Unfuckingkickable

Bikaç gün önce öyle 1 üstüst (büst) adamla röportaj gördüm gazetede de; şimdi ansızın (yazı zamanı zamanı) aklıma düştü:

Bikaç gün önce öyle 1 üstüst (büst) adamla röportaj gördüm gazetede de; şimdi ansızın (yazı zamanı zamanı) aklıma düştü: O'ndan, onlardan söz etmeye karar verdim. Yazı etmeye.
Türkiye'de mebzul miktarda bulunan bu üstüst çeşitten: Unkickable'lardan.
İngilizce kelimeyi ben yaratıklandırıyorum. Hani Frank Sinatra'nın 'Unforgettable'ı misali.
Aşağıya koştum: Frank Sinatra çalayım da biraz sinirlerim yatışsın, diye.
Zira bana ne Türk Kapitalistleri'nin yönetici sınıfının büyük oranını teşkil eden 'unkickable'lardan.
Unkickable: Kovulabilemez kişi/yönetici.
Türk Kapitalistleri düşünsünler kendi dramlarını/durumlarını. Yöneticilerini neye göre terrrcih ediyorlar/nasıl en olmayacak adamlar en olmayacakları/olamadıkları koltuklara (sonsuza dek) yapışmaya muvaffak oluyorlar. Bu tarz 5 para etmez gerzelogların makam işgalleri neden beni geriyor, sinirlendiriyor; sonuç olarak Bu Memleket daha iyi bir medyayı/marangozhaneyi/süt endüstrisini/eğlence kompleksini/sinemayı/hastaneyi hak ediyor mu?
Bana ne??? yani. Ve fakat Adam'ın resmini görüp geçtim. O arada kızgınlık içimde sellenmiş; bastı sabah sabah ruh giriş katlarını.
Berbath 1 insan tipi bu 'unkickable'lar! Bayağı 1 Cehalet'in erleri de olabilirler, sözümona zartzurthurt kurslarından mezun da. Bazı berbath üstüst yöneticiler Türkiye'de, ağbi felaket performanslarıyla sıçar batırırlar: varlıklarıyla yoklukları bir'den beterdir. Varlıkları bir rezalettir. Sürüncemesündürmece güç bela (kanırta anırta) bi karar alırlar ki, en yanlış karardır. Kesinlikle.
Böyle yıllarca berbathötesi 1 yönetememe hali: Ve fakat bunlar kovulmazlar da kovulamazlar! Üssst düzey olanlar.
Bu arada ne biçim kıyımlar yaşanır onların basiretsizliğiyle dibe vurmuş işşş yerlerinde. Bi sürü insan kovulur. Bir sürü çalışan!
Patron esasında Bizim Üstüst'ü de kovmayı düşünmektedir. And içmiştir hatta bir ara.
Ama Unfuckingkickable'ın üstün özellikleri vardır.
Mesela: arazi olmak.
Tam kovulacağı esnada 2 hafta bayram tatiline çıkar. Ameliyat olur. Evlenir: düğünü nedeniyle ağlayıp zırlar. Düğün merasimine kadar beklenmesi mümkünat dahilinde midir?
Bu arada işler karışır. Türkiye'de olması kaçınılmaz zırva çalkantılar olur. Patron Unkickable'dan ne denli bunaldığını unutur. Ya da gelenin gideni aratmasından korkar. Ya da dereyi geçerken at değiştirmekten.
Bir de tabii çokçok meşguldür.
Herifçinin arazi olarak ya da vakit dilenerek, bahane yumurtlayarak kazandığı zaman dilimi, ona yöneticilik pastasının devam etmesi şeklinde döner.
Birkaç yıl daha 'idare' eder.
Bir de tabii asıl sırları tam da budur: Bunların tüm enerjileri, kafaları, ruhları Patron İdare Etme Sanatı'yla doludur.
Muhtelif dertlerle, hakikatlerle Patron arasında Tampon olmak bir numerolu hünerleridir. Hürmette, yalakalıkta, tasdikçilikte kusur etmemek.
TamponKişiler. Olmak, olabilmek.
Diyelim Patron'u herrr gezisinde havaalanına bırakıp havaalanından karşılamak misali, normal bir insanın zul sayacağı acayip gösteriler, Unkickable'lar için en yapılası/beğenilesi/arzu edilesi durumlardır.
Hakikaten tüm bu yağdanlıkları zevkle, iştahla verirler. Varlık nedenleriymiş-cesine. Ki, öyle.
Ağlarlar. Kovulmalarına 5 kala, ellerinde viski bardağı ağlayarak, damlamaları gereken odalara anında damlarlar. İnsani yanlarını 'sergilerler'. Ve zaten tam anlamıyla bir şahıs, tamamına erdirilmiş bir bireyden ziyade, bir sergi yeridirler. Akşam Oğlan Sanat'tan bir 'düzenleme'.
En fenası da nedir; biliyor musunuz?
Diyelim kâinat paramparça oldu The Şirket'te bir akşamüzeri ve de The Unfuckingkickable ennn sonunda kovuldu!
BU bir kere üstüst oldu ya: Derhal teklif gelir başka bir yerden, "Bizim üstüstüstümüz olur musun artık peki?"
Siciline bakılmaz. Üstün başarısızlıklarına, gümletmelerine, basiretsizliklerine filan.
Bir kere Bilmemne Genel Müdürü olduysa herifçi; hayatının sonuna kadar (kapış kapış) Bilmemne Bilmemne olmaya devam edecektir: "Adım çıkmış Genel'e, inmez artık Özel'e (emekliye)" misali.
Ve fakat memleketin üstüstlerinin bu feci 'unfuckingkickable' durumu patronlardan DA esas kaynaklanıyor mu, kaynaklanmıyor mu?
Bill Gates'in diyelim kendine Utah'a giderken havaalanında el edip döndüğünde 'Efendim, Efendimiz!'
diye karşılamaktan beis duymayan Tipler'e ihtiyaç duyuyor olması/onları barındırması bağrında imkân dahilinde midir? Nedir?
Ya da elinde viski bardağı zırlıyor diye benimsemesi, bi müddet arazi olup yeniden belirince yediği herzelerin hafızasından silinip gitmesi- Böylesi bir Sicilsizlik Coşkusu- mümkünatlı mıdır yani?
Burası Hakiki Kapitalist 1 Toplum (üstüstüyle, patronuyla) olamıyor diye niye üzülüyor olabilirim biliyor musun, ey yolcu? Netice itibariyle, kapitalizm onların tercihi.
Hiç 1 haltın hakikisi olamıyoruz da ondan. Hiçbir haltın! Ne üstüst bi halt, ne diğeri. Ama başkaları bu denli 'disposable' (atılabilir/satılabilir) iken; belki bir nebze olsun EŞİTLİK İHTİYACIndan doğmaktadır Unfuckingkickable'lara olan öfkem. Onlar da kapının önüne konulabilsinler madem. Tüm bu Alaturka Metres Numaraları'nı izlemek bu herifçilerin, mide bulandırıyor resmen. (Kâfiye de düşürdüm Kırsal lezzetinde.)