Senaristi der ki: 'Şefkat Tepe de değişiyor.'

Şefkat Tepe 'sürece' zarar vermez mi? Senarist Ali Samim Noyan, dizinin değiştiğini söylüyor. 'Dağdan iniş' bölümlerine hazırlık başlamış!

Samanyolu, ‘Şefkat Tepe’ dizisini sitesinde şöyle tanıtıyor: “Terörün çirkin yüzünün tüm şiddetiyle yaşandığı yıllarda, Güneydoğu halkı için huzurlu günler oldukça uzakta gibi görünmektedir. Fakat kirli oyunlarıyla insanları kullanan terör örgütünün hesaba katmadığı bir şey vardır: Sungurlar Timi. Şefkat Tepe, heyecan ve aksiyon dolu sahneleriyle gerçek bir ekran fenomeni.”

Fenomen olduğu kesin. Bir, gündelik gündeme fazlaca oturmadan reyting listelerinde üst sıralardan inmiyor. İki, iyilerin de kötülerin de hudutsuz abartısından doğan fantastik dil ve anlatım, tam ters açıdan müptelasını yaratmış durumda. Hiç izlemeyene anlatması zor. Türk ve Müslüman olmayana kimi zaman imalarla, kimi zaman şakalarla, kimi zaman doğrudan yöneltilen ayrımcı dil ve potansiyel olarak aktarılan nefreti ciddiye almamayı başarırsanız, büyülenebileceğiniz fantastik bir evreni var dizinin.

Bir yanda kamuoyu yoklamaları ‘sürece’ desteğin yüzde 60’lara dayandığını söylerken Şefkat Tepe’nin senaristi ne yapar, neresinden başlar yeni bölümü yazmaya?

‘Tek Türkiye’den sonra başından beri Şefkat Tepe’nin senaristliğini yapan Ali Samim Noyan, neredeyse 50 yıldır yönetmen ve senarist olarak sektörde. Bir ara ‘70’lerde seks filmi çekiyordu, şimdi...’ temalı haberler çıkmıştı. Bu konudan konuştuysak da şu an mevzumuzla ilgisi yok.

İyi Kürt-Kötü Kürt

“Şefkat Tepe de değişiyor” diye başladı anlatmaya: “Elbette ki barış sürecini kaale alarak yazıyoruz. Eskisi gibi değil. Örneğin artık çatışma yok. Birtakım dış kaynaklı ajanların üzerine gidiyoruz, onlar bu süreci de engellemek isteyen ajanlar. Ki bunlar hep vardır. Ferdi düşmanlıklar var arada. Kahramanların kişisel meselelerine yöneliyoruz.”

Abdullah Öcalan’la görüşmelerin başlamasından sonra, dışarıdan bir uyarıyla değil kanalın yönetim kadrosuyla birlikte değişime karar vermişler. “Biz reel bir iş yapıyoruz. Reelde ne varsa onu takip edeceğiz” diyor Noyan. Öyle ki dizi 90’larda geçer gibiyken bile ‘reel’ olan, diziyi değiştirme gücüne sahip.

Malum kalıpla, sürece zarar verir diye dizinin kaldırılması için Meclis’e verilen dilekçeden haberdar değil, erken final söylentilerini yalanlıyor. Hatta ‘dağdan iniş’ temalı yeni bölümler için notlar tutmaya başlamış bile. “Bizde hikâye bitmez” diyor.

Peki, şimdiye kadar Kürtlerden hiç mi tepki almadı? “Hayır. Kürt tanıdıklarım da var, tepki görmedim. Bu hikâye tamamen Doğu Anadolu’da geçiyor. Zaten biri hariç tamamı Kürt kökenli askerlerdir. Biz Kürtlerin içindeki iyilerle kötülerin savaşını yapıyoruz aslında. Milliyetçi bir duygu yok önde. Kürt-Türk düşmanlığı üzerine kurulmuş değil” diyor.

Bu yazıyı yazarken fark ettim; dizinin ilginç bir hayran kitlesi var. Mesela bir grubun senariste verdiği muhtırada şöyle talepler var: “Devlet yokmuş, teröristler çok serbestmiş gibi, o bölgede tek karakol varmış gibi bir algı oluşmamalı. / Bütün ordular içinde hain olabilir. Ama biz bunun alenen işlenmesini istemiyoruz. Uzman çavuşlarımızın kahramanlıkları ön plana çıkarılsın. / Bazı karakterler bir anda ortadan kayboluyor. Bu gidişler mantıklı gerekçelerle olmalı. / Zerdüştlük meselesinde anlatılmak istenenin anlatıldığını, daha fazla uzatılmaması gerektiğini düşünüyoruz.”

Kemik izleyicinin vereceği tepki de başlıbaşına bir kamuoyu yoklaması sanki. Bir de tabii temel soru: Şefkat Tepe ne kadar değişebilir?