Türk fantastikleri

Akmerkez'-deki Sedat Peker/ Beymen buluşması nedeniyle, artık, burjuvalarımızın sinirleriyle iyice oynadığı anlaşılan İbrahim Tatlıses (Bay Kalburüstü Kanunüstü) en nihayet baklava tepsisini ağzından çıkarmış.

Akmerkez'deki Sedat Peker/Beymen buluşması nedeniyle, artık, burjuvalarımızın sinirleriyle iyice oynadığı anlaşılan İbrahim Tatlıses (Bay Kalburüstü Kanunüstü) en nihayet baklava tepsisini ağzından çıkarmış.
Oturmuş, almış tükenmez kalemini eline, 'kendi gazetesi İMPARATOR' için bir kompozisyon kaleme almış.
Ama ne kompozisyon! Ama ne komposto! Ne komparsito! Ne kompresör! Artık kom'la başlayan tüm kelimelere sığınıyorum: 'kombinezon' da dahil olmak üzere.
Dün bir gazetede bu muhteşem metnin tamamı yayımlanmıştı. 'Öz Şizofreni' dergisinde de yayımlanabilir yeniden.
Burda Heidegger metinleriyle haybeye didişip duran vatan evlatlarına da sesleniyorum: Elin gâvurunun derinlik sarhoşluğu metinlerinde vurgun yiyip duracağınıza, kendi Tatlıses'inizin komprasyonçarbezyonlarıyla uğraşın!
Bu topraklardan işte feylezof değil Tatlıses çıkıyor.
Yazının girişinde belli ki: "Siz benim çocuğumun anası, başımın tacısınız. Siz kendi başınıza istediğiniz her şeyi yapma hakkına sahip değilsiniz" tarzı aba altından ve üstünden sopa laflarla Derya Tuna'ya hitap etmekte olan Tatlıses, sonra birden makas, pardon bant değiştirip sağa
sola hırlamaya başlıyor.
Ama kapanış hırlamaları müthiş: "Menfaatsiz yüzsüzlere sesleniyorum, dengesizleşmeyin! Ben regülatör değilim...
Bu saatten sonra bant yaptırmayın."
Buyrun, burdan.
Yüzsüzler mesela hiçbir menfaatleri olmadığı halde, yine de yüzsüzlüklerinde direndikleri için mi: 'menfaatsiz yüzsüzler' yoksa 'menfaatçi yüzsüzler' denmek isterken kafada patinaj mı yapılarak 'çi' yerine 'siz deniliyor? Ya da şerefsiz/onursuz/haysiyetsiz gibi olumsuz kelimelerin sonundaki 'siz' takısı, burda da bir olumsuzluk havası yaratabilmek için mi kendi başına olumsuz bir kelime olan menfaat kelimesinin kıçına takılıyor? Dengesizleşen menfaatsiz yüzsüzler daha daha da ne kadar ne yapabilirler?
Regülatör olmayan Tatlıses bir karbüratör müdür? Hiçbir şeyi regüle edememekte; ama akaryakıtı buharlaştırıp havaya karışmasını mı sağlayabilmektedir?
Bu saatten sonra bant yaptırmalarında peki ne sakınca vardır? Bu saate kadar anlaşılan sakıncasızca bant yaptırmışlardır. Peki saat tilki tilki kaçtır? Hangi saatten sonra bant, hangi saatten sonra caz, hangi saatten sonra caz bant yaptırılmayacaktır?
Son derece çetin bir metinle karşı karşıyayız.
Süper bir sabuklama. Tam İmparatorca.
Popüler kültürümüzün sevimsiz şizoidlik şahı böyle patinaj yapadursun, meşhuuuur DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel gidişinin de muhteşem olmasına karar vermiş olmalı ki, en az Tatlıses'in metni kadar fantastik bir SON İDDİANAME'yle şanlı görev geçmişine noktayı, pardon ünlemi koydu.
Ne kadar Alman vakfı varsa Türkiye aleyhine casusluk yapmakla yetinmemişler, bir de yurtiçindeki CASUS PARTNERLERİ'nden yardım almışlar. İstanbul Barosu'ndan, İHD'ye, Mazlum-Der'den Helsinki Yurttaşlar Derneği'ne, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'na kimler kimler yok ki bu CASUS PARTNERLERİ listesinde.
Memleket casus kaynıyormuş da haberimiz yokmuş. Gece yarıları iki çocuk anası bir kadının, hiçbir hakkı ve yetkisi olmadığı halde, Merve Kavakçı'nın evini basmalara uzanacak yırtıcılığa varmış bu cevvaliyet, gitti başımızdan heyhat. Bize şimdi hangi şahinler mukavemet olacak? Kaldık mı şu Casuslar ve Onların Partnerleri Planeti'nde bi başımıza!
Ey koca Nuh Mete Yüksel Baba, senin o uluğğğ bilge kağan başını bir seks kasedi mi yiyecekti? Sen ki seks olsun/konuşma olsun/telefon kaydı olsun her nevi kasede -ama başkalarının kasetlerine- ne kadar, ama ne kadar düşkündün.
Cem Uzan da öyle: O beş satırlık konuşmaları nohut-pilavlarken millet, döndürüp döndürüp 'okuduğu' o ne fantastik metinler öyle!
Nasıl da kaldırıyor, tüm vergileri, kapı dışarı ediyor IMF'yi, şekerpancarcıdan fındıkçıya herkese bol keseden dağıtıp Noel Abi'lerin en Noel'i gibi, güldürüyor gülmeye hasret yüzleri. Zekâ özürlüleri tavlıyor birer ikişer.
Dolandırıcılıksa dünya çapında, yemekse yemek, konserse konser.
Peki onun kampanyasının mimarı, o metinlerin yazarı Ali Taran'a ne demeli? Kazanacağı/kazandığı kamyon dolusu dolarlar için peki bu denli 'amoralist' olabilmesi; bunu içine sindirmesi, bu memleketin başına bu çorabı örmesi bunu 'reklamcılık' adına içine sindirmesi fantastik değil mi?