Varlığım Türk politikasına ambalaj olsun!

Sizzz 'Haute Couture'Radi-kal Okurları! Biliyorum hiç mi hiç magazin/ilaveleme/<br>kelebekleme/anşante filan takılmıyorsunuz. Uzak yakın alakanız yok o âlemlerle.

Sizzz 'Haute Couture'Radikal Okurları! Biliyorum hiç mi hiç magazin/ilaveleme/kelebekleme/anşante filan takılmıyorsunuz. Uzak yakın alakanız yok o âlemlerle.
'Gül Gölge!' desem, 'O da kim ki?' dersiniz. 'Seda Sayan!' desem (7 Cüceler'in çalıştıkları madenden tombaç tombaç pırlanta, yakut, safir çıkarması misali) güç bela 1 şeyler çıkarırsınız. Seda Sayan'ın KİM olabilirliğine dair.
Tercihler bu denli keskin ve hijyenikken, ben İSE magazin durumlarına yenikken- Yani demeçlemiş geçenlerde Seda Sayan (zira Sabah Şovlarının Kraliçesi o; ve de şovu başladı yeniden bu hafta) "Çemberlitaş Kız Lisesi'ne kaydım yapılmıştı," demiş. Tabii sonradan terk ediyor liseyi,
meslek hayatına atılıp.
Ama (şimdi) anladığı kadarıyla Hayrünnisa Gül ordan dönem arkadaşıymış. "Çok önemli kişiler yetiştirdi o okul" diyor. (Şimdi anladığı kadarıyla). Hemen tabii; bir çıkara, bir hayra, bir düğmeye bağlaması gerekiyor bu (taze ele geçirilmiş) bilgiyi. Siyasetçi olmak istiyormuş. Kararlıymış. Mutlaka ama mutlaka halkına hizmet edecekmiş.
Siyasetçi ve hatta milletvekili/anında (Kadından ve Aileden Sorumlu) bakan olarak Halkları'na hizmet etme güdüsü Türk Şarkıcıları'nda çok çok güçlü.
Diyelim Pepeme Şişman Osman Yağmurdereli kendini AK Parti miletvekili yaptırmakla kalmadı; 'ona nasıl yağdanlanacağımı bilemem' modeliyle Devlet Bahçeli'yi nasıl uzaktan öpüp koklamıştı Açılış Seremonileri'nde, bilmem ayrımsar mısınız?
(Devlet Bahçeli hastalık hastası+obs. comps. filan bu arada: Yakından temas istemiyor.)
İşi iyice Tur Rehberliği'ne bağladım; ama İbo Şov da anladığım Şanlıurfa'dan fena tehdit filan edilip bağımsız adaylık yoluna giremedi. Ordan kesin seçilirdi zira. Genç Parti'den (sahi O neydi?) İstanbul milletvekili kesilmeye kalktı başımıza. İlla bize hizmet edecek! İlla! İlla!
Hindistan'da da durum böyledir. Yadırgamıyorum. Diyelim orda sinema filmlerinde habire Krişna rollerini oynayan oyuncu, seçim meydanlarına döküldüğünde Hintliler kendilerine kürsüden 1 tanrılartanrısı sesleniyor
hissine kapılıp oyları oyuncuya yuvarlıyorlardı. Hindistan sergüzeştim esnasında Hint (İngilizce) dergilerinde(n) okumuştum.
Seda Sayan'ın sabahları göbek atma ritüellerini bi hizmet aşkıyla illa da Meclis'e taşımak istemesi, önce önce 'Yok artık!' dedirtse de bana-
Zira: İnsan Küçümsemek bir kuştur. Bi kez kafesinden kaçmaya görsün, sisteminizde dolanır durur. "Onu küçümse/Bunu küçümse: NEREYE KADAR?"
Tamm da bu soruyu sorunurken buldum; zira Seda Sayan'ın mevcut politikacılarımızdan, pardon da- eksiği nedir?
Siyasetçi olmak için bence 2 temel şart var:
1) Artist olmak,
2) Sosyopat olmak.
Asıl mühimi: sosyopat 1 artist olmak. Kombinezon mühim yani. Triumbirlik.
Ve de DTP'li Kemalist isyankârlardan, Meral Akşener'ine, hani Okan Bayülgen'le didişen kaymakam hanımkızımızdan Uğur Mumcu'nun 'değerli' eşine, kimlere kimlere- hepsi böyle değil mi yani?
Ve belki acı gerçek DE budur: böyle olmaları zaruri, işin tabiatı icabıdır; harttır hurttur.
Politikacı Nefreti diyebileceğim 1 hissiyatın olmaması/oluşmaması bir şahısta, bi yeniyetmenin anababasından utanmaması/gıcıklanmaması/nefret etmemesi kadar sakil 1 durumdur. Ve de bu natürel nefreti taaa içlerinde duyamayanlar; belki de politikacı oluyor, olabiliyorlardır. (Yeni bir denklem!)
Madem ağırdan samimiyete bağladık işi; ben diyelim 2-3 protokolden/nezaketen/baştan/başından destek atmaların dışında,
şöyle can-ı gönülden vs. destekleyemedim Baskın Oran'ı.
Basınla tanışma yemeğine Cezayir'deki (lokanta) gitmeye çok niyetliydim. Sonra bi yorgun düş procenin sosyalliğinden- gidemedim.
Ama eminim çok çok saygın ve mühim biridir, temizdir, doğrudur, doğrucudur; çok pozzz 1 pozu vardı Baskın 'hocanın'. Başını şöyle bi yana eğip de, çok artistik fena halde süs horozlarını hatırlatan
bi duruşu vardı. Oy da veremedim nitekim bu içsel çalkantılar+Güney'de olmamdan.
Ve fakat o Hissiyat Kartopulanması karşınızdakinin Hizmet Aşkı'na dair -Karısıyla tam da Bodrum'a yerleşecekken illa da sizin sesiniz olmak için artistartist ekranekran dolaşıyor olmasına dair, 'ezber bozuyor' olmasına dair!
'Ezber bozmak' lafı dahi hiçbi ezberi bozmayan 1 laf. Artı hiçbi şey hiçbi ezberi bozmuyordur, bozamıyordur; kimbilir?
Ben yani siyasetçilerin cümlesine dair hissiyatımı 'Fear&Loathing
in Las Vegas' başlığıyla özetleyebilirim.
Mesafeni koruyacaksın arkadaş! Habire İktidar Namzetleriyle görüşmeyeceksin, ki sen de Namzet olarak buluverme kendini evrenin orta yerinde.
Afrikalılar ve (fanatik) Müslümanlar 'Ruhumuz çalınmasın!' endişesiyle fotoğraf filan çektirmiyorlar biliyorsunuz.
Oysa politikacılar ha babam, de babam habire huzurlarımızdalar, salonumuzun orta yerindeler çok acayip sıklıklarda ve de İngilizce'de süper 1 laf var. Çevirisi eşliğinde nakletmeme izin verin:
"Familiarity breeds contempt" bu eşsiz laf.
"Aşinalık hürmetsizlik doğurur" diye çeviriyorum. "Çok vıcıkvıcıklık tez nefret getirir" de denilebilir El Arttırma Hastaları için.
Güç Simsarları'ndan, güç simsarlığından uzak durun! Bu tavsiye mektubu, muhakkak (tüm tavsiye mektuplarının Freud'dan beri olması gerektiği gibi) kendime DE yazılmıştır. Uzaktan, hürmetlerimle.