Samimi yollar, samimi ekmekler yapalım

Samimiyetle yol yapılıyor, birileri istemiyor! Başbakan'ın gözdesi 'samimiyet', mühim bir siyasi gereç. 'Samimiyetsiz'e çalan bir popüler kültür malzemesi aynı zamanda.

Samimiyet sen nasıl bir şeysin? Az bulunur, çok aranır, hiç yetmez ve hep sorgulanır bir hali var. Kimi zamanlara, kimi insanlara, hatta kimi coğrafya parçalarına mahsus gibi. O yüzden bir nostalji var halesinde; herkesin samimi olduğu yitik zamana özlem. Hayatta sadece bazıları hakikaten samimi olabildiği için, bir iltimas alanı, hatta bir gücü var. Ve bazı yerler, kültürel olarak samimiyetsiz, ‘samimi’ bir noktada durduğuna inananlar için.

Dile çok sık geldiğinden, manası ele zor geliyor. Misal yakınlık yerine kullanılıyor. Hem sınıfsız, imtiyazsıza yakın bir eşitlik halini hem de tüm hiyerarşik rol modelleriyle yakınlık atomu aileyi çağrıştırıyor. O hiyerarşik pozisyonda samimi olmak da mümkün. Eşitler ve eşitsizler arasında, ‘Aaa, bu ne samimiyet!’e kadar yolu, hassas bir terazisi var.

Magazin lügatinde samimiyet, aşka ve ‘flaş’a meyilli kuşkulu bir hal. Ama aynı âlem her tür samimiyet için mümbit bir mecra. Samimi albümler, samimi işbirliklerinden doğan filmler, çok samimi dizi setleri… Mesela bir söyleşide “Kadında aradığım özellik samimiyet” denebiliyor. Günlük felsefeye, hayat bilgisi aforizmalarına pek yakışıyor samimiyet.

İçtenlik için kullanılıyor bazen. İçinden geldiği gibi davranmanın, numara yapmamanın ölçü birimi. Peki biri içtenlikle kötü olabileceğinden, samimiyetle şer düşünebilir mi? Yok, sonsuzluk ekseninde pozitifi işaret ediyor daha ziyade.
Tutarlılık da demek kimi zaman. Bir gün öyle, bir gün böyle eylememe, sözünde bir olma hasleti. Hem haslet hem de öğrenilebilir bir meziyet ama.

Tüm bunları içeren bir siyaset gereci samimiyet. Açılımda samimi mi? Çözüm sürecine samimiyetle yaklaşıyor mu? X parti samimi mi? Hangi Geziciler, hangi ‘çevreciler’ samimi? Çevrecinin daniskası, samimiyette ibrenin son noktası mı?

Ahlakçı otoritaryenizm
Salı günü parti grup toplantısında Başbakan Tayyip Erdoğan, laf ODTÜ hadisesine geldiğinde şöyle dedi: “Belediye şöyle samimiyetle yol yapmak istiyor, birileri de yol kesmek istiyor. Tarihte yol kesmek isteyenlere ne denirdi, biliyorsunuz.”

Samimiyetle yol yapmak ne demek olabilir? Asfalt gönülden mi döşeniyor? Başkan Melih Gökçek’in içtenliğinden ziyade, o yolun planını, niyetini sorgulamamaya dair, icabeti mecbur bir davet (zorunlu seçmeli ders gibi) var Erdoğan’ın tabirinde. O yol samimi işte… Samimiyet Standartları Enstitüsü olarak Başbakan onaylamış.

Mucidi değil, şu an başka siyasilerin de kullandığı oluyor lakin samimiyet, AK Parti’nin ve lider olarak Erdoğan’ın temel argümanlarından biri. Birikim dergisinin eylül sayısında yayımlanan ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın politik dilinde samimiyet’ makalesiyle Tanıl Bora zihin açıcı bir analiz sunuyordu. Başbakan’ın samimiyet testinden geçirdiği kişi ve her tür kuruma dair muhtelif cümlelerinden “Şu beyaz ekmek denilen ekmeği sofralarımızdan kaldıralım. Artık has, samimi buğday unundan ekmek üretelim” beyanatına varan numuneler eşliğinde ‘samimiyetsizlik’, neopopülizm ve komplocu zihniyet emarelerini tahlil etmiş Bora.

Dikkat çektiği bir nokta da Erdoğan’ın söylemindeki ‘samimiyetin otoritaryenizmi’. Hem abi hem baba rolüyle ‘samimi’yi bizzat işaret edişin adını koyuyor, ‘ahlakçı bir otoritaryenizm’den söz ediyor. Bir tescil makamı haline gelişi ise politikanın yerini ahlakın aldığını gösteriyor Bora’ya göre. 

İşte samimi Kürtler, samimi çevreciler, milletin tencere-tava çalmayan samimi kısmı böyle ayrılıyor; samimi yollar da… Samimi buğday ununu nereye koyacağımı hiç bilemedim.