Kaç asker intiharı daha gerekiyor?

Kışlada intihar olduğu söylenen ölümlerin sayısı 27'yi buldu. Şüphe bol ama diyelim ki hepsi intihar, buna diyeceğiniz yok mu?

Ocak ayının ortasında ‘İki haftada altı asker nasıl intihar eder?’ başlıklı bir yazı yazmıştım. Türkiye 2012’ye intihar olduğu söylenen altı şüpheli asker ölümüyle girmişti. Kiminin aileleriyle bizzat görüşmüş, aynı cümleyi duymuştum yakınlarından: “O intihar edecek biri değildi.”
Belki işaretlerin dışarıdan okunabildiği vakidir. Ama intihar öyle bir muamma ki kimin hayatla bağı ne kadar kuvvetli, asla bilemezsiniz. Yine de son konuşmada verilen sözlerden, son dönemdeki haletiruhiyesinden bir şeyler de anlarsınız. Üç gün sonra ablasının düğününe gelecek olanı, terhisine 13 gün kalanın heyecanını, bir şeyler anlarsınız.
O yazıdan sonra çevresinden kulaklarına gelenleri, kendi askerlik döneminden gözlemlerini aktaranların dışında üç-beş tane de ‘Siz ayrımcılık yapıyorsunuz’ temalı görüş almıştım. Çünkü her tür değişkenin dışında bu gençlerin Kürt, Alevi ya da Kürt Alevi olması bir açıklamaya muhtaç değil mi, diye sormuştum. Mesela biri kendi askerliğinde kimseye ayrım yapılmadığını söylüyor, sonra da “İnsanları ayrımcılığın kucağına iten yazınızı okuyan hâlâ silah altındaki askerlerimiz, kalkar da gece nöbetlerinde birbirlerini vurmaya başlarsa ne yapacaksınız?” diye soruyordu. Ne desem bilememiştim. 

Sormayalım mı?
Genel olarak potansiyel ayrımcılık hikâyelerinde böyle bir açmazımız var. Malatya’da ramazan davulu üzerinden yaşanan gerginlikte de aynısı oldu. Tarafların adını etnik ya da dinsel ayrımlar üzerinden koyduğunuzda ayrımcı, provokatör siz oluyorsunuz. Bir münferit vaka, bir kişisel mesele daha çünkü. Tabii ki çatışmayı derinleştirici bir dille sorgulamayalım ama vatandaşlarının eşit muamele gördüğü, tarihi bu anlamda tertemiz, müreffeh bir demokrasi ülkesi olmadığımıza göre bir zahmet soralım ama.
Bu işin peşini bırakmayan ve yurt sathında bir tür ihbar merkezine dönen askerhaklari.com’a göre 2012’de intihar ettiği söylenen asker sayısı 27. Birkaçı hiç medyaya yansımamış vakalar. Kaldı ki gerçek rakamın 27’den fazla olduğunu söylüyorlar. Ve üzgünüm, bu 27 gencin de büyük çoğunluğu Kürt, Alevi yahut Kürt Alevi. Bunu evrenin bir gizemi olarak almaya devam mı edelim?
Kimi CHP ve BDP milletvekillerinin zaman içinde verdiği soru önergeleri oldu, basında mevzua dokunanlar çıktı fakat ne değişti? Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bir soru önergesine verdiği cevapta 22 yılda 2 bin 221 asker intiharı olduğunu söylemişti. Bunun hakikatin altında olduğu konuşulsa dahi yılda 100 civarı ölümden söz ediyoruz demektir, farkında mıyız?
En son Çorlu 105’inci Topçu Alayı’nda askerliğini yaparken 25 Temmuz’da nöbetçi kulübesinin yanında, başından vurulmuş bulunan Ağrı Diyadinli Nihat Bakır’ın babası Rıfat Bakır, oğlunun daha önce anlattıkları ışığında bunun bir intihar olduğuna inanmıyor (DİHA’nın haberi).
Kaldı ki aynı birlikte 9 Haziran’da da Ardahanlı Gökhan Aktürk, izinden döndüğü günün akşamında başından ve karnından aldığı kurşun yaraları yüzünden ölmüştü. 

ABD’de rekor rakam
ABD ordusu, tarihinin en yüksek asker intiharı rakamlarını görüyor son iki yıldır. 2012’nin ilk 155 gününde tam 154 intihar. İnanılmaz bir rakam. Ama şöyle bir fark var; 2006’da başlayan bu yükselişin üzerine eğilinmiş, intiharların ABD’nin Afganistan ve Irak’a düzenlediği operasyonlarla, bunların yarattığı baskı ortamıyla bağı kurulmuş. Bizzat katılanlar çoğunlukta. Dönen askerler için yoğun rehabilitasyon programları, aktif görevdekiler için ücretsiz danışma hatları hazırlanmış. Bu operasyonları tartışmak ayrı mevzu, asker intiharlarını ele alış biçimini konuşmak ayrı. Tamam, bir anlığına kimsenin etnik, dinsel kimliğini konuşmayalım; tamam, bu ölümlerin intihar olduğunu varsayalım. Bildiğimiz 27 vaka, bu gençlerin kendilerini öldürmeye iten koşulları sorgulamaya yetmez mi? Ne yaşıyor, nasıl muamele görüyor da bu insanlar kendilerini öldürüyor o zaman? Değil böyle bir yaklaşım, çocuklarının otopsi raporunu göremeyen aileler var. O zaman da soruyor insan...