'Bunu hep yapıyoruz, kimse de şikâyet etmiyor'

1 Mayıs'taki ulaşım kısıtlamaları için başvurduğu ombudsman, Nejat Taştan'ı haklı buldu. Fakat valiliğin bu tavsiye kararına dair görüşü ilginç: 14 milyonda bir kişi başvurmuş; niyeti belli...

İstanbullular bu yıl 1 Mayıs’ı valilik kararıyla getirilen ulaşım kısıtlamaları nedeniyle ‘olağanüstü hal’ havasında yaşamıştı. Yayalaştırma projesi inşaatı, malum çukurun güvenlik riski gerekçesiyle Taksim’de kutlamaya izin verilmemiş, Taksim’e ulaşılmasına mani olmak için de birçok caddeyi kapatmak, şehir hatları vapurları, metro, metrobüs, füniküler seferlerini kısıtlamak gibi çok geniş çapta tedbirler alınmıştı. Hal hakikaten olağanüstüydü.

Nejat Taştan, hemen o akşam valiliğin kararına istinaden toplu taşıma araçlarının seferlerinin durdurulmasıyla seyahat özgürlüğünün engellendiği gerekçesiyle Kamu Denetçiliği Kurumu’na şikâyet başvurusu yaptı. Biraz geç oldu, 8 Ekim’de başdenetçi/ombudsman kararını verdi.

Birkaç açıdan ilginç. Kararda önce ulusal ve Türkiye’yi bağlayan uluslararası hukuk metinleri üzerinden seyahat özgürlüğü tanımlanıyor, hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanabileceği de belirtiliyor. Zira 23. madde, seyahat hürriyetinin suç soruşturma/kovuşturma, genel sağlığı koruma ya da suç işlenmesini önlemek amacıyla kısıtlanabileceği üzerine.

Fakat daha sonra uzun uzun bu sınırlamanın hak ve hürriyetlerin özüne dokunamayacağı, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve de ölçülülük ilkesine uyması gerektiği vurgusu yapılıyor. “Mevzuatın vermiş olduğu yasal bir yetkinin kullanılması her zaman meşru bir sonuç doğurmayabilir” deniyor; “Sınırlama gerekli ya da zorunlu görülenin üzerinde olamaz” diyor. Velhasıl ombudsman, Nejat Taştan’ın seyahat özgürlüğünün kısıtlandığına karar veriyor. Bunun tekrar yaşanmaması için lüzumlu tedbirlerin alınması için de bir tavsiye kararı alıyor.

‘Niyeti belli!’ Muhatap İstanbul Valiliği’nin 30 gün içinde görüş bildirmesi gerekli, bildiriyor da. Metinde, özünde valilik yasal yetkilerini kullanmıştır, denmiş. Kitle iletişim araçları yoluyla haberdar edildiğinden, işe vs. giden ‘vatandaşların’ zaten gerekli önlemleri aldığı da savunuluyor.
İlginç olansa 35 yıldır Avrasya Maratonu ya da ‘ülkemizin tanıtımına fayda sağlayacağı düşünülen’ bisiklet, golf, otomobil yarışları gibi gerekçelerle benzer, hatta daha ağır ulaşım kısıtlamalarının getirildiğinin, buna dair bir kişinin bile şikâyet etmediğinin söylenmesi. Hep yapıyoruz yani. Hatta “1 Mayıs günü de kamu ulaşım araçlarına getirilen kısıtlamalara dair tek bir vatandaşımızın kurumunuza şikâyette bulunması iyi niyet değil, maksadı belli bir yaklaşımdır” denerek, bir anlamda başvurucu ihbar ediliyor. Daha sonra da “14 milyonluk şehirde tek bir kişi...” diye bir daha anılacak.

Nejat Taştan, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin koordinatörü ama başvuruyu şahsı adına yapmış. Niyetleri de, kuruluşundan itibaren
ombudsmanın kendisinden kurumun tarafsızlığı endişesine kadar çok açıdan tartışılan bu mekanizmanın işleyişini tecrübe etmek ve de kamu kurumlarının karara dair tavrını tartışmaya açmak. Bir kere valiliğin kendisine dair niyet sorgulaması, birey şikâyetlerinde ne kadar savunmasız olunduğunun göstergesi. (Tüm özel bilgiler de açık.) Bu ifadeler için tekrar başvuruda da bulunacak.

Aslında Taştan, valinin yetkileri konusunda Meclis’e tavsiye vermemesi dışında, ombudsmanın beklediklerinden daha iyi bir karar verdiğini düşünüyor. Ama “Yetkimi kullandım, yine de kullanırım” diyen valilik nezdinde bunun karşılığı ne?

14 milyonda niye bir kişi başvurmuş peki? Taştan mekanizmanın bilinmediğini, zaten teknik sorunları olduğunu ve de insanların AİHM gibi daha etkili hukuk yollarını tercih ettiğini söylüyor. Valiliğin görüşünü de ekleyince ombudsmanlık hakikaten tartışmaya açık hale geliyor. Özellikle Gezi sürecinde çok başvuru yapıldığı düşünülürse... Taştan’ın polisin tutumu ve biber gazı kullanımına dair de şikâyeti mevcut. Örneğin Dilan Alp kararı çıktı, sıra valilik görüşünde...