Nefret yok eden çip yoksa, yasa şart

"50'den fazla kurum, 500'den fazla kişi nefret suçları yasası için bir araya geldi. Talepler ne, kuşkular ne?"

Elliden fazla kurum bir araya gelmiş. İçlerinde Alevi Bektaşi Federasyonu da var, Dersim Ermenileri İnanç ve Sosyal Yardımlaşma Derneği de Düşünce Suçuna Karşı Girişim de. Edirne Roman Kültürünü Araştırma Derneği, Engelliler.Biz, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe, İstanbul Protestan Kiliseler Vakfı, Kaos GL Derneği, Midyat Süryani Kültür Derneği, Özürlüler Vakfı, Pozitif Yaşam Derneği, Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği... Tamamını yazmak zor; çeşitliliği görün istedim.
Şimdilik 50’den fazla kurum ve 500’den fazla kişinin bir talebi var, nefret suçları yasası istiyorlar. Bu amaçla başlayan kampanya, Hukuk Çalışma Grubu’nun hazırlayacağı taslağı şubatta bitirmeyi, kampanya taraflarının ve kamuoyunun görüşleriyle nihai halini verdikten sonra haziranda Meclis Başkanlığı’na sunmayı hedefliyor.
Nefret bulaşıcıdır
Nefret suçu nedir? Mesela birine sadece etnik, ulusal ya da dini kimliği yüzünden zarar vermektir. Sadece cinsiyeti, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi yüzünden satırla girişmektir. Sadece HIV’le mücadele ettiği için, sadece zihinsel ya da fiziksel engeli yüzünden haklarını gasp etmektir. Sadece bu önyargıyla taciz ve hakaret etmek, mallarına zarar vermek, mekânlarını kundaklamak, taşlamak, sadece bu nefretle birini öldürmektir.
Etkisi halka halka da yayılır. Birine karşı işlenen suç, aynı özellikleri taşıyan diğerlerine bir tehdit mesajıdır. Doğrudan mağdur olmayanı da mağdur kılar. Nefretin bulaşıcılığı, suçu da arttırır.
AGİT katılımcısı 56 ülkeden 34’ünde nefret suçları düzenlemesi mevcut. İki ayrı yaklaşımdan söz ediliyor. Kuzey Amerika modeli nefret söylemini de içeren özel bir yasa öngörülüyor. AB ülkelerinde tercih edilense, mevcut ceza yasalarında nefret saikiyle işlenmiş suçlara ağırlaştırılmış ceza verilmesi.
Nefret söylemi ve nefret suçu ayrı kavramlar. Söylem örgütlendiğinde, fiile geçtiğinde suç oluşuyor. Dünkü basın toplantısında Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, bu kampanya oluşturulurken seçilen yolun nefret suçlarının cezalandırılması olduğunu anlattı. Neden? Nefret suçuyla mücadele, zaten söyleme dair de bir supap etkisi yaratabilir. Kimsenin “Ama canım bu ifade özgürlüğü” diye tartışma dahi başlatamayacağı, somut suç üzerinden hareket ediliyor. Kaldı ki ifade özgürlüğü de aklınıza gelen her tür ayrımcı, ırkçı, faşist düşünceyi dile getirmek değil zaten. Sadece, kampanya öncelikli olarak bununla ilgilenmiyor, söylemin suça dönüşmüş haline bakıyor.
Nefret örgütlenmeleri
Basın toplantısında da konuşuldu, sonra sosyal medyada da. Şüpheler var. Kendi ifade özgürlüğünden çok şu ara Fransa’nınkiyle ilgilenen bir ülkede, bu yasa tam da tersi şekilde ifade özgürlüğünü kısıtlamak için kullanılır mı? Buradan yeni bir 301. madde doğar mı? TCK’nın 216. maddesinin işletilmesindeki çifte standart burada da karşımıza çıkabilir mi? Mesela Hrant Dink sadece bir nefret cinayeti kurbanı mıdır?
“Bir Ermeni öldürdüm” diyen tetikçi elbette bir nefret suçu işlemiştir, lakin bu nefretin kullanılışına ve arkasındaki örgütlenmeye dair adalet talebimizi hafifletmez ki... Nefret en fazla devlet tarafından örgütlenir çünkü.
Nefret suçlarının bizatihi taşıyıcısı olabilen Emniyet teşkilatının bu konuda bilgilendirilmesi, suçun bu şekilde teşhis edilip ona göre soruşturulması, yargıda bu zihniyetin oturması... Bunlar büyük hareketler, farkındayım. Adalet duygusunun zedelendiği bir dönemde bu yasaya dair kuşkuları garip bulmamakla birlikte, “Bu bize karşı kullanılırsa” diye evrensel bir hukuk düzenlemesinden kaçmayı da anlamıyorum. http://nefretme.net adresine lütfen bakın, imza verin ya da hukukçulara sorularınızı sorun, çekincelerinizi ifade edin, tersi maksatla kullanılmayacak hale gelsin. Nefret suçu diye bir şey var ve mücadele için insanlara nefreti yok eden çip takmayacaksak yasal düzenlemeden başka şans yok.