'The' Secret

Babam ölmüştü.</br>Elektrikler kesilmişti.</br>Doğalgaz faturası kol kadardı.

Babam ölmüştü.
Elektrikler kesilmişti.
Doğalgaz faturası kol kadardı.
Son sevgilimi -su tesisatçısını- motosiklet kazasında kaybetmiştim.
Onun acı kaybı üstüne yazdığım kompozisyon ödevi Kasabanın Gazetesi'nde çıkmıştı. Ama başka 1 şey daha yapmam gerekiyordu.
Bi gün bahçede ebleh ebleh otururken 1 karga başıma yüz elli yıllık bir kitap düşürdü; sırrı bulmuştum: 'The Secret'.
Artık paraya pula/adam kafalamaya doyamayacaktım.
* * *
Ünlü Yünlü Yazar Madara'yı madara etmek istiyor, bi türlü başaramıyordum.
O yöntemi deniyordum olmuyordu; bu entrikayı çeviriyordum, entrika (lastik gibi) bana çarpıyordu.
Konu Mankeni günlerime dönecem diye acayip korkuyor, kocamın koluna yapışıyordum. Derken 'The Secret'ı okudum.
Kitaptaki Yöntem'e yoğunlaştım.
Başarmıştım.
Madara'yı rezil etmiştim. Mutluluğum sınır tanımıyordu. Atatürk Değerlerine de tapıyordum.
Teşekkürler 'The Secret'!
Şimdi de Ermeni Tezi'ni çürütmeme yardım et, ne olur. Vatanımı kurtarıcam bi kere. Olmaz mı, lütfeeen.
* * *
Sosyopat olduğunu inkâr eden cinsinden 1 sosyopattım.
Attığım palavraların haddi hesabı/başı sonu yoktu.
Gittiğim her okuldan kovulmuştum. Bana ihsan edilen her 'post'ta başarısızlıktan başarısızlığa koşmuştum.
Ama içinde yeşerdiğim Sosyopatlar Diyarı'nda bütün dangalaklıklarım/dolanlarım/zırvalamalarım büyük 1 Özdeşleşme Katsayısı yaratıyor, yükseldikçe yükseliyordum. (Bu cümleyi de amcama yazdırmıştım; zira ben ancak bir buçuk satırlık gevelemeler kıvırırdım. Bunu da!)
Sonra yine kapının önüne konuldum.
Ferrari'mi+Maserati'mi sattım.
2 elma, bi de 'The Secret' aldım.
Aynen benim Sonsuz Coşku+Patolojik İyimserlik+Bitmeyen Palavra tekniği, kitapta öğretiliyodu. Rahatladım. Mutlu oldum.
Yoluma tam gaz devam ettim.
* * *
Beni Geribırakılmış Halk Roman-tikk Prens diye çağırıyordu.
Aşk Zımbırtılarımı kitaplaştırıp kendimi ilahlaştırıyordum. Mutluydum.
Patates Adam'a da benziyor; bunu basit fısıltılarım ve telsiz gözlüklerimle gizliyordum.
Sonra çok palavra attığım ve 1 Mahalle Kızı'na çattığım için modam geçti.
'The Secret' hayatıma o aşamada girdi. Eski güzel karıma, sıcak yuvama, burjuva taklidime döndüm.
Şimdi yine 'The Secret'ı okuyor, esasında en çok istediğim şeyi, artık emekliye ayrılmadan rock yıldızı olmayı umut ediyorum.
Harun oldu, ben niye olamıyorum?..
* * *
Arkadaşım negatife yoğunlaşıyor, Çekim Yasası Yöntemi'ni ('The Secret'tan) uyguladığı halde başaramıyor da, başaramıyordu.
'Re-lax' dedim.
Bunu da tabii 'The Secret'tan öğrenmiştim.
O gece 3 laksatif atıp birbirimizin kollarında
ağlaya ağlaya uyuduk-
Sabah kalktığımızda isteklerimiz gerçek olmuştu: kulaklarımız uzamış, kuyruğumuz çıkmıştı.
Artık Eşşekler Adası'nda 2 Genel Müdürdük. Hatta ben Baş CEO, o Genel Yayınsama Genelmüdürüydü.
Her şeyi 'The Secret'a borçluyuz. (Ve tabii TMSF'ye.)
* * *
Çok volkanlı, çok havalıydım.
Eski Sevgilimi yıllarca gazlamış, sonra da bir foto muhabiriyle gerçekleştirdiğimiz esrarengiz nikâhımızın fotoğraflarını, Yüzyılın Kadını olarak gazetemde çarşaf bohça bastırmıştım.
Sonra Eski Sevgili/Yeni Kocamın kokain tüccarı olduğu ortaya çıtı. Bunu ortalıktan gizletip yeni 1 zengin adamla sevgililendim.
İlgi çekmediğim tavana vurunca 'The Secret'a yöneldim.
Edison da öyleymiş.
Şimdi Evli ve Seksli diye 1 fotoğraf albümü bastırıp yeniden yeri yerinden devşiricem.
Hello The Secret! En seksi ben değil miyim?
* * *
Edepsizlikte üstüme kimseler yoktu.
Derken yeni model 1 çocuk türedi.
Hem bağırıp çağırıyor, sonra keçi gibi gülüyor, sonra da 'Maskeler Düşsün!' dansı yapıyordu.
Parsayı götürüyordu.
Kıyıda köşede daha fazla kalamayacaktım. Bi Teşvikiye ikindisinde önümden gitmekte olan Dönme Yazar'ın cebinden 'The Secret'ı çaldım.
Çekim Yasasını uyguladım.
Mental panoma şirretlikler, şizoidlikler, zırvalıklar, tutarsızlıklar, tırnaklamalar, kısaca televizyon ünü, astım.
Bekliyorum.
Beni daha fazla bekletme 'The Secret'. Yoksa gençliğinde çektirdiğin fotoğrafları açıklarım.