Türkan Şoray'a:

Arkadaşımın Yeri'nden dönmekteydim. Taksiden inince çıkılması gereken </br>tuhaf merdivenler, var.</br>Bir nevi His Merdiveni'ne dönüştü onlar. Birden içime düşüverdiniz.

Arkadaşımın Yeri'nden dönmekteydim. Taksiden inince çıkılması gereken
tuhaf merdivenler, var.
Bir nevi His Merdiveni'ne dönüştü onlar. Birden içime düşüverdiniz.
Belki de taksideydi. Belki merdivenler yüzünden değil, bloodymaryler yüzündendi. Kendimi ansızın uzun zamandır sizi düşünür buldum. Kendimi ansızın sizi özler buldum.
Bu sistem votkaya alışkın değildir: İçtiğim içkilerden değildir votka. Ama işte domates suyunu seven biriyseniz. Uzun uçak yolculuklarında domates suyunu sevdiğiniz hatırlatılmış biriyseniz-
Arkadaş'la tünediğimiz barda "Bana bir bloodymary," demiş buldum kendimi.
Arkadaş, münasebetsiz arzulara yüksek uyum insanıdır. "Bana da!" diye atıldı ortalığa. Sonra da: "Nerden geldi ki bloodymary aklına?"
Sonra tuhaflığımızı sürdürdük: Yemeğimizi yerken de o içkilerden içiyorduk. Lıkır lıkır gidiyordu. Bol baharatlı, domates suyuydu!
Ama sizin içime düşmenizin nedeni hiç de o alışık olmadığım votka karışımı olmayabilir. O titretici yağmur da, olmayabilir.
Siz benim bir hatıramsınız. Siz benim en güzel hatıramsınız.
Birden kendimi en son evime geldiğiniz günü hatırlar bulmamsınız. Hani Yeni Evim'e ilk ve son ziyaretiniz-
Ulus Pazarı'nda kendimi hoplarken buldum. İçim içime sığmıyordu: Bana çaya geliyordunuz. Beni görmeye, evimi görmeye. Siz.
Çerkez peyniri alacağım tuttu. O kadar tesadüfi de değil. Zira siz yarı Çerkez, yarı Rumeliliydiniz. Güzelliğiniz Çerkez halanızdan katlanarak gelmişti. Kartopulanarak gelmişti.
Siz hakikaten Dünyanın En Güzel Kadınıydınız. Asya'nın gelmiş geçmiş en güzel kadınıydınız. Siz İran'da da, Hindistan'da da, Fizan'da da, Galler'de de, Kanada'da da ennn güzel olurdunuz. En güzeldiniz. Moskova Film Festivali'nde beyaz elbiseniz içinde merdivenlerden inerken sizi görünce dili tutulan o çok ünlü yönetmen, haklıydı.
Siz tüm dünyanın dilini tuttururdunuz. Yuttururdunuz. Yakardınız, yıkardınız isteseydiniz. Darma duman ederdiniz. Sizi en layık gördüğüm erkeğin, Genç Marlon Brando'nun kalbini esir ederdiniz. Yerlerde çiğnerdiniz.
Ama hiçbirini yapmadınız. Tercih etmediniz. Siz bir mucizeydiniz. Hakikattiniz: hakikatliydiniz. Siz kadınların en güzeli, en güzellerin en kadınıydınız. Kendinizden başka biri olmaya; kibarlığınızdan, mahçubiyetinizden, yalınlığınızdan taviz vermeye asla tenezzül etmediniz.
Ben ağzım kulaklarıma değerek Çerkez peynirini kesmekte olan ve beni tanıyan peynirciye ömrümde hiç yapmadığım, yapmayacağım bir şeyi yaptım: "Türkan Şoray için bu peynir," dedim. "Bana geliyor da." Onun için işte, aşırı aşırıydım. Bulutların tepesinde hopluyordum. Ben sizin hayranınızdım. İlkokul dörtte odamın duvarlarına sizin ve Yılmaz Güney'in kartpostallarını yapıştıran çocuk bendim.
Bir daha hiçbir yıldızın resimlerine musallat olmadım. Kimseye ben size olduğum kadar hayran olmadım. Olamadım.
Büyüyünce ve hayatın ırmaklarıyla oraya buraya giderken bir sürü yıldızla, mühimle, meşhurla da tanıştım. Korkarım kendim dahi, tanınır oldum. Acayipti.
Onların içinde siz, yalnız ve yalnızca siz bir düşkırıklığı değildiniz. Bir düş yağmuruydunuz siz. Ben kibarlığı, efendiliği, çekingenliği yalnız sizin şahsınızda böylesine gönülalıcı, böylesine hakiki, böylesine dokunaklı buldum.
Size methiye düzmeye kalktığımda kalem hakikaten uçmaya başlıyor. Mahcup edici sığlıklarıma. Affınıza sığınırım. Ama sizin önünüzde çocuklaşmam benim tabiatım. Benim hayran tabiatım. Hiç kimseye size olduğum kadar hayran olmadım, olamadım.
Aksine daima bir hor görme resmi geçidi. Böyleyken, hal böyleyken, hayran olmazken olamazken; size olan mutlak hayranlığım beni hiç yarı yolda bırakmadı.
Mucizeviydi: Üstelik sizi tanıdıkça arttı. Artıyordu.
Yol kat ediyordu. İşte bu yüzdendir sizi oralarda, buralarda görmeye kıyamamam. Sizi yapılan filmlere, dizilere yakıştıramamam. Masada karşımda otururken
gözlerimi kamaştıran güzelliğinizi, bana ekranlardan sunamayanlara kin duymam. Ama bu da apayrı ve yine çocuksu, bir başka GözükaraHayran konusu. Dur.
Yerim bitmiştir. Kesiyorum. Demem o ki, hayranlığınızda ısrarcıyım. Ve hayatımın sonuna kadar her şeyi tüketsem de, ezip geçsem de, size olan sonsuz hayranlığımdan vazgeçmeyeceğim. Sizi hep, sevgiden iç gözlerim yaşlı, düşüneceğim. Sonsuza dek hayranınız en çocuk.