Gülsuyu/Gülensu'da ne oluyor?

Haftalardır saldırı haberleri geliyor Gülsuyu'ndan. Bu mahalleyi nevi şahsına münhasır yapanları anlamak için çok yakında bir kitap çıktı.
Gülsuyu/Gülensu'da ne oluyor?

Birkaç haftadır İstanbul’un Maltepe sırtlarındaki bir mahalleden, Gülsuyu’ndan haberler geliyor. İkisi haber yapmaya giden gazeteci olmak üzere dokuz kişi silahlı saldırı sonucu yaralandı.

Mahalleli uyuşturucu ticaretinden beslenen, haraç toplayan çeteleri işaret ediyordu. Uyuşturucuya karşı yürüyüşler yapıldı, hatta o yürüyüş tarandı. Üç gün önce sabaha karşı 400 polis ve helikopterler eşliğinde devasa bir baskın yapıldı. En son da BDP İstanbul İl Yöneticisi Besim Yılmaz’a ait işyerine pompalı tüfekle saldırı düzenlendi.

Kimi yayın organları ‘garip’, ‘esrarengiz’ sıfatlarıyla veriyor Gülsuyu’ndaki bu saldırıların haberini. Kimi, bu çetelerin devlet desteğiyle var olabileceğini vurgulamak için kinayeyle ekliyor aynı sıfatları.
Gerçekten Gülsuyu’nda ne oluyor? Cevabı tek başına veremese de, bol ipucu içeren, her şeyden öte İstanbul’un bu nevi şahsına münhasır mahallesini tanıtan bir kitaptan söz edeceğim. NotaBene Yayınları tarafından basılan ‘Kendi Sesinden Gülsuyu-Gülensu’ adlı kitap, özgün bir mikro tarih çalışması.

Aslen bir araştırma projesi olan ‘Kültürel Aracılar’ 2009-2010 arasında mahallede bir dükkân kiraladı. Bu bir yılda mahalle içinden ve dışından katılımcılarla daha ziyade kentsel dönüşüm merkezli etkinlikler düzenlenirken bir yandan da kayıtlar alındı. Gülsuyu’nun kurulduğu 1950’li yılların sonundan itibaren, mahalle tarihinin aktif öznesi olmuş 50’den fazla sakiniyle uzun görüşmeler yapıldı. Kendisi de mahalleli olan ve kentsel dönüşüm hareketinde yıllardır aktif olarak rol alan Erdoğan Yıldız ve Oda Projesi’nin üstlendiği bu kısım sonradan da kitaplaştı.

Fatma Hanım Durağı
Erzincan’ın, Çorum’un, Tokat’ın, Sivas’ın, Dersim’in farklı köylerinden, ağırlıklı olarak Alevi halkların buluştuğu, zaman içinde zorla köyünden edilen Kürtlerin eklendiği ve her daim solun baskın olduğu bir işçi mahallesi Gülsuyu. Kimi Varto depreminden sonra bırakmış köyünü, kimi Bingöl’de devlet karakeçiyi yasaklayınca. Şebinkarahisar’da çıkan büyük bir yangın sonrası devletten aldığı tazminatla İstanbul’a göçen de var, ‘taşı toprağı altın’ umuduyla gelen de, sadece merak eden de.

Hemen herkesin politize olduğu mahallede, o günlerin dayanışmasına değinmeyen yok kitapta. Her gelenin neredeyse bir plan dahilinde ‘hakkını’ aldığı, hakikaten tek gecede dikilen, hatta önce tek odası yapılıp otururken büyüyen gecekondulardan söz ediyoruz. Yağmur yağınca akmak değil, eriyen evler bunlar. Ama o dayanışma duygusunu bir de sakinlerinden dinleyin. Kendi ilkokulunun yapımında çalışan çocuklar, “Gülsuyu’nun çamuruyla yoğrulduk” diyenler. Değinilen ve kötü diye anılan çeşitli sol fraksiyon kavgalarını atlamayalım yine de.
Yoksulluğa rağmen uzunca dinlediğimiz kitapçılar, kitap kulüpleri, odadan bozma sinemalar, mahalleden çıkan yayınevleri, dergiler, radyolar bahsi var. Zaman içinde tapusunu alanlar olmuş tabii. Ama hep yıkım korkusu yaşanmasına, hatta evi üç kez yıkılan olmasına rağmen, hep üreten bir yer olmuş Gülsuyu da, sonradan mahallenin gelişmesiyle içinden doğan Gülensu da.

Hikâye çok. Maltepe Milli Müdafaa İskelesi’nden denize nasıl girildiği de anlatılıyor, Yunus Plajı’ndaki tramplen de. İlk minibüs hattının açılışı... Tabii o durağa ismini veren Fatma Hanım... 45 sene boyunca günde 10 kilo süt satan, sonra okuma-yazma bilmemesine karşın emlakçılığa geçen ve çalışan bir kadın olarak öncü sayılan Fatma Dönmez önemli bir figür.

Yırtıcı bir terörist!
Bir de dışarıdan nasıl göründüğü meselesi var. Kendileri anlatıyor mahalleyi Teksas gibi sananları, ‘komünist’ namı yüzünden taksilerin gece çıkmadığını. 1996’da ölüm orucuna da katılan, hastanede yatarken 1 Mayıs geliyor diye MR tarihini geri aldıran Güzel Şahin ilk ‘terörist’ lafını nasıl duyduğunu anlatıyor. Bekçi “Teröristler Maltepe’de” diye kapıyı çalınca, bir canavar, bir yırtıcı geliyor diyerek çocukları yatakta toplamış ağlayarak. Duymamış hiç.

Zamanında 15-16 Haziran’ın da, Sivas katliamının da, her tür işçi eyleminin, 1980 darbesinin, hatta Gezi’nin de başka türlü yaşandığı bir yerden, bir gelenekten söz ediyoruz. Kentsel dönüşüme karşı ilk mücadele oradan. Maltepe yeni nâzım imar planı açıldığında 250 ailenin para denkleştirip 30 iptal davası açtığı, büyükşehir belediyesine 10 bin imza, altı bin itiraz dilekçesi yolladığı bir yer. Kahvehanelerde, düğün salonlarında başlayan, mevzu üzerine sayısız etkinliği, dernekleri saymıyorum bile.

Söyleşilerde özellikle 90’lardan itibaren bir dönüşümden söz ediliyor. Kendi tabirleriyle ‘bitirimleşen’, takım elbiseli lümpen bir gençliğin de ortaya çıkışı. Ve ‘devrimci mücadelenin önüne engel’ olarak mahalleye özellikle sokulmak istenen uyuşturucu bahsi var. Bunu yapan grupların mutlaka bir güvendiği oluyor takdir edersiniz ki.

‘Kendi Sesinden Gülsuyu-Gülensu’, romantizmi bolsa da, realist; kentsel dönüşüm, halk hareketleri, kent sosyolojisi konularında da ilham verici bir belge kitap olmuş.