'Bedelli candır' mevsimi

Binlerce insan bedelli askerlikle ilgili 'müjde' beklerken neden laf zorunlu askerliğe gelemiyor? Numan Kurtulmuş neden 'son kez' dedi?

O mevsim geldi yine; hayata geçer ya da geçmez ama her yer ‘bedelli’ye kesti. Bedelli askerlik cümle içinde kullanılırken yanına yakıştırılan fiil ‘çıkmak’ oluyor. Burada bir yandan düzenlemeyi somutlaştıracak yasanın, protokolün çıkması kastediliyorsa da cümlelerin makamına baktığınızda aynı zamanda bir tür piyangonun çıkmasından da söz eder gibi herkes. Bedelli çıkacak mı? Bedelli kime çıkacak? 

Sair zaman asker doğmaya, ‘vatan hizmetine’ dair başka laflar edilirken, böyle mevsimlerde haber başlıkları ‘Bedelli müjdesi’ oluyor mesela. Karşılığında bir miktar para ödeyerek devletin zorunlu tuttuğu görevden azade sayılmak ‘müjde’ kabilinden değerlendiriliyor. Ve bunu kimse garipsemiyor. Medyayı bırakın, siyasiler bizzat kullanıyor ‘müjde’yi, ‘müjde’ sayanların kalbini nasıl kazanacaklarını bildiklerinden. 

Numan Kurtulmuş’un gündeme getirmesiyle mevzu hararetlenince, sosyal medyada yazılanlara bakmaya yeltendim ve hakikaten mesajlar arasında kayboldum. Ortalıkta lafı yokken dahi eminim benim gibi birçok gazeteciye okurlar tarafından hatırlatılan, alaka gösterilmesi istenen bir başlık. Ama ihtimal doğup sonra Savunma Bakanı tarafından böyle bir çalışma bulunmadığı ifade edilince, coşku daha da yükselmiş. Bir umut…

Sağlık sorunu nedeniyle Numan Kurtulmuş’a geçmiş olsun deyip bu konuda tekrar bastırmasını talep edenler… Başbakan’ın, bakanların, AK Partili vekillerin hesaplarına yönelik yazılan ‘gözümüze uyku girmedi’ler, ‘bunu çok görmeyin’, ‘bize sırt çevirmeyin’, ‘umut verip böyle bırakmayın’ diye samimi dileklerde bulunanlar… Ancak Başbakan çözer ümidiyle ‘Gençlerin umudu Büyük Usta, bedelli bir daha’ etiketinde buluşanlar… ‘Bedelli ihtiyaçtır’, ‘Bedelli candır’ nevi özdeyişler türetenler… “Bedelli askerlik yeni silah teknolojilerine kaynak demektir” şeklinde bir iknayı deneyenler… Sadece son birkaç günde binlerce mesaj. Bedelli askerliğin, vicdani ret hakkının, ezberden vatan hainliği üzerinden tartışılmasına aşinayızdır fakat bunu ilk kez gördüm doğrusu: “Bedelli askerlik karşıtları vatan hainidir.” 

Tüm bunların yanında yüzlerce kişi de işini, ailesini, bir hastasını, velhasıl hayatının doğal akışını bırakamayacağı için bedelli askerliğe mecbur olduğunu ifade etmeye çalışıyor farklı şekillerde. Bu da çok doğal. Bunların ortasında doğal olmayansa zorunlu askerliği temelden bu kadar az tartışıyor olmak. Mesele bu. Birçok vicdani retçinin avukatlığını üstlenen Davut Erkan bunu insan hakları bilincinin eksikliğine bağlıyor; işkenceyi hatta yaşam hakkı ihlallerini bile mazur görebilirken temel bir insan hakkını en fazla satın almayı tahayyül etmek normalleşiyor. Hem parasını verince sistemle çatışmadan da meselenin çözüldüğü düşünülüyor ona göre.

Neden son?
Yıllardır savaskarsitlari.org’u -ki site hakkındaki ‘askerlikten soğutma’ şikâyetleri üzerine açılan davada, sorumlu görünen Halil Savda, “Evet, halkı askerlikten soğuttuk” minvalindeki ifadesine rağmen beraat etti üç gün önce- hazırlayan Oğuz Sönmez ise başka bir noktaya dikkat çekiyor. Askerlik süresinin kısalmasıyla oluşacak 70-80 binlik açığı kapatmak ve açıklananın üzerinde olduğunu tahmin ettiği kaçak sayısını azaltmak için, kaçakların tekrar GBT aramasında görünmesi ve var olan para cezalarının yeniden işletilmesi söz konusu oldu. Sönmez’e göre sadece ‘polisiye’ tedbirlerle 750 bin kaçağı askere almak mümkün değil, kaldı ki tabiri caizse sadece bunun ‘askerlikten soğutucu’ etkisi olabilir ona göre. Bedellinin gündeme girip çıkması bu şekilde değerlendirilebilir. Hem de seçim öncesi… 

Daha önce de böyle çelişkili beyanatlar verildiği olmuştu, bedelli çıkacak mı göreceğiz. Ama asıl Kurtulmuş ‘son kez’ derken ne kastediyordu? Tüm ‘Yok’ beyanlarına rağmen, vicdani retle ilgili düzenleme mi konuşuluyor? Ya da bundan sonrası profesyonel ordu mu? Olur ya da olmaz ama neden ‘son’?