'Erkeksen öfkeni yen' ve ironi meselesi

Bir cinayet zanlısı erkek daha o kalıbı kullandı: Erkeksen... Kadın ve Demokrasi Derneği ironi yaptıklarını söylüyor ama bu neye yarar?

Çarşamba günü Adana’da bir erkek iki cinayet işledi. Biri karısı, diğeri de karısının ilişki yaşadığını iddia ettiği erkek. Üçgenin teferruatını konuşmaya gerek yok. Ama dikkatimi çeken şu... Medyada olayın gelişimi, cinayetleri işlediğini itiraf eden erkeğin ifadesinden bölümlerle aktarıldı. Şöyle mesaj gördü, böyle karar verdi, sonra şunu yaptı.

O erkek polislerin arasında kelepçeli yürürken gazetecileri gördüğündeyse başka bir şey oldu. Kameralara döndü ve daha önce söylemediği bir şey söyledi: “Erkeksen öldür, dedi. Öldürdüm.” Medya aracılığıyla ulusa seslenirken bu formülle anlaşılacağını biliyordu, ‘erkeksen’ kalıbı cinayetleri mazur, hatta anlamlı gösterebilirdi. Bu gerekçeyi ifadesinde de zikredebilirdi, zira erkeklik gururunun incinmesinin cezada hafifletici unsur sayılması mümkündü. Çünkü ‘normal’ olan erkekliği söz/pazarlık/yoklama konusu yapılan erkeğin öfkelenmesi, şiddet uygulaması, öldürmesi velhasıl buna tepki vermesidir. Siz hiç ‘erkeksen’i olumlu tınısı olan bir cümlede duydunuz mu?

KEFEK ne olacak?
25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nden beri bir kampanya sürüyor: ‘Erkeksen öfkeni yen’. Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), hükümetin de desteklediği yeni bir örgütlenme. Dün Sabah’ta Damla Kayayerli’nin derneğin başkanı Yrd. Doç. Sare Aydın Yılmaz’la yaptığı söyleşi vardı. Sare Hanım, “Değerlerimizden ve manevi inançlarımızdan beslenen bir kadın bakış açısını yaygın hale getirmek için çalışıyoruz” diyor. “Feminist söylem içerisinde yer bulan ‘Kadının ikinci planda kalmasının sebebi erkektir!’ bakış açısını benimsemiyoruz” cümlesini okuyunca o zaman kadının ikinci planda kalmasının sebebi kadın mıdır, derken faili az sonra açıklıyor: “‘Eşit işe eşit ücret’ sloganıyla yola çıkılan birinci dalga feminist hareket Batı’dan çıktı. Batı kendi kültüründen beslenerek oluşturduğu literatürü, kendi dışındaki ülkelere de empoze etmeye çalıştı, ta ki postmodern süreç dediğimiz 80’lerde ‘Hayır! Kadını ikincilleştiren erkek değil, bilakis kadını ikincilleştiren feminist söylemdir’ söylemi ortaya çıkıncaya kadar.” Neredeyse feminizmle mücadele derneği gibi gelmiyor mu kulağa? 

Sare Aydın Yılmaz, ‘erkeksen’i kullanarak ironi yaptıkların söylüyor. Açıkçası ilk duyduğumda inanamadım. ‘Erkeği ötekileştirmemek’ denen gaye için, daha ziyade ‘erkeksen dışarı çık’, ‘erkeksen bıçaksız gel’ şeklinde sadece erkekliği kanıtlamak şart kipiyle kullanılan bir kalıptan ironi yaratmak... Erkeğin doğal olarak öfke/şiddet biriktirdiği hakikatini kabullenip/normalleştirip, üzerine ikinci kat üstünlük payesi vermek... Gerçekten ironik ve üzgünüm çok da tehlikeli. Tersine çevirmiyor, bilakis güçlendiriyor.

Daha önce ‘Batı’da da ‘Gerçek erkek şunu yapar, bunu yapmaz’ şeklinde kampanyalar hazırlanmış ve elbette eleştirilmişlerdi. Meselenin kaynağını yüceltme çelişkisinde, ‘erkeksen’ kampanyası daha da ileride. Öyle ki, Kamer Genç’in Emine Erdoğan’a yaptığı saygısızlığa hepimiz tepki verirken, daha 19 Kasım’da kendisiyle ilgili iddiada bulunana karşı, ‘şerefsiz’ler, ‘müfteri’ler sonrasında Meclis’i “Erkeksen gel çıkalım” diye inleten Genç’le aynı tarafa düşebiliyorsunuz birden. İroni demek durumu değiştirmiyor; su aynı kanala akıyor.
(Bu arada önümüzde Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun –KEFEK- kapatılıp Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonu kurulması gibi bir ihtimal var. Umarız olmaz, ama sanıyor muyuz ki ilgisiz?)

Feministlerin, kadın örgütlerinin temel meselesi ‘erkek’ değil, ‘erkeklik’. Toplumsal cinsiyet rolü olarak erkekliği de sadece erkekler inşa etmiyor, bilerek ya da farkında olmadan kadınlar da buna iştirak ediyor. Kimsenin kadına karşı şiddet konusunda kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Kim körüklemek ister? Ama meseleyi masaya nasıl koyduğunuz önemli işte.