HAFAKAN RUHU / Eritre futbolu, ne alaka?

Takribi iki kibrit kutusu tutan haberlerde Eritre futbol takımının kayıp olduğunu okuduk iki hafta evvel. Koskoca bir futbol takımı hâlâ daha, basbayağı yok!
HAFAKAN RUHU / Eritre futbolu, ne alaka?

Takribi iki kibrit kutusu tutan haberlerde Eritre futbol takımının kayıp olduğunu okuduk iki hafta evvel. Koskoca bir futbol takımı hâlâ daha, basbayağı yok!
13 kişi Kenya, Nairobi’ye giden uçağa biniyor, ama sonra başkent Asmara’ya dönerken pasaport kontrolünden sadece teknik direktör geçiyor; 12 oyuncu toz... Nairobi’deki maçta yenilmişlerse de, bunun utancı değil memleketlerine dönmekten alıkoyan. Yahut milli maçta yenildiler diye topunu baltadan geçiren bir Eritre milliyetçisi yok ortada. Her yıl ‘Afrika’nın boynuzundan’ kaçmayı başaran binlerce insandan 12’si sadece... Üstelik futbolcu ya da atlet; böyle uluslararası müsabakalardan bu biçimde faydalananların ilk örneği de değiller ama en kalabalığı muhtemelen.
Devletten izin almaksızın Eritre’den dışarı çıkmak etmek yasak. Müsabakalar için yurtdışına giden sporcuların 6’şar bin dolara tekabül eden kaparo mecburiyeti ise gördüğümüz gibi bazen işe yaramıyor. Çoktan gemileri yakanlar var.
30 yılda çok can yakan bir iç savaş sonrası, 1993’te Etiyopya’dan bağımsızlığını kazandı Eritre. Fakat dönem dönem patlayan sınır kavgaları, ‘kardeşin kardeşi vurduğu’ bu yılların hâlâ hazmedilmediğini gösteriyor.
Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ), Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) son yıllardaki verilerine bakın, Eritre gazetecilerin en fazla baskı altına alındığı, az buçuk bir muhalefette gerekçesiz gözaltına alındığı bir ülke. Basın özgürlüğü konusunda gerçekten listenin son sırasını kimseye kaptırmıyor özellikle 2000’lerin başından beri. 170 civarı ülke içinde, Türkiye’nin de ilk 100’e giremediği liste bu. Tahmin edersiniz ki, Eritre’de YouTube’dan fazlası kapalı.
Şimdilerde isminin önüne daha çok ‘diktatör’ titri layık görülen Eritre Devlet Başkanı Afevorki, zamanın gerilla lideri olarak 90’lı yılları bağra basılan bir halk kahramanı olarak geçirdi ülkesinde. 2000’lerde ise dünya neoliberalleri tarafından Marksizm’e çakmak için zikrediliyor ismi. Bir yandan malzeme de bol; baskı rejiminde düşman paranoyasının haddi hesabı yok.
Ne gariptir ki, Eritre Milli Takımı, 2002 Dünya Kupası elemelerine katıldığında teknik direktörleri Türkiye’den bir isimdi: Bir dönem Fenerbahçe’nin de teknik direktörlüğünü yapan Yılmaz Yücetürk. UEFA’nın Afrika futboluna destek maksatlı Meridyen Projesi dahilinde Yücetürk’e Eritre Milli Takımı’nın teknik direktörlüğü düşmüştü.
‘Suarez’ Yılmaz Hoca da ayrı bir hikâye... Fenerbahçe genç takımı, Ankaragücü, PTT formalarıyla sahaya çıktıktan sonra yeşil sahaları bırakıp gayet tıkırında giden aile işlerinin başına geçiyor. Fakat kurt içinde; 1974 Dünya Kupası’nı izlemek için gittiği Almanya’da birden meşhur Köln Spor Akademisi’ne başlıyor. Yaş 35.
Derler ki Fenerbahçe teknik direktörlüğü yüzünden 45’inden sonra sigaraya başlamış. Derler ki Erzurumspor’dan ayrılırken kazandığı parayı toptan iade etmiş.
Geçen hafta gına getiren mali meseleler yüzünden sahaya ‘Bizden bu kadar’ yazılı bir pankartla çıkan Erzurumspor’u, ortalama aylık gelirin 30 dolar olduğu, şimdi açık hapishaneye dönmüş Eritre’yi sormak için Yılmaz Yücetürk’le söyleşi yapmayı çok isterdim bu hafta; 2005’te ölmemiş olsaydı...
Kibrit kutusu büyüklüğünde bazı haberler beni mi heyecanlandırıyor bu kadar?