Erkekler neden susuyorsunuz?

Size bir tek 'şeyden' ibaretsiniz diyorlar. Bu hakaretin farkında bile değilsiniz.

Bir haftaya yayılan dekolte ve tecavüz tartışması ne birimizi şaşırttı, ne de buradan bir yere varacağız gibi hissediyor insan. O kadar iç bunaltıcı. Dekolte-tecavüz denklemine bir profesörün yaptığı gaf diye bakanlar var, sanki boş bulunmuş, bir anda dökülmüş ağzından… Orhan Çeker’i unutmaya çok az kaldı; bir-iki gün daha sabredin. Bir sonraki Orhan Çeker’e kadar… ısimlerin çok bir ehemmiyeti yok çünkü.
Bu zihniyeti kırmanın bir mücadele gerektirdiği kesin. Fakat kafama takılan bir şey var. Bunun neden sadece bir kadın mücadelesi olduğunu, olması gerektiğini anlamıyorum.
* * *
Taciz görmüş biriyle iki cümle konuşmamış, tecavüze uğramanın ne demek olduğu konusunda zerre kadar fikir ve his sahibi olmayan bir mahluk, kendi zihninin karanlık dehlizlerini ortaya serercesine kadınların ne giydiğinden, ne giymediğinden söz ederken aslında sadece kadınlardan mı söz ediyor? Bu adam, bu kafa sadece kadını mı ‘seks objesi’ olarak görüyor böylelikle? Yüzlerce beyin kıvrımı, milyonlarca sinir ucu sahibi, onlarca çeşit organ içinde sadece bir tanesinin hükümdarlığında yaşayan aciz bir canlı olarak çizilen erkeklerin, sadece erkek olmaktan dolayı söyleyecekleri iki çift lafı yok mu bu duruma?
Sadece hayvani içgüdülerinizle yaşadığınızı bile söylemiyor bu adam, bu kafa, zira hayvanların da çiftleşme mevsimleri var. Siz erkeklere diyor ki bu erkek zihniyeti, beynininiz falan yok, bir şeyden, o da şeyinizden ibaretsiniz şu hayatta. Beyniniz yok, uyarılmaya açık bir aciz yaratıksınız, bir tekhücreli kadar basitsiniz. Siz erkeklere diyor ki, sizin kafanızda tecavüz denilen insanlık suçu bir sevişme pozisyonu sadece. Ve bir insanlık suçu işlemenin kıyısında yaşıyorsunuz her an; toplumsallaşmamış bir hayvan olduğunuzdan karşıdan bir uyarıcı geldiğinde insanlığınızdan çıkmanıza milim var. Size bunları diyorlar, anlıyor musunuz?
* * *
Bu zihniyeti kırmak mücadele gerektiriyor ve ben sahada kadınları görüyorum ekseriyetle. Kınamak, üzülmek, vaziyeti kurtarmak için demokrat görünmek falan değil. Bildiğiniz mücadele… Duyarlı erkekler kadınların yanlarında duruyorlarsa, kadınların mücadele cümleleriyle duruyorlar aslında. Kadınların aşağılanmasından, ezilmesinden söz ediyorlar. Tamam, çok güzel. Ama peki ya siz?
Erkekler, sadece toplumsal cinsiyetlerinden ötürü herhangi bir şey için mücadele etmediklerinden, bunun nasıl yapılacağını bilmiyor belki de. Hatta daha da vahimi şu anda aşağılandıklarının, o zihniyete göre kadınlar kadar ikinci sınıf insan muamelesi gördüklerinin farkında değiller. Bu gerçekten pratik eksikliğinden mi kaynaklanıyor, başka bir tür kibirden mi emin değilim.
Bu zihniyetin erkeklere ettiği hakaret de hiç az değil ve ben erkeklerin sesini duymuyorum.


Zenginlerin orjisi
Geçen salı akşamı Londra, Sotheby’s Müzayede Evi… Arkada Andy Warhol’un çok renkli bir Marilyn Monroe tefsiri… Bol sıfırlı rakamlar havada uçuşurken birden salondaki bir grup insandan türlü inlemeler yükselmeye başlıyor. Salondakiler feci huzursuz, ne olduğunu anlamıyor. Cana kasıt var mı acaba? Sonra üzerinde ‘Zenginlerin orjisi’ yazan kırmızı bir bez afiş açılıyor. Bağırtılar tatmin skalasında gittikçe yükseliyor.
Oraya çağdaş sanat satın almaya gelmiş ‘zenginler’ gülüşmeye başlıyor. Eğleniyorlar basbayağı, ceplerden telefonlar çıkıyor, anında fotoğraflanıyor, muhtemelen twitleniyor da… Arts Against Cuts isimli aktivist grubun bu ilk eylemi değil. Daha geçen aralık ayında bir Tate Modern işgaliyle isimlerini duyurmuşlardı.
Salona dönelim. Sotheby’s Müzayede Evi’nin güvenlik görevlileri nazik olmaya çalışarak protestoculara kapıyı gösteriyor. Bu esnada içeridekiler bu çağdaş sanat eserini alkışlıyor. Ortalık sakinleyince satış yöneticisi “ışte bu haylaz gençler…” manalı sempatik bir bakış attıktan sonra, kaldıkları yeri hatırlatır gibi “Bir daha yapalım mı?” diye soruyor kalabalığa. Bir kadın aradan bağırıyor: “ıki milyon!”. Çocuklar gibi şenler, bilahare kendi klanlarına anlatacakları çok nadide bir an yaşamışlar. Orjiye devam ediyorlar.

.