Eşcinselliğe değil bu zihniyete terapi lazım

Translara kılıçla saldırılan bir ülkede, eşcinselleri tedavi edebileceğini söyleyen diplomalı psikologlar var.

Posta kutusuna düşen mesajın başlığı ‘Lezbiyen terapi’ydi. Hüseyin Kaçın isimli psikolog, mahir olduğu terapi türünü tanıtıyordu.
Kişisel web sitesinde ‘sigara bırakma’, ‘sosyal fobi’ ‘sınav kaygısı’ gibi konu başlıklarından ayrı olarak ‘eşcinsel terapi’ bölümü açılmış. Şöyle diyeyim, www.escinselterapi.net yazdığınızda, doğrudan www.huseyinkacin.com açılıyor. Bu terapi çeşidi, o derece alametifarikası yani kendisinin.
Sitenin forum kısmında kâh psikoloğumuzun kaleminden, kâh kendisine başvuranların ağzından dökülenleri okuyabiliyorsunuz. Şüpheci yanımı bastırıp orada okuduğum bütün hikâyeleri doğru kabul edeceğim. Mesele başka çünkü.
“Eşcinsel olmayı kabul etmek demek, size çocuk yaşta cinsel tacizde bulunan insanı haklı çıkartmak demektir”, “Eşcinsellik, özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve anne-baba ihmallerinin sonucu gelişen bir durumdur” tespitleri Kaçın’ın konuya dair temel fikrini özetliyor. 

Çaydanlıkla oynamak ne?
Katıldığı bir TV programında eşcinsellik kastedilerek “Bu doğuştan olan bir sıkıntı mı” diye soruluyor. ‘Hastalık’ deyince bir alınganlık doğduğu için ‘ruhsal ve cinsel bir eğilim bozukluğu’ tarifini tercih ediyor Kaçın.
Özgürlük fikriyle eşcinselleri aşağılamayı harmanladığı hakikaten çok ilginç bir çıkarsaması da var: “Kendi özgür seçimiyle eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere tedavi imkânı sağlamamak, ‘Bu tedavi edilebilen bir hastalık değildir’ demek, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren ve ahlaki olmayan bir tutumdur.”
Forumda “Ne kadar zamanda geçer”, “Seansı ne kadar”, “Şunu yaptım, böyle hissettim, ben eşcinsel miyim” türü sorular yöneltilmiş. Psikolog Kaçın da cevap veriyor mesela: “Hayır, çocukken çaydanlıkla oynamak kadınsı davranış değildir.”
Memnuniyet ifşaatları da bir acayip: “Ben bile kendime inanamıyorum, geçen hafta gerçekleştirdiğimiz terapiden sonra kadınlar artık ilgimi çekmiyor. Terapiden sonra lezbiyen ilişkilerin bana zarar verdiğini, aşırı derecede yıprattığını düşündüm ve sıkıldığıma karar verdim.” Haydi diyelim eşcinselliğin müsebbibi ağır çocukluk travmaları, bu kadar çabuk nasıl çözülüyor o zaman? 

‘Benim Çocuğum’
Çocukları bu ‘bozukluktan’ mustarip ailelerin çok dertli olduğunu söyleyen Hüseyin Kaçın, keşke LİSTAG- LGBTT Aileleri Grubu’yla tanışsa... Gerçi o, çocuklarının eşcinsel olduğunu öğrenen ailelerin panikle eşcinsel derneklerine koştuğunu, buralarda bu ‘sıkıntının’ giderilebileceğinin özellikle gizlenip ailelere durumu kabullenmelerinin öğütlendiğini söylüyor. Şikâyet ediyor bundan.
LİSTAG’da aileler bir araya geliyor, konuşuyor, dertleşiyorlar. Bu noktaya gelene kadar çok zor günler de geçirmişler ama yeri geliyor çocuklarıyla eyleme gidiyorlar. Her ayın ilk perşembe akşamı gönüllü psikiyatrlardan destek alıyorlar. Evet, onlar terapi alıyor ama tam da çocuklarını ‘bozuk’ gören bu anlayıştan mustarip oldukları için. Bu zihniyettekilere kuracakları cümleleri bulmakta zorlandıkları için.
Hüseyin Kaçın, “Eşcinsellerin kendilerini suçlu, huzursuz, yalnız, depresif, sıkıntılı ve gergin hissetmeleri sık rastlanan bir durumdur” diyerek başlayıp sonra onları ‘düzeltme’ yöntemleri açıklıyor sitesinde. İşte onlara ‘hasta’ diyen bakanlar, ‘bozuk’ diyen hekimler var olduğu için huzursuz, yalnız, depresif, sıkıntılı ve gerginler halbuki.
Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan yönetmen Can Candan, LİSTAG’da buluşan ailelerin uzun metrajlı belgesel filmini çekmeye niyetlendi. ‘Benim Çocuğum’un şu anda sadece fragmanı var (www.listagfilm.com), devamı içinse her anlamda desteğe ihtiyacı... (destek@listagfilm.com)
Geçen hafta bu ülkede bir grup trans kadına satırla ve kılıçla saldırıldı. Biri ağır yaralandı. Satır ve kılıç! Burada asıl tedaviye ihtiyacı olan kim?