What is wrong with Eda Taşpınar?

Dünyada da var böyle bir eğilim.</br>Şimdi yani Warhol'un 15 dakikasını tamamlayıp yok olmuyorsun.

Dünyada da var böyle bir eğilim.
Şimdi yani Warhol'un 15 dakikasını tamamlayıp yok olmuyorsun. Epeyce bi dolanabiliyorsun Yoktan Gündem Piyasası'nda. Salınabiliyorsun ağır ağır.
Ve hatta 'âşinalık' 'aşikârlık' önemli kavramlar olduğu
için bebeklikten, çocukluktan başlayarak-
Birilerini birilerini (özellikle de 'hiç' birilerini)
gördükçe göresiniz geliyor (bknz: Eda Taşpınar) görmedikçe de görmeyesiniz (bknz: Füsun Önal).
Yaz boyunca ennn görüntüleneceği plajda (Maça Kızı?) ennn görüntüleneceği daracık şeritte (Türkbükü) o kadar uzun mesailer boyunca güneşlendi ki Eda Taşpınar ve bi aşağı bi yukarı mı, nereyeyse artık-
Farklı mayokiniler üstüne giydiği farklı plaj tülleriyle:
nereye gidiyor gözünde gözlükler, ciddi 1 surat ifadesiyle?
Bakkaldan gidip badem mi alacak? Bir de sürekli yalınayak! Oysa Türkbükü'ndeki Piyasa Şeridi arnavut taşları misali. Girintili çıkıntılı (rahatsız edici) taşlar, toz toprak söz konusu. Niye (diyelim, boylu poslu bir kız olduğu için) dümdüz deri sandaletler var; en sadesinden bir çift sandaleti, en siyahından bir çift (minimalist) tokyoyu dahi çok görür kendine de, onca düşünülmüş Minimum Mayo/Bikini+Maksimum Plaj Kıyafeti'nin altında hep YALINAYAK, hep ayak çıplaktır?
Mutlaka estetik nedenleri vardır. Zira çok zevkli bir kız. Hiç kimselerinkine benzemiyor giysileri. Ya da en benzeşş şeyleri bile farklı kılabiliyor. 'Endamı Güzel' denilen cinsinden 'halk' arasında. Ne giyse yakışıyor. Ya da o sırf yakışanları giymeyi biliyor.
Oysa fazla maskülen bir çene yapısı ve hatta çehresi var. Masada karşında otursa, dalıp gitmezsin yüz güzelliğine yani.
Ama güldür güldür saçtığı saçları ve sergilemeye bir nebze olsun doyamadığı vücuduyla, bu yazın en çok görüntülenen kadını olmayı başardı herhalde.
Diyelim Zavallı Helin de onun kadar müstehcen/sarsıcı kıyafetlerle voltalıyor Magazin Limanlarında. Ama biri ne kadar içler acısı ise, öbürü öylesine stil kıran poz kesen.
Oysa ikisi de incecikler ve Allah için yüz kızartıcı müstehcen değiller. Zira bir kilo et bin ayıp örtmüyor; aksine ayıba dönüşüyor teşhirlemeye and içmişsen. Diyelim Sibel Can'ın, Süreyya Yalçın'ın Müstehcenlik Katsayısı, hiçbir fazlalığı olmayan 'İt Girls' Helin A. ve Eda T. için söz konusu olmuyor.
Helin'i müstehcen kılan Denyoluk Katsayısı. Bi de ağzını Şişme Bebekler gibi açık tutmayı tercih etmesi.
İfadesiz ifadeleri.
Cilt Kanserine Açık Davetiye misali, sürekli yastıkların, şezlongunun üstünde ağır bir Güneş Mesaisi yapan Taşpınar, yazılanların duyurucusuyum, hiç denize girmeyip, muhtelif tuhaflıklardaki 'şapkalarını' suya sokarak serinliyor.
Başına sıkıyor şapkaların suyunu. O denli kıpırdamıyor.
Yanında çançanladığı Kadın Arkadaşları da yok. Zaten Kadın Arkadaş demek kilo almak demektir. Babası yaşında bir adamın ağır stil ecesi kız arkadaşı olarak Gündemleme'ye girmiş bulunan E. Taşpınar, resimlerinde habire kitap okuyor. Bir de.
Nasıl yalınayak/birazdan beyin ameliyatına girmek üzere bir nöroşirürjen edasıyla NEREYE seğirttiğini habire, merak ediyorsam Türkbükü Piyasa Fotoğraflarında, Ağır Güneş Mesaisi esnasında hangi kitapları okuduğunu da merak ediyorum. Jackie Collins? Havaalanı kitapları? Öyle tipler mevcut yaşamda:
2 günde bir 400-500 sayfalık kitapları devirirler. Çok okuma meraklısıdırlar, çoook. Ama kitaplar o denli kötüdür; onların okuma yapışkanlığı da öylesine başka nedenlerden istimini alır ki; tüm bu okumaların neticesi, hiç kitap okumamaya eşittir. Sıfıra fısıra sıfırdır yani. Piyasa okuyucularının.
Eda Taşpınar Robert Kolej'den kovulmuş. Böyle bir şeyler anlatıyordu bir röportajında. Üstelik hangi modelde kovulduysa artık, annesi mezuniyet balosunda müdürle dans ederken öğrenmiş kızının okuldan atıldığını!
St. Martins'den de 'kovulmuş'.
Vakko'dan da kovuldu galiba, 'desinger' giysileri pazarlamaktan sorumlu olacaktı. 'Desinger' giysilerin oldukça yakın kopyalarını yaptırıp, diktirip giydiği ortaya çıktı derken, karelenmeye doyamadığı davetlerde.
Taklitçiydi yani. İmitasyonunu yaptırıyordu. (Bence son derece hoş kalpazanlıklar.)
Bir arkadaşının gelinliğini 'dizayn' ettiği için, annesinin ona hediye ettiğini iddia ettiği 'hand me down' da, galiba Kapalıçarşı imalatı çıktı.
Eda Taşpınar, biraz karışık yani.
Sek olan yanı fotoğraflanmaya doyamaması. Kendini Kuntakintelediği şezlongunu terk edip Ajda konserinde karelenmiş mesela geçen gece. Orda da 'tuhaf dansıyla' ilgilere mazhar olmuş.
Taşpınar için hiç olmayacak bir kıyafetle (geçen kış giydiği Altıbağlı Bebeğin Donu 'şortunu' unutamıyorum mesela) hiç olmayacak yalınlıklarda, alabildiğine fuzuli bir azim ve inatla, 'pozlanmamak' mümkünat harici anladığım kadarıyla. Çok bayılıyor resimlerinin çıkmasına. Çooook.
Hiçbir şey sergileyememişse, 'tuhaf' dans figürleriyle 'Çekin beni! Beni çekin!' yapıyor.
Vakko'daki işi pek kısa sürdüğüne göre, temel işi BU Taşpınar'ın. Fotoğraflanmak. Ha, bir de dedesinin atölyesinde heykel yaptığı, ya da ayakkabı tasarladığı gibi (dünya jet set'inin esrarengiz üyelerine) iddiaları var.
Ama nasıl bu 2 okuldan, 1 işyerinden kovulmak; millete kakalamakla mükellef olduğu 'desinger' işlerini kopyalamak gibi şaibeli durumları söz konusu ise-
Ki; Süreyya Yalçın'ın bönlük rekortmeni gözlerini, Lübnanlı Ünlü Dansöz fiziğini ve de Kitsch Fuarı Açıldı! kılık kıyafetlerini düşünürsek geçen yaz (görsel) muhatap bırakıldığımız-
Taşpınar'ın sosyopatlığında son derece 'charming' bir yan, gözlerimize mütemadiyen soktuğu Plaj Kolleksiyonunda da alabildiğine güncel bir saçmalık katsayısı mevcut yani. Magazin sayfalamalarını onsuz düşünmek dahi istemiyoruz!.. Fotoğrafçı arkadaşlar Eda'nın 'çalışmalarını' mükâfatlandırmakta haklılar yani.