HAFAKAN RUHU/ Medya camiasından bir trafik meselesi

Berlin'de ismi değişen bir caddenin ne önemi var? O cadde hangi sokakla kesişiyor? Bu yazı trafik yahut Berlin'in trafik sinyalizasyonuyla mı ilgili?
HAFAKAN RUHU/ Medya camiasından bir trafik meselesi

Berlin’de ismi değişen bir caddenin ne önemi var? O cadde hangi sokakla kesişiyor? Bu yazı trafik yahut Berlin’in trafik sinyalizasyonuyla mı ilgili?
Hayır tabii ki. Aslında hikâye nihayete ereli altı-yedi ay oluyor. Avrupa’nın en yoğun akıcılarından olan Alman medyasına dair bir hikâye anlatmak farz.
Almanya’da 68 gençlik hareketinin ön saflarından bir isimdi Rudi Dutschke; Kızıl Rudi... 11 Ağustos 1968’de Alman Sosyalist Öğrenci Birliği’nin Charlottenburg şubesinin tam önünde aşırı sağ görüşlü Josef Bachmann adlı bir işçinin silahından çıkan üç kurşunla ağır yaralandı. Sol cenahın bu suikast teşebbüsünden Almanya’nın en çok satan (şu anda üç buçuk milyon civarında), muhafazakâr bulvar gazetesi Bild’i sorumlu tutması boşuna değildi. İki yıl boyunca ‘Halk düşmanı Dutschke’ manşetleriyle hedef hiç dolandırılmadan gösterilmiş, hatta o ağustos gününden birkaç ay önce düpedüz ‘Bütün pis işleri polise bırakmamak lazım’ cümlesi sayfalarında yer bulabilmişti. 68’in en alevli olayları Bild’in önünde gerçekleştiyse de, gazete malumunuz bunlar üzerine 40 yıldır ayakta.
Beyninden ağır yaralanan Dutschke, daha sonra uzun bir tedavi gördü, konuşmayı ve okumayı neredeyse yeniden öğrendi, ülkeyi terk etti. Lakin Danimarka’da yaşarken bile Almanya’nın siyasi gelişmelerinden uzak durmadı, Yeşiller Partisi’nin kuruluşunda bizzat oradaydı. Fakat 24 Aralık 1979’da banyo küvetinde geçirdiği epilepsi krizine yenik düştü, ki bu hastalığa yakalanmasının nedeni olarak da uğradığı suikast teşebbüsü gösteriliyor.
Dutschke ölmeden bir yıl önce başka bir karede bir gazetenin deneme sayıları hazırlanıyordu. Ruhunu 68 öğrenci hareketinden, çevreci bilinçten alan bir grup insan, alternatif bir gazete için bir araya geldi. Şu anda 8 bin sahibi olan Die Tageszeitung’un hamuruna gayriihtiyari bir punk temayülü de eklenebilir. İlk ekipte sadece bir kişi profesyonel gazeteciydi, ideal bolluğuna rağmen para olmadığından, özellikle baskı kısmında birçok şeyi kendileri icat etmişlerdi. Önemli olan virtüozite değil başka bir şeydi.
Kısaca TAZ olarak anılan gazete zaman içinde kurumsallaştı, ilk 10 yılın ‘herkese eşit ücret’ presibi bozuldu, radikallik az biraz törpülendi. Fakat Almanya ölçeğinde 60 bin gibi düşük satışına karşın saygıda kusur edilmeyen, ne dediği merak edilen ve manşetleriyle gündemin dümenine hâlâ dokunabilen bir gazete; kaç hisse sahibi olurlarsa olsunlar tek oya sahip 8 bin sahibinin daha başka bir gönül bağı var tabii. Dışarıda belki üç kat maaşa çalışabilecek olan gazeteciler içinse hâlâ bir okul.
Bu arada gazetenin mali açıdan bel doğrultmasında Berlin Duvarı’nın yıkılışının etkisi var; şöyle ki... Şehrin doğu tarafına en yakın kısımda emlak fiyatlarının gayet düşük olduğu bölgede satın aldıkları bina, bir yıl geçmeden duvarın yıkılışıyla neredeyse gazeteden daha pahalı hale gelmiş. Bina şu anda turistlerin sözde bir Amerikan askeriyle 1 avro karşılığında fotoğraf çektirdiği, tur otobüslerinin 10’u boşalmadan 20’sinin geldiği Checkpoint Charlie’ye üç beş adım... Ne tesadüf ki Axel-Springer Yayınları da, en azgın mamulleri Bild ile az ileride...
Bild ile TAZ atışmaları ayrı hikâye... Mesela 2002’de Bild’in Genel Yayın Yönetmeni Kai Diekmann’ın şeyinin de (diyelim) mevzu edildiği bir yazı üzerine Diekmann gazeteye 30 bin avroluk dava açmış. Asıl ilginç olan mahkeme kararı: Şikayet haklı bulunmuş normal olarak ama ceza bu yazının bir daha yayımlanmaması. Hâkim Diekmann’ın gazetesinde başkalarının özel hayatlarına uyguladığı muamelenin kendisi için de geçerli olduğunu esas almanın toplumsal bütünlük için zaruretine karar vermiş. Kısa bir süre önce yakın dostu Ertuğrul Özkök’le ‘Süper Dostlar’ isimli bir projeye imza atan Diekmann, daha sonra verdiği bir söyleşide, tüm ülke medyasının büyük eğlenceyle takip ettiği bu davayı ‘Yayıncılık hayatının en büyük hatası’ olarak kabul etmiş zaten.
Sonra Bild’in 50. yaş gününde, TAZ’ın Bild kapağıyla, ama üzerinde ’50 yıl yeter!’ manşetiyle çıkması var. Bild sanıp satın alan çok olmuş.
Muhabbet karşılıklı... Eylül 2003’te TAZ özel sayılarından birinin başlığını ‘Düşmanlarımız’ olarak belirlemiş. Bu sayının kadrosu tamamen TAZ’ın hazzetmediği insanlardan müteşekkil. Modern Talking’in Dieter Bohlen’i de var ekipte, Alman Sanayiciler Birliği Başkanı Olaf Henkel de. Ama sayının Genel Yayın Yönetmeni kim? Tabii ki Diekmann...
Bu sayı TAZ tarihinde ilk kez 100 binin üzerinde satınca, Diekmann fırsatı değerlendirmiş tabii; haber uçurmuş “Yine 100 binin üstüne çıkmak isterseniz, beni nerede bulacağınızı biliyorsunuz” diye...
Kendisinin bir de jesti var. 25 Mart 2008’de Bild’in merkezinin Hamburg’tan taşınıp Berlin’e, TAZ’a komşu geldikleri gün TAZ binası önüne bir reklam arabası yollamış. Fotoğrafı görüyorsunuz yukarıda, yazan da şu: “Sevgili TAZ’lı kadın meslektaşlarımız, nihayet Berlin’e de harbi erkekler geldi.”
TAZ ekibi merkezlerine Rudi Dutschke Binası adını vermişlerdi ama Dutschke’nin 25. ölüm yıldönümüne az kala daha fazlasını istediler. Üzerinde bulundukları, 1734’ten beri adı değişmemiş ‘Kochstrasse’yi ‘Rudi-Dutschke-Strasse’ olarak değiştirmek istediklerini duyuran açık bir mektup yayımlayıp belediyeye başvuruda bulundular.
30 Ağustos 2005’te Sol Parti ve Yeşiller’den gelen oylarla dilekçe kabul edildi ama bu kez Hıristiyan-Demokrat Parti kurtlandı. İsim değişikliğine karşı referandum için imza kampanyası başlattılar. Çift taraflı kampanyalarıyla hadise bütün ülkenin gündemi oldu birden.
2007’nin başında arzuladıkları referandum oldu ve netice... Bugün lüzumlu hallerde TAZ çalışanları adreslerini ‘Rudi Dutschke Caddesi’ olarak veriyor. Ama mesele, açtıkları davadan da bir netice alamayan Bild’in de adresinde tadilat yapmak zorunda kalması... Bir zamanlar vurulması için hedef gösterdikleri bir adamın ismini taşıyan caddede çalışmak ağır olmalı...
Bu yıl nisan sonunda kalabalık bir güruh eşliğinde sokak isimleri değiştirildi. Artık ‘Rudi Dutschke Caddesi’, Axel-Springer binasının önünde geçen ‘Axel-Springer Sokağı’yla kesişiyor. Yol hakkı, ‘Dutschke Caddesi’nde...