Türkiye'de iyi 3 adet şey

Bi zamanlar bir 'Türkiye'de İyi Şeyler Oluyor Lobisi' vardı. Hatırlarsınız.

Bi zamanlar bir 'Türkiye'de İyi Şeyler Oluyor Lobisi' vardı. Hatırlarsınız.
Bu lobi hâlâ var; kadro bazı eksiklerine rağmen hala su başlarını tutmuş, vaziyette. Her birinin maaşı, Allah'ın normal kullarından yüz-iki yüz tanesinin maaşına eşit, hâlâ.
Fakat heyhat! Son ekonomik krizle öyle bir gümleyip yere çakıldık ki, bunların bir duraksama dönemine zaten girmiş bulunan Altın Çağları, çoktaan bitti. Kapandı.
Her ağızlarını açışlarında: "Ay valla şööle iyi durumdayız. Böööle şahaneyiz. Öyle böyle önümüz açık. En güzel, en akıllı, en başarılı bizleriz" der, aziz milletimizin üstüne kova kova yaldız tozu boca ederlerdi. Bu esnada ülke askeri cunta mirası bir Anayasa'yla idare ediliyormuş, ülkenin doğusunda bir iç savaş sürüyormuş, insanlar faili meçhullere kurban gidiyormuş, işkence zulüm almış başını gitmiş, uyuşturucu paraları oraya buraya savruluyormuş, ekonominin kara delikleri yakında tüm ülkeyi yutacak kadar büyümüş

  • BANA MISIN demezlerdi.
    Onlar habire o güzelim yayınlarını sürdürürler; ara sıra kurgusal bir İRTİCA KORKUSU'yla insanlara 'A! ÖCÜ!' yapıp, çok da işlerine yarayan bu tasarlanmış paranoyak hezeyanların dışında, yalnızca inleyen nağmelerinin ruhlarımızı sarmasına, bizi hepten mayıştırmasına izin verirlerdi.
    Sonunda, yolsuzluk ekonomisinin ömrünün bu kadar olduğu; ordan burdan tırtıklanan, borç alınan, hortumlanan paraları saçıp savurmanın zenginliğe değil de, müflisliğe işaret ettiği kafalarına -bilmediklerinden değil, bilmek istemediklerinden- DANK etti.
    Bu 'Uyuşturma Lobisi'nin memlekete
    'hizmetlerinin' sonu gelmiş değildir. Yalnızca hızları kesilmiş, sesleri cılızlaşmış; artık mecburiyetten hak/hukukk/gukuk'tan söz eder, bunları konjonktür gereği sözümona talep eder olmuşlardır.
    Burası da, giriş kısmıydı, iyi mi?
    Ben oysa, sıcaklar filan, köşe yazarlığının iyiden iyiye bastığı şu günlerde, hiç politika yazmak, düşünmek filan istemiyorum.
    Son zamanlarda televizyonda olmuş en iyi hadiseden söz etmek istiyorum. Biiir.
    Ata Demirer Olayı.
    Ben çok mahcubum, hepinizden birer birer çok özür dilerim, ben ettim siz etmeyin -neyse ne; ama bir kez daha Cem Yılmaz'ı komik bulabilmiş (filmi dışında), ona gülebilmiş, stand-up gösterilerinin televizyondan nakillerine iki-üç dakikadan fazla katlanabilmiş değilim. Hakikaten!
    Çok değer verdiğim insanlar, çokçok komik olduğunu söylüyorlar.
    Renkler ve zevkler tartışılmaz, meselesi.
    O ENN beğenilen olduğu için ondan söz ediyorum. Diğer stand-up büyüklerini de kimi zaman tahammülfersa, kimi zaman utanç verici; her zaman ise ağır sıkıcı buluyorum.
    Cumartesi geceleri BBG'ye takıldığım zamanlardı. Ordaki oylama esnasında zıplarken Star'da rastladım Ata Demirer'e.
    'Saturday Night Live' büyüklerini andıran, son derece soft, yırtınmayan etmeyen, çok hoş çok tatlı bir stili var. İnanılmaz bir Bülent Ersoy yapıyordu her hafta. Fatih Terim de öyle. Müthiş ince gözlemlenmiş; çok komik, çok eğlenceli. Çok.
    Ama bu ikisi ne kadar şahane olursa olsun; gay meteoroloji uzmanıyla, sinirli veteriner Niyazi Gül kısımları kadar komikliğe... Ben valla, Levent Kırca'nın altın zamanlarından beri, bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.
    Gelen e-postaları, faksları filan cevaplıyor Niyazi Gül. Asabi, kıro, bilgiç, sinir illeti veterinerin teki.
    Biri: "Bizim bahçedeki ineğin sütünden içersem onun yavrusunun süt kardeşi olur muyum?" diye sormuş. Bu işte, soruyu yollayanı: "Sen benle dal-ga mı geçiyon şerefsiz!" diye bir azarlıyor. Bir deli-riyor. Arada toparlayıp yine bilgi vermeye (Sincap nasıl bir hayvandır vs.) devam etmesi filan.
    Hâlâ -haftalar oldu- gözümün önünde canlanıyor o tiplemesi, gülüyorum.
    Acayip iyi bir komedyen Ata Demirer. Türkiye'de son zamanlarda çıkmış en mühim yıldız, O. Memleketimize hayırlı, uğurlu olsun. Kesinlikle 'Saturday Night Live' kadrosu ayarında birisi. Çok da şeker.
    İkinci iyi müjdelemem ise bir spor yazarı.
    Piyasanın nerdeyse tüm ekonomi yazarlarını, çıldırtıcı (beni yani) bir sadakatle takip etmeme karşılık, spor yazarlarına tahammül edemiyorum. (Aynı kabileden aslında onlar.) Edemiyor -dum.
    Bunlara entel abilerin tebelleş oldukları futbol yazıları da, dahil.
    Derken karşıma, Radikal 2'de Ahmet Çakır'ın yazıları çıkmaya başladı. Acayip konuya vâkıf, üstelik üslubu var, zekâsı, eleştirelliği, mesafesi, dalgacılığı var: Şahane futbol yazıları yazıyor.
    Geçen gün baktım bizim Esas Radikal'de
    'Bezdiren İmparator' üstüne (Bezdiren kısmı benden) bir yazısı. Sevinç doldum!
    Bir diğer beni mesuth eder misin olay ise bir şeyi 40 kere söylesen olurmuş, 40 kere kliplerde/dizilerde evlendiği İsmet Özhan'la Muazzez Ersoy'un evlenmesi oldu.
    Valla. Dalga geçmiyorum. Harbici bir kadın. Seviyorum onu. Allah mesut etsin diyerek, postmoderen/monden bitiriyorum.