Somalili korsanların elinde geçen bir sene

"Fuat Özçelik, Somalili korsanların esir aldığı üç Türk'ten biri. Ablası Banu Özçelik bu uzun bekleyişi anlatıyor"
Somalili korsanların elinde geçen bir sene

Sinemacı olmak isteyen Fuat Özçelik i hayat gemilere sürüklemiş. Gelişmeler, somalide3acturk.blogspot.com adresinden takip edilebilir.

Somali’nin adı anıldıkça üç ailenin evinde başka bir hava esiyor bu ara. Yunanistan merkezli şirket Frio Ventures’e ait Malta bandıralı M/V OLIB-G adlı geminin mürettebatından Yakup Öztürk, Mustafa Arıcıoğlu ve Fuat Özçelik, 15 Gürcü gemiciyle birlikte Somalili korsanların elinde.
Banu Özçelik Göçtü, 2010’un 8 Eylül sabahı şirketten bir telefon aldıklarını anlatıyor. Mısır’dan Hindistan’a hurdaya çıkarılmak üzere götürülen gemi, Somalili korsanlar tarafından durdurulmış. ‘Sağlıkları yerinde, endişelenecek bir şey yok’ cümlesini duyunca, başta o kadar ciddiye bile almamışlar. ‘Karayip Korsanları’ gelmiş akıllarına. ışin sosyolojik kısmını düşünmüşler, ‘Bak Somalililer ne hale geldi’ diye…
33 yaşındaki Fuat Özçelik’in hayali sinemacı olmak. Marmara Üniversitesi’nde Sinema-TV okurken bırakıyor, ‘Bukowski ruhuna’ uygun düşen, hem de para kazanabileceği gemicilik işine dalıyor. şimdiye kadar bütün seferleri Akdeniz’de. En alt kademede 1600 dolar kazanıyor, üstelik önü açık. Yanına kitaplarını, defterlerini, laptop’una filmlerini alıyor. Hatta ilk seferlerinde kamerasıyla çekim de yapmış, sonra şirket bunu hoş karşılamayınca vazgeçmiş yanına almaktan.
Daha önce bir seferde Mısır açıklarında arıza yüzünden günlerce fırtınada beklemişler. Yine de bu işi sevdiğini anlatıyormuş evdekilere. Eski bankacı, şu anda eşinin işi dolayısıyla bulundukları Dubai’de oğlu Poyraz’ı büyüten abla Banu Özçelik, kardeşinin Poyraz’a hediye ettiği bir tişörtü anımsatıyor. Üzerinde bir korsan resmi var, altında ‘Uzak dur, benim dayım gemici’ yazıyor. 

Uydu bağlantısı artık yok
Önceleri haftada bir arıyormuş Fuat Özçelik. Korsanlarla kağıt oynadıklarını, iyi insanlar olduklarını anlatmış ablasına. Keyfi yerinde. Sonra telefonlar düzensizleşmiş. Bir sessizlik sonrasında dayanamayıp geminin telefonunu aramalarının ters teptiğini düşünüyor Özçelik. Telefonu açan korsan ıngilizce “Kardeşin öldü” demiş cezalandırmak ister gibi. Kardeşinin sesini duyacağı bir hafta sonrasına kadar bu bilgiyle yaşamış.
Birkaç ekstra talihsizlik var. Zaten üç gemisi olan şirket, diğer ikisini satmış ve bu sonuncusunu da hurdaya çıkardıktan sonra ticari faaliyetine son verecek. Gemide mal olmadığı için sigortası da yok. şirket hiçbir zaman “Umrumda değil” dememiş. Ama eti, budu da belli. Pazarlıkla düşürülen miktar 6 milyon dolar. ‘Gemiyi alın, personeli verin’ teklifleri de reddedilmiş. “Umut yoksa korsanlar vazgeçebiliyor; onu bekledik. Güvenlik önlemleri çok arttığı için yeni gemi kaçıramıyorlar. O yüzden de bunu bırakmıyorlar” diyor Özçelik.
şirket düzenli olarak korsanlarla görüşse de, Fuat Özçelik’in sesini en son Nisan 2011’de duymuş ablası. Son konuşmalarda sefaletin arttığından, yiyeceğin, içeceğin kalmadığından, korsanların sertleştiğinden, sabahları döverek uyandırdıklarından söz etmiş.
Gemi en son Hint Okyanusu’nda, Somali’ye 4-5 km açıkta tespit edilmiş. Fakat geminin mazotu bittiğinden ve uydu bağlantısı olmadığından yer sinyali alınamıyor.
Üç aile bağlantı halinde. Önce pazarlıkta etkisi olur düşüncesiyle basında haber olmasını istememişler Somali’nin açlık ve yardım kampanyalarıyla gündeme gelmesiyle, fikirleri değişmiş. Özçelik, kendisini tamamen bu işlere adamış vaziyette. En resmi başvurudan, Sümeyye Erdoğan’a gayriresmi mektuba kadar her yolu deniyor:
“Devletten şimdiye kadar bir geri dönüş olmadı. Dışişleri’ne, Cumhurbaşkanlığı’na dilekçe yazdık. Ulaştığım kişiler yapabilecekleri bir şey olmadığını, armatörün parayı verip kurtarması gerektiğini söylüyor. Türkiye’deki Yunan Konsolosluğu’na, Yunanistan’daki Türk büyükelçisine, Dubai’deki konsolosa, temas edebildiğim herkese konuyu duyurdum. Devlet teröristle pazarlık etmez mantığıyla korsanlarla diyaloğa geçmiyor. Devlet hiçbir kaçırma vakasında para da vermiyor. Yazdığım dilekçeler nereye ulaşıyor, ondan da emin değilim. Konsolosluk Dairesi ve Havacılık ve Denizcilik Dairleri Başkanlığı bu konuyla ilgilenebiliyor. Fakat kendi gemisi olmadığı için, Türkiye çok sahiplenmiyor konuyu. ıçinde Yunan vatandaşı olmadığından Yunanistan da sahiplenmedi. En çok Gürcüler sahiplendi ama onlar da güçlü bir devlet değil. Gürcistan’da para toplama kampanyaları bile yapılmış duyduğum kadarıyla.” 

‘Sağ mı diye sormuyorum’
Çok zor bir bekleyişten söz ediyor Banu Özçelik. şirket ‘Niyetleri öldürmek değil. Hem bir şey olsa duyarız’ diyerek rahatlatıyor ama kocaman da bir belirsizlik var.
“Kaygıları yüksek biriyimdir; iyimser sayılmam. O yüzden içime bir şey doğmasına, kendime ‘Hayatta mı?’ sorusunu sormaya izin vermiyorum. Sağ ama zor durumda, birbirlerine güç veriyorlar diye düşünüyorum. En büyük korkum virüs. Griple bile savaşacak vücutları yok şu anda. Bir ara Yakup Kaptan eşine bir Gürcü’nün can çekiştiğini söylemişti. Hem adam için üzüldüm, hem buna tanık oldukları için bizimkilere. Üçüncüsü, bulaşıcıysa diye endişelendim.”
Telefonu kapatmadan evvel Banu Özçelik’e kardeşinin dönüp buradan da bir film çıkaracağını söylüyorum. “Biz de hep bunun hayalini kuruyoruz gerçekten. Ama bir daha korsan lafı duymak istemeyebilir de” diyor gülerek. ışte Somali’de bunlar olurken, biz buna inanmak istiyoruz.
Bu üç ailenin, Somali ziyareti öncesi Başbakan’a seslenişidir bu yazı.