Us yarılması

Halklarımızın temsil sorunu var mı? Var! Yüzde 10'luk baraj indirilmediği sürece, Parti İçi Demokrasi'ye geçilemediği sürece pek tabii ki var temsil meselemiz.

Halklarımızın temsil sorunu var mı? Var! Yüzde 10'luk baraj indirilmediği sürece, Parti İçi Demokrasi'ye geçilemediği sürece pek tabii ki var temsil meselemiz.
Hatta seçim sistemimizin DE bu sorunu büyüttüğüne dair 1 yazısı çıktı Berkan'ın. Meraklısı girip okusun internette.
Peki şimdi meydanlara doluşanlar Temsil Sorunumuza mı işaret etmekteler;
Müsamere Merakımıza mı? İkincisi!
Bugün İzmir'in mitingi yapılırken bayrak bağrış/Atam marşım; şunu da söylemeden edemeyeceğim: Bir milyon kara çarşaflı kadın o ya da bu meydanında/o ya da bu şehrin toplanıp da nasıl bir korku zikredebilirse
yüreğime, tüm bu Bayrak Temalı Dekolte Kreasyonları ve abuk sabuk konuşmacıları ve dahi pankartlarıyla Müsamere Kalabalıkları DA Kemalizm'in, öylesine yadırgatıyorlar, dahası korkutuyorlar beni.
1) 'Kara çarşaflı' diyorum, 'türbanlı'
değil; dikkatinizi çekerim.
2) Sürekli 'Ne darbe ne şeriat' pankartlarına vurgu yapılıyor. O meydanlarda böyle bir 'azınlık' görüşü de var ise şayet, egemen olan görüş, kürsüdeki Ata'nın Orducuları'nın damarlarını patlata patlata haykırdıkları Kanaltürk görüşleridir. Kendimizi (siz yani: kendi kendinizi) kandırmayalım!
3) En son Danıştay Başkanı ve YÖK Başkanı (ki, Teziç artık ciddi ciddi tehditkâr 1 mekanizmaya dönüştürdü 12 Eylül'den miras YÖK'ü) demokratik sisteme 'tehdit' ve 'şantaj' diye niteleyebileceğim ancak, birer konuşma yaptılar. Böylesi konuşmalara diyelim ya da internet sitesi üstünden Genelkurmay tarafından postallanmış olmamıza/raportörün raporu onca açık ve haklı iken, Anayasa Mahkemesi'nin kat'i surette yetki alanına girmeyen
bir karar almış olmasına/tüm bu kurumların Sezer'in gönderilemezliğinde oligarşik bir işbirliğine girmiş bulunmasına filan felan- Bir adet, bir adetçik slogan duyup pankart görüyor musunuz Açıktan Demokrasi Düşmanı tümmm bu oluşum+gelişimleri protesto etmeye yönelik? Müsamere Meydanları'nda?
Yoooo. Aynen CHP Başkanı Baykal gibi Müsamere Kalabalıkları da alabildiğine memnun tüm bu Aracı Kurumlar vasıtasıyla bilindik tüm demokratik değerlerin
ayaklar altına alınmasından.
Şimdi çıkıp, bu meydan dolduran Laikçi Çeteler'e ve onların gazıyla müsamerelerini sergilemeye karar verenlere bakıp 'İşte Türkiye'nin güzel yüzü!' filan diyebilmek için ya harbiden saf olmak gerekiyor, ya da demokratik değerlerin BU millete birkaç üniforma bol geldiğine dair sinsi elitist emellerle latan ya da açık darbeci olmak!
Fanatik Laikçi Kadınlarımız'ın meğer ciddi 1 temsil (müsamere) sorunu varmış. Meğer bugüne dek akacak bir mecra bulamamışlar. Meğer AK Parti'nin iktidarda olduğu sürece habire mini eteklerinden görünen bacakları jiletlenmiş, yüzleri kezzaplanmış, 'Vurun Kahpe'ye!'lenmişler sokağa herrr çıkışlarında.
Şimdi doluş doluş meydanlarda ne kadar zinde ve enerjik, Batılı ve teşhirciler! İsyanlar içinde. Korumaya yeminliler yaşam biçemlerini.
O zaman 1 parti kursunlar. Ciddi söylüyorum: Laikçi Kadınlar Partisi diye 1 parti kursunlar, neyse programları, istedikleri/istemedikleri yazsınlar çizsinler, madem o kadar kalabalıklar ve iştahları yerinde; demokrasi çeşitli taleplere yer tedarik edebilme rejimidir, onlar DA neyse muratları, ifadelendirsinler.
Yoksa benim gibi kuşkucuların ve hafıza kaybına uğramayı her an/her hafta/her ay bir fazilet olarak göremeyen fil hafızalıların; onların darbeci olduklarına, Yüce Askeriyeleri tarafından yönetilmeyi 'Bu Çapulcular' (Seçilmiş Olanlar) tarafından yönetilmeye yeğlediklerine, bir ideoloji olduğunu varsaydıkları Kemalizm'in dilinin çok ani kıvrımlarla
faşist bir söyleme dönüşebilirliğine, onların 'şirin', 'güzel', 'Batılı' insanlar olduğuna dair çok ciddi/çok vahim kuşkuları var.
Benim gibi düşünüp bunu ifadelendirmekten çekinmeyen, NE PAHASINA OLURSA OLSUN DEMOKRASİ yanlılarının bu kafa karışıklığı ortalamasında, ne denli azınlıkta kaldığını bilmiyor değilim elbette.
Ama geçenlerde yazımın tam yanıbaşında
1 Miting Fotoğrafı basılıydı Radikal'de. Başındaki bant (tabii ki kırmızı beyaz, tabii ki Mustafa Kemal Atatürk yazılı) tam da gözünün üstüne düşmüş genç bir kızımızın. Bayrak temalı tişörtü filan, her şeyi tamam. Gözü de bandıyla tamamen kapalı. Böylece gözü 'utkusundan' başka (neyse
o artık) hiçbir şeyi görmüyor, göremiyor.
Şunu DA söyleyebilirim: tüm o and okumalar ilköğretim boyunca sabah akşam, bitmeyen törenler, törensellikler, tüm o Kemalizm dini ritüelleri sivil hayatın her alanında bizleri kuşatmış olan, boşuna değilmiş!
Bunca darbelenmeye, ancak bu kadar dayanıklı bir toplum olabilir. Bu kadar düşkün.
Yani: darbelenmek, Askeri Yönetim bizim doğal halimiz. İçinde yaşamamız gereken natürel yönetim biçimi bu, anlaşılan.
Arada demokrasi geçişleri yapsak da birkaç yıllığına, 'gibi' yapsak da, bunca yılın koşullanmasıyla aslımıza rücu etmek isteyeceğiz işte. 'Kurtar bizi Paşam!' diye bağırdı hani Büyükanıt'ın Amerika seyahatinde orda yaşayan Türk asıllı Amerikan vatandaşı bir hanım. Kurtarmak mı? Şizofreni mi?
'Us yarılması' önerilmişti öz Türkçe karşılığı olarak. Bu günlerin adı, tam da BU!
Yardık aklımızı fikrimizi ortadan
karpuz gibi.
Bayrak temalı streç tişörtlerimizin içinde gururlu ve de güzeller! Değil mi? Asker babalarının kendinden şuursuzca memnun kızları!