Bir Chomsky söyleşisinin düşündürdükleri

Bu söyleşinin, medya analizlerinde mahir Noam Chomsky'e nefis bir makale, panel konusu vereceği kesin.
Bir Chomsky söyleşisinin düşündürdükleri

"Belki de Mısır’da bugün yaşananlar Türkiye’nin gücünün sindirilememesinden kaynaklandı.” 

Düşünelim. Bu cümle dünya üzerinde nerede kurulmuş olabilir? Hızla elediğinizde Türkiye dışında kalan Mısır bile değil. Darbe yapan Mısır ordusunun yüzlerce insanın hayatına mal olmuş katliamlarını yanlış okumak bile denemez bu saptamaya. Bu, Mısır halkına düpedüz ayıp.
 
Cümleyi kim kuruyor? 27 Ağustos’ta Yeni Şafak gazetesine verdiği özel söyleşide Noam Chomsky. Çağın ismi en bilinen düşünürlerinden biri; felsefeci, dilbilimci.
 
Ortadoğu analizlerini bir kenara bırakalım. Gezi Parkı olayları sırasında “Ben de çapulcuyum” diye destek mesajı yollayan Chomsky’yi, bu mevzuda ‘hassasiyetini’ iyi bildiğimiz Yeni Şafak’ın sürmanşetinde, üstelik de Gezi’yle bağlantılı bir komplo teorisi içinde olmadan görmek açıkçası şaşırtıcıydı. Ağırlıklı olarak Mısır üzerine yaptığı saptamaların gazete tarafından, kendisinin Gezi sempatisini unutturacak kadar önemli bulunmasına bağlayabilirdik. Fazla yerli bir dil dağarcığının kullanılması aşırı serbest bir çeviri yapıldığını hissettiriyordu. Diyelim Suriye anıldığında, Türkiye’nin muhalefetle ilişkisine hiç dokunmaması imkânsız olacağından, belki editör masasında bazı kısımları makaslanmıştı. Ama Chomsky “Belki de Mısır’da bugün yaşananlar Türkiye’nin gücünün sindirilememesinden kaynaklandı” diyebilir miydi?

Balon söndü
Dememiş zaten. Gazetenin malum zorunlu açıklamasında karşı tarafa söz hakkı verilmeden, meseleye ideolojik yaklaşıldığı söyleniyor. Twitter’da (@h2qo isimli kullanıcının Chomsky’e ulaşmasıyla başlayan) söyleşiye dair kuşkulu tweetler üzerine Chomsky’den önce, imzası bulunan Burcu Bulut’a sormuştum. Kendisine çamur atıldığını, Chomsky’yle 15 kez mesajlaştığını söylemişti. Editoryal müdahaleyle ilgili de kısaltmalar olabileceğini, anlamı bozmadan eklemeler yaptığını kabul etmişti. Benzerini zaten sonra T24’e yaptığı açıklama da tekrarladı. Kaldı ki Yeni Şafak da üç cümle eklendiğini inkâr etmedi.
 
Çok normal değil mi? Evet yanlış ama sadece üç cümle ekledik. Bu balon da burada söndü. Neredeyse “Bunak diğer mail’i unutmuş” imasıyla yayımlanan ikinci İngilizce yazışma ayrıca skandal. Söyleşinin çıkan halinin bir online çeviri sitesi marifetiyle ‘tercümesi’! Robot dili, Tarzanca, ne derseniz deyin. Ayrıca sadece bu iki metne göre bile eklenen cümle sayısı üçten fazla. Ne başta andığım var ne de Erdoğan’ın karizmasıyla ilgili olanı...
 
Bu özgüven üzerine düşünmemiz gerekiyor. Anadili İngilizce olan bir profesörün, bir dilbilimcinin, üstelik ulaşması mümkün bir dünya şöhretinin ağzından İngilizce bile olmayan bir metin yayımlayabilmenin, bunun ortaya çıkmayacağını sanmanın yahut umarsamamanın cüreti üzerine düşünmeliyiz. Tarafgirlik uğruna hâlâ bunu savunabilen gazetecileri... Tecrübeli bir muhabiri bunu yapmaya teşvik edeni, belki buna zorlayanı... Başka türlü bir Chomsky söyleşisinin zaten giremeyecek oluşunu bilmesini... Okuyucuyu böyle aptal yerine koyabilmeyi... 

Aslında ne sütle ne limanla alakası olan sütliman kelimesinin ayrı yazılması hatasıyla vücut bulan ‘milk port’ tamlaması (Chomsky’nin bizzat kullandığı iddia ediliyor) her şeyi bir fıkraya dönüştürdü. Ama durum ciddi. Bu söyleşinin, bir ideolojik aygıt olarak medya analizleri için Chomsky’e nefis bir makale, panel başlığı verdiği kesin. Ama bunların hakikaten yaşandığına ikna edebilir mi, emin değilim.
 
Not: Yazıyı bitirdikten sonra Burcu Bulut, Twitter’dan söyleşiye eklemeler yaptığını kabul ederek suçu üstlendi. Söylediklerim bakidir. Bu, tek başına Bulut’a yıkılabilecek bir hata da değildir. Onu mecbur bırakan medya zihniyeti, eklemelerin makul görülüşü, söyleşiyi savunurken kullanılan dil hâlâ üzerinde düşünmeye muhtaç. Chomsky’ye ‘Türkiye’nin sindirilemeyen gücü’ dedirten, tek başına Bulut değildi.