Peki ya 'internetler' kesilirse?

'Neyse ki darbe, isyan hallerinde ne yapacağımızı düşünenler var.'

Malum kalıptır, ‘internetler’ kesilirse ne olacak? İnsan denen mahlukat cins cins... İnterneti icat edeni de var, site kapatanı, belli kelimeleri sansürleyeni de. Mısır’da yaşananlar şurada üç günlük hadise...

Kafamda bunlarla gezerken, ‘Askeri darbe olursa nasıl iletişim kurarız?’ başlıklı bir yazı önümü kesti. Bu yazıyı iki sene evvel kaleme alan Burak Arıkan ‘makinaların ve insanların etkileşimiyle büyüyen ağlı sistemler’ üzerine kafa yoran bir araştırmacı. Cambridge, MIT’de Medya Sanatları ve Bilimi üzerine master yapmış. Bu mantıkla sanat da üretiyor. Hatta İstanbul ikametgâhlılar için 27 Şubat’a kadar devam edecek bir sergide de parmağı olduğunu hatırlatayım. (www.arter.org.tr)
TRT ekranında derdini anlatan Kenan Evren görüntülerinin eşlik ettiği yazı, ‘Nasıl bugün bir mahkeme karar verip YouTube’a girmeyi engelliyorsa, internet yasaklanabiliyorsa, Türkiye’nin sahip olduğu birkaç internet omurgasına ‘askeri müdahale’ yapılabilir ve bir anda nükleer bomba atılmış gibi sessizliğe gömülebiliriz’ mantığıyla bir adım sonrasına bakıyor.
“Artık internete giremiyoruzdur ama mahallede başka bilgisayarlar görüyor olabiliriz. Hatta Beyoğlu’ndan Sarıyer’e mesaj göndermemiz mümkün olabilir, üstelik herhangi bir otoritenin kolay kolay denetleyemeyeceği şekilde. Buna artık internet diyemeyiz ama birbirimizle bilgisayarlarımız üzerinden uzak mesafe ağlı bağlı iletişim kurabiliriz. Bunu yapabilmenin yolu ‘mesh’ yerel ağlar oluşturmaktır.”

Arıkan, ‘mesh’ ağları biz faniler için seyahat metaforuyla açıklıyor. Mesela bir ihtimal, İstanbul’dan San Francisco’ya ulaşmak için arada New York’ta veya Londra’da aktarma yapmak... Önerdiği dağıtık yapıda ise merkez olmadığından bir noktadan diğerine ulaşmak için aradaki noktalardan hoplaya hoplaya gidiliyor. Karayoluyla İstanbul’dan Ankara’ya giderken İzmit’ten, Bolu’dan, Eskişehir’den geçmek gibi.

“Şu anda kablosuz ethernetli bilgisayarla kendimize yakın başka bir bilgisayara doğrudan bağlanabiliyorsak önce herkes yakınındaki kişilere bağlanır. Bağlılık arttıkça hoplama yöntemiyle bir uçtan bir uca iletişim kurar hale gelebiliriz. Önce kendi sokağımızdaki bilgisayarlara bağlanırız, sonra mahallemizdekilere, sonra öteki mahalledekilere. Böyle şehrin bir ucundan diğer ucuna çalışabilen ama merkezi bir sisteme ihtiyaç duymayan mesh yerel ağ altyapısı askeri darbe de olsa iç savaş da olsa bağımsız –ya da tümden bağımlı– iletişim kurmamızı sağlayabilir.”

Bu ağların nasıl kurulduğu da var http://dugumkume.org’da. Artık o kadarı beni aşar, buraya kadar zor geldim. Ama işte güzel olan kısmı kafamın çok almadığı bu işlerle birilerinin çoktan ilgileniyor olması.

E-postaların ve isyanların karbon ayakizi
Tabii ki normal, 2010 internet tarihinin en fazla e-posta yollanan yılı; tam 107 trilyon. Hala Amazonlar’da kayıp kabilelerin keşfedilebildiği dünyamızda şu anda 1.88 milyar canlının en azından bir e-posta hesabı mevcut. İşin sosyalleşme kısmına bakmayı arzu ederseniz, 2010 boyunca 25 milyar tweet gönderilmiş. Facebook içerikleri 30 milyar kez paylaşılırken 250 milyon yeni üye katılmış. Bir kere şunu biliyoruz ki bu yıl bu rakamlar katlanacak. Sadece ocak ayının verileri bile grafiğin yükseliş istidadını kanıtlayacaktır. Kimi Amerikan televizyonlarında “Abarttığınız kadar da insan yok meydanlarda” yorumları yapılsa da, göz fotoğraf görüyor, Mısır mahreçli tweetler okunuyor. Sadece Mısır meselesi de değil ayrıca...

Fakat işin şu sıralar pek aklımıza gelmeyen bir yanı daha var. Duymadıysanız, şaşıracağınız bir rakam olabilir, insanlığın geçen yıl itibarıyla bir günde attığı 294 milyar e-postanın sadece yüzde 10.9’u spam değil. Yani neredeyse yüzde 90’ı doğrudan bizi hedeflemeyen, küfrederek silinen, reklam maksatlı duyuru bombardımanı. O kadar merak ediyorum ki, bunlar sayesinde kaç penis büyütme operasyonu gerçekleşti, değdi mi yani.

Neyse, her e-posta elektrik, bu da karbon salınımı demek. Nicelik bakımından çok olmalarına rağmen istenmeyen postayla muhabbetimiz filtrelerden sızanı silmek şeklinde. Bir mail uzunluğuna, ekine bağlı olarak 4-50 gram karbon damak. Çarptığınızda ortaya çıkan çok heybetliyse de, e-posta zarfı tükürüklenerek yapıştırılan bir mektubun altıda biri kadar korbon üretiyor. Zarardan kârdayız yani. Hayır, son isyanların karbon ayakizini şu an hesaplamayalım.