Kadınları da mı alsınlar askere?

İlköğretim ders kitaplarındaki militarizm taramasına bakılırsa Milli Güvenlik dersi ölmedi, içimizde yaşıyor.
Kadınları da mı alsınlar askere?

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Durakoğlu, şiddete uğrayan kadınlara adli desteğin nasıl verildiğini anlattı.

10’lu yaşlarının başındaki kız çocuğu, Ece diyor ki: “Ülkemizde erkekler 20 yaşına geldiğinde askere gidiyor. Yasalara göre kadınlar askere alınmıyor ama Kurtuluş Savaşı’nda bu vatanı hep birlikte kurtardık. Askerlik bu yüzden çok kutsal bir vatan borcu. Bence kadınlar da gitmeli askere.”
Okan cevabı yapıştırıyor: “Bence kadınların askerlik yapmasına hiç gerek yok. Zaten kadınlar, erkekler kadar kuvvetli olmadığı için askerlik yapamazlar.” Ülkemizin kendisini savunmak için daima hazır olması, bu yüzden kadınların da mutlaka askerlik eğitimi alması gerektiğinden söz ediyor sonra Ece. Ve altıncı sınıf öğrencilerine soruyoruz: Ece mi haklı, Okan mı? Toplumsal cinsiyet rollerini ve militarist zihniyeti enjekte edici, cinsiyetçilikte ortak bu iki ‘karşıt’ görüşten birini seçecek çocuklar. Ödev bu, ders bu.
Tarih Vakfı daha önce 2003 ve 2009 yıllarında ders kitaplarındaki insan hakları ihlallerine dair, uyandırma servisi vazifesi gören taramalar yapmıştı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne bağlı Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Birimi (SEÇBİR) bu kez ders kitaplarını militarizm süzgecinden geçirmiş. Az evvel anlattığım okuma parçası da Ders Kitapları İzleme Grubu’nun hazırladığı bilgi notundan zaten.

Bir vicdani ret tazminatı daha
Coğrafya dersinde erozyonun bile ‘vatan toprağı’ teması üzerinden okutulduğu nesiller için hiç de şaşırtıcı bir yanı yok aslında bu örneklerin. Şimdi size Yüzbaşı Volkan’ın sınıf ziyaretini mi anlatsam? Bir Mehmetçik’e mektup yazma ödevini mi? Mesir macunu şenlikleriyle birleşen asker millet ünitesini mi? Anayasa konusunun işlendiği ders kitabına eklenmiş ‘Bunları biliyor musunuz?’ köşesinde birden şöyle bir uyarı görmek hangimizi şaşırtır ki: “Hızlı gelişim gösteren ülkemizin güçlenmesi bazı ülkeler tarafından istenilmemektedir. Gelişmekte olan büyük bir ekonomik güce sahip ülkemizi kendileri için tehdit olarak gören devletler, ülkemizin güç kaybetmesi için çeşitli çalışmalarda bulunmaktadırlar.” Tehdit algısını her daim diri tutmak gerekli tabii ki.
Proje koordinatörü Ayşe Alan, daha önce toplumsal cinsiyet, ayrımcılık meseleleri üzerine de çalışmış bir tarih öğretmeni. Onu şaşırtan bir ayrıntı, bu mesajların gittikçe daha erken yaşlarda verilmeye başlanması, mesela üçüncü sınıfta birden hayat bilgisi içinden fışkırması.
Bu sene başında Milli Güvenlik dersinin kaldırılması büyük ses getirmiş, bir devrim havası yaratmıştı. Önemli bir adımdı lakin beş ay sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı genelgeyle Milli Güvenlik dersi içeriğinin 11. sınıf İnkılap Tarihi ile 12. sınıf Çağdaş Türkiye ve Dünya Tarihi dersleri içine yedirileceğini duyurması aynı ölçüde duyulmadı. Hatta çok az insanın haberi var. Ayşe Alan, bunun çok daha tehlikeli olduğunu vurguluyor. Milli Güvenlik dersi başka kılıklarda, orada duruyor.
Bir 6. sınıf Sosyal Bilgiler kitabında, yoktan zemin oluşturmak ister gibi, kadınlar için de zorunlu askerliği tartışan bir metin çıkıyor karşımıza. Aynı esnada 2001’de vicdani reddini ilan ettikten sonra 2005’te tutuklanan ve 11 ay cezaevinde yatan Mehmet Tarhan’ın AİHM’de açtığı dava sonuçlanıyor. Türkiye, bir vicdani retçiye daha tazminat ödeyecek. Bu bilgi kitaplarda hiç olmaz.