Tek asansörle evden AVM'ye iniş hayali

Bülent Arınç küçük esnafı AVM'lere karşı koruyacak yasal düzenlemeden söz ediyor. Başbakan'a göre 'hayatın gerçeği' buydu.

Bu çağın hülasasını veren birkaç tamlamadan biri ‘tek asansörle evinizden AVM’ye iniş kolaylığı’ olabilir. Bir insanın bunun hayalini kurabilmesi... Bu zamanları tarif etmek için bir koku lazımsa, mağazalardan sızan farklı esanslı oda parfümleri, GDO’lu Malezya mısırıyla buluşmuş tereyağı, oksijensiz bir serinliğin harmanlandığı AVM kokusu olabilir.

Çağa özgü bir sahne isteyene, AVM intiharlarını anlatırım. Hayatın nerede sonlandırıldığının ehemmiyeti var elbet. Üst kattan aşağı bırakılan bir beden, boğanın yerle yeksan ettiği gladyatöre bakar gibi, AVM’nin balkonlarında biriken kafalar... Park-bahçe bilmeyen çocukların AVM bitki örtüsü plastik top yığını arasından koşturup da, intihar edenin fotoğrafını çeken babasına o bakışı... Üç dakikaya bile kalmadan hayatın kaldığı yerden devam etmesi. Kaldığı yerlerin hepsi aynı an.

Akrabalar bitince de sıra kadim dost AVM’lere geliyor. Uzun bayram tatillerinin kent koordinatlarından biri de buralar.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda yaptığı konuşmada küçük esnafı AVM’lere karşı koruyacak bir yasal düzenlemeden söz etti. İki gün evveldi lakin “Dünyanın geldiği bir noktada AVM’lere gözlerimizi kapatacak değiliz ama o kadar izin verildi, o kadar bunlar yan yana bir hale geldiler ki vahşi kapitalizm gibi büyüdüler, şimdi birbirlerini boğuyorlar” diyen Arınç, sanki 20 yıllık uykudan yeni kaldırılmış gibiydi. Gerçi hakkını vermek de gerekli, yıllardır bu düzenleme için gayret ettiğini söylüyor, çok geç kaldıklarının özeleştirisini veriyor.


‘KUSURA BAKMASINLAR’

Peki kim bunlar, alışveriş merkezleri pıtrak gibi artar, boyutları gittikçe büyür ve bunlarla rekabet edemeyen Türkiye’deki küçük esnaf sayısı yarıya inerken Arınç’ın çağrısına kulak asmayanlar? Kimi zaman aralarında 100 metre dahi bırakmadan bir ilçe büyüklüğünde AVM heyulalarına izin verenler... Esnaf odalarının en azından AVM’lerin hizmet gün ve saatlerinin kısıtlanması talebini karşılıksız bırakanlar... Dövizle kiradan zaruri harcamalara, AVM içinde büyük marka yahut zincir mağaza olmayana tez zamanda top attıracak düzene ses etmeyenler... Şu an hangi düzenlemeyle, ne, ne kadar çözülebilir? AVM’lere yüzde 5’lik esnaf, sanatkâr ve ‘kaybolmaya yüz tutmuş meslek erbabı’ kotası koymanın, ulusal ekonomi politikası yerinde dururken manası olabilir mi?

Bu fikriyatın hülasasını da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, 2010’un başında Bayrampaşa’da bir AVM açılışında yaptığı konuşmayla verebiliriz galiba. ‘AVM fobisi’ bulunanlara “Kusura bakmasınlar” diyen Erdoğan, küçük esnafı yeni Türkiye gerçeğini görmeye davet ediyor: “Biz halka en ucuz, en kaliteli malı nerelerde ulaştırabiliriz diye bakıyoruz. Ücretler yüksek, kalite yok, çürük çarık... Olmaz. Bunun için de bu tür modern alışveriş merkezlerini halkımızın adeta arı kovanına dönüştürdüğü merkezler olarak görüyoruz. Küçük esnafımızın bu noktadaki şikâyetlerini de biliyorum ama onlar da artık bu gerçeği görecekler. Ne yapacaklar? Bu sorunu sivil toplum örgütleriyle kendi aralarında birleşmek suretiyle aşacaklar. Belki marketler, süpermarketler halinde onlar da bulundukları yerlerde bunu böyle aşmanın gayreti içinde olacaklar. Artık eskiden olduğu gibi sokak aralarında bakkal, dükkân olayı... Hayatın gerçeği bu. Sürekli ilerlemek durumundayız. Bu gerçeği de göreceğiz.”

‘Halkımızın adeta arı kovanına dönüştürdüğü’ bu merkezlerin doğurduğu, bakkal-süpermarket, küçük esnaf-AVM çelişkilerinin yanında bir de AVM/mağaza kâr ettiğinde dahi bir faide görmeyen AVM çalışanları meselesi var. DİSK’e bağlı Sosyal İş Sendikası Leroy Merlin’in Ankara ve Bursa’daki mağazalarında başlattığı grev, Türkiye tarihinde AVM ve yapı marketlerde gerçekleştirilen ilk grev. Bugün de 16. günü. Bu gerçeği de göreceğiz.