Zurnanın Zırt Dediği NOKTA

Nokta Dergisi biliyorsunuz önce ANDIÇ haberini patlattı. Medyalamamız hasret ve susuzluk içindeymişler böylesi 1 habere; kendileri bulamazlarmış, yolup pişirip getiremezlermiş...

Nokta Dergisi biliyorsunuz önce ANDIÇ haberini patlattı. Medyalamamız hasret ve susuzluk içindeymişler böylesi 1 habere; kendileri bulamazlarmış, yolup pişirip getiremezlermiş, Ahmet Şık'ın haberi manşetlendi de konuşuldu 'günlerce.'
Ne vardı konuşulacak? Hem anlamadım, hem madem benim ismim geçmiyordu ('The World According To Garp') konuşmaya dahi layık bulmadım.
Alt tarafı romontik bir genç kızın evrak-ı metrukesi gibiydi: "O beni seviyor. Bu beni sevmiyor. O darbe karşıtı. Demek TSK düşmanı-"vari bir popülarite çizelgesi.
Diyelim Nazlı Ilıcak ile Hasan Celal Güzel (gazetemiz yazarı) o denli alışmışlar ki popüler olmaya, sevilmeye, incilenmeye; dayanamadılar 'Nasıl bizi sevgisizlikle itham edersiniz?' mahkemesi açmaktalar Askeriyemiz'e.
Valla benim sevimlibirlik gibi 1 derdim yok. Örselenmezdim yani listelenmekten Darbe Düşmanı Sevgisiz Kadın diye. ('Ayna ayna! Söyle bana!')
Ve fakat NOKTA'nın tabiatında 1 arsızlık seziliyordu. Hemen akabinde Darbeci Günlükleri patlatıldı.
İki bin küsur sayfalık, aşırı natürel bir üslup ihtiva eden Oramiral günlüklerinde, iki kez ciddi ciddi darbe yapılmak istendiği/planlandığı/ 'military takeover' için aşırı 1 arzu duyulduğu ve fakat (heyhat!) bunun yapılamadığı irdekleniyordu.
Yine NE vardı? Tutturdu (1 Kısım İnsancıklar) "Darbe planları yapmak anayasal suçtur. Soruşturma başlatılsın. Günlükler gerçek mi, değil mi/var mı yok mu/in mi cin mi SORUŞTURMA kapsamında aydınlatılsın" diye diye.
Elinin körü! Büyükanıt Paşa, yok öyle bi şey arşivlerimizde- diyor.
Yetin; değil mi? Yüz verince astar istemek buna denirdi. 'Biraz' hadlerini bildirmek için NOKTA hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Nereye çeksen gider o şanlı maddeden:
318'den (Halkı askerlikten soğutmak) NOKTA'yla alakalı soruşturma başlatıldı. Darbecilerle ilgili değil.
İleri gitmeyin!..
Bu defa da Nevzat Çiçek NOKTA'da haberi patlattı: 'Sivil toplum örgütleri NE KADAR sivil?'
Benim 1 Asker Sevdalısı olarak bu sorunsala cevabım tabii ki şöyle: 'Elinin körü kare kadar sivil! SANA NE?'
Tabii 1 sivil olarak bunu haykırır geçerim. Ve fakat NOKTA Kadiri Mutlak Askeriyemiz'in sinirleriyle (1 kez) oynamıştı (2 kez) oynamıştı, üçüncü de artık-
Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi karar alınmasını istedi. Üstelik 'Asker Savcılar gözetiminde aranmasını' istedi NOKTA'nın. Tam 2 kez böyle istendi, Askeri Savcı 'Yok artık, yalnızca aransın taransın' deyip Bakırköy Savcılığı'na 'işi' havale etti.
Polisimiz olsun, savcılığımız olsun, Allahımıza 1000 şükür durumun vahametini kavramıştı. Çalışanlar duvarlara dayandı. Birkaç saat dışarıyla bağlantıları kesildi.
50 polisin baskınıyla filan (muhteşem 1 güç gösterisiydi) TAM 70 SAAT NOKTA ARANDI. TARANDI.
Bilgisayarlardaki bilgiler kopyalandı. Alper Görmüş aradıklarını söyledikleri belgeleri baskının akabinde ilgililere vermiş olmalarına rağmen, aramaların sürdürüldüğünü de sürdürüldüğünü, söyledi.
Zira Askeri Savcılığın arama kararı çok geniş tutulmuştu. 'Incığına, cıncığına arayın şu NOKTA'yı, bunların elinde BAŞKA numerolar da olmasın sakın?' kaygısının genişliğinde tutulmuştu. Anlaşılan.
Son haber peki neydi? Hani hayalgördüren mantarlar gibi türeyen 'sivil' 'cemiyetler' birilerinin birilerinin 'sivil' 'eylemleri' var ya? Pıtrak ırkçı?
Hani emekli generaller, orgeneraller hiç boş durmuyorlar. Yurt sathında savunmadalar vatanı, (m)illete karşı. Nutuk üstüne yemin ettirmeler, ennn ırkçı söylemlerle atıp tutmalar, bir panik havası, 2 panik havası, 3 panikatak/koku dalgası- Yoksa memleket bu çapulcuların eline mi geçiyor? Emekli 'elitler' kıvranıyorlar kaygılar içinde. En okumasız yazmasız halleriyle atıp tutuyorlar kapalı kapıların ardında. Ne kadar gerilirse o kadar iyi. Dökülsün Kemalist tugaylar sokaklara zamanı gelince, 'Paşalarımız! Bize NOLUR 1 DARBE!' diye. Haykırsınlar Şanlı İsteklerini! Olmaz ki böyle millete demokrasi!
Bağlarlar hep birlikte başlarını otururlar aşağı bunlara göz kulak/psikolojik harekât sahip çıkmazsan. En vahimi Askeriyemiz'in 'demokrasimizin' vasii konumu. Allah verme gösterme: çorap söküğü gibi gider. Belki de (gün gelir) Askeri Harcamaların muasır medeniyet ülkelerinde olduğu üzre 'dökümü' istenir filan. Yaaaa, 'accountability!'
Sonra pek tabii Karizmatik Komutan Büyükanıt çıkar, alabildiğine Avrupa Birliği aleyhtarı bir konuşma yapar, Kuzey Irak'a girmemizin zaruretinin altını çizer, sözde der/özde der nasıl vahim zamanlardan geçmekte olduğumuzu tektektek (aptal çocuklarız biz/şaralilom şombom bom) anlatır. E, bizler de dinleriz, anlarız. Dileriz anlarız!
En azından 'kabul edilir' bulunur 1 Genelkurmay Başkanı'nın bu denli görev tanımlarını ihlâl edici konuşması. Yeşil ışık bulunur, sarı ışık bulunur; Bülent Arınç bile kendisinin iç rahatlığıyla işaret edildiğine filan vehmedebilir. Ferahlık böyle 1 şey. Maksat ortamlık karman çorman olsun.
Nevzat Çiçek'in "Sivil toplum kuruluşlarının PSİKOLOJİK savaş aracı olarak kullanıldığına dair!"
haberi, Korgeneral Aslan Güner'in hazırladığı 'iddia edilen' belgelere dayandırılmış. Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'na ait bir iç yazışma kupürüyle birlikte yayımlanmış.
İşte Zurnanın ZIRT dediği NOKTA burasıydı. GÖZDAĞI diye muhteşem 1 Türk Müessesesi var biliyorsunuz. Kadiri Mutlak'a ait başka bilgi ve belgelerin DE hadsiz NOKTACILAR tarafından sızdırılma-sına herhalde, engel olunmak istedi. YETER! SÖZ ASKERİYENİN!
Şimdi NOKTA yönetimi bu yüzde bin beş yüz haksız/her nevi demokratik/ hukuki temayüle aykırı BASKIN'la ilgili şikâyette bulunacak. Basın Özgürlüğü mü? Baskın Özgürlüğü mü? İşte bütün mesele!
BUGÜN LÜTFEN NOKTANIN BASKIN SAYISINI SATIN ALIN. Dergi basmak 'normal' değil. En azından hep birlikte Kadiri Mutlak'a bu mesajı gönderelim. Hakiki SİVİL bir tepki olur bu. İstihbarat desteksiz filan. Arzu edilmeyen cinsinden.