüyor.
Ama işte yarıda kesiliyor mülakât.
DTP öyle 'homojen' bir parti/bir topluluk değil oysa. Aynen AK Parti gibi DTP de bir nevi koalisyon.
'Milli İrade' NE diye tutturuyor DTP'ye? "Terörist deyin PKK'lılara" diye tutturuyor. Kod adı Milli İrade.
Onlar da "Diyemeyiz terörist' diyorlar. Bu kadarını dahi binbir güçlükle ancak, söyleyebiliyorlar.
"Biz kesinlikle PKK'lı değiliz. Ama onlara da terörist diyemeyiz." Bu duruş'un (kıstırılışın belki de) özgürlüklerin en mühimi olan Vicdan Hürriyeti'nin sahasına girdiğine dair, çok mühim bir yazı yazdı pazar günkü Radikal'de H. Gökhan Özgün.
Sonra çıkıp MHP'nin Gülü Mehmet Gül "PKK'lılar da bizim şehidimizdir," diyebiliyor.
Milletin Gülü Mehmet Ağar "Dağda silahla gezeceklerine, düz ovada siyaset yapsınlar," diyebiliyor.
Oyunu MHP'ye verdiğini açıklamış olan Büyük Akil Hıncal Uluç, "DTP'ye zaman tanımalıyız. Meclis'teki varlıkları çok önemli," yollu akıl/fikir yazıları yazabiliyor.
Yani DTP'lilere tanınmayan ifade özgürlüğü, bana tanınmayan ifade özgürlüğü; eski faşistlere/yeni faşistlere/eski polislere/yeni polislere/eski ultralara/yeni ultralara tanınabiliyor.
Onların bu radikal lafları yuvarlamalarında hiçbir sakınca yok. Benimkinde var.
Neye dayanarak?
Neye dayanarak Kürtler'e dayatılan sorgu sualin milyonda birine hiçbirimiz tâbi olmama hak ve özgürlüğüne sahibiz??
NEYE dayanarak bize bu eşitsizlik dayanıyor? Dayatılıyor?
Tabii ki HİÇBİR ŞEYE. Karşımızdaki amansız güç tam da bu: Hiçbir Şeyin
Gücü. Sonsuz Güç. Sınırsızlığın Gücü. Kuralsızlığın İktidarı. Karanlığı.