Ultra yasadışı nöroloji terör komitesi

Tıp öğrencilerine yönelik KCK operasyonundan öğrendiğimiz taze suç: Halkı, hükümetin artan bir ivmeyle süren sağlık hizmetlerinden soğutmak.

Başlıktaki gibi bir komite gerçek hayatta mevcut değildir; tarafımdan uydurulmuştur. Şahsi hayal gücümün güdüklüğünü ortaya koyması pahasına 6 Haziran ve sonrasında yaşanan bir dizi hadiseye değinmek isterim yine de.
Mevzubahis gün, altı şehirde 47 tıp öğrencisinin (ve de doktorun) gözaltına alınmasıyla sonuçlanan bir operasyon yapıldı.
Haberi alır almaz babası yoğun bakıma kaldırılan bir öğrenci ‘emniyet’te, 11’i savcılık sorgusunun ardından salıverildi. Mahkemeye sevk edilen 35 kişiden 13’ü tutuklu yargılanmak üzere şu an Sincan F Tipi Cezaevi’nde. Merak ediyorsanız, 11’i tıp, biri diş hekimliği, biri de ergoterapi (Hacettepe Üniversitesi’nde yeni açılan bir bölüm) öğrencisi.
Peki neyle suçlanıyorlardı? KCK operasyonu kapsamında yapılan gözaltılar ertesi gün kimi medya organlarına “Dağa çıkıp örgüt üyelerini tedavi ediyorlar”, “Kırsala militan yetiştiriyorlar”, “Sağlık taraması yaptıkları yerlerde hükümeti kötülüyorlar” şeklinde yansımıştı. Gizlilik kararı yüzünden bildiklerimiz sınırlı fakat sorguda sorulanlar yeter. 

Piknik parası muamması
Görüştüğüm öğrencilerin isimlerini yazmaya lüzum yok. Ankara’dan gözaltına alınanlara en fazla soru HASAT şeklinde kısaltılan Halk Sağlığı Topluluğu’ndan gelmişti. Neydi bu topluluk? Ne yapıyorlardı?
Bunlar bir Hacettepe Üniversitesi öğrencisi için hayli kolay sorular. Çünkü KCK’yla bağı kurulmaya çalışılan HASAT, fakülte dekanlığına bağlı yasal bir öğrenci kulübü. Bütün kulüpler gibi okulda bir odası var, bütün kulüpler gibi yapacağı etkinlikler için izin alıyor, izin kâğıdına rektör yardımcısı imzasını koyuyor. Neler yapıyorlar? Mesela ‘sağlıkta dönüşüm’ konulu paneller, Michael Moore’un ‘Sicko’ adlı belgeseli gibi alanlarıyla ilgili film gösterimleri... hacettepehasat.blogspot.com adresinden tüzüklerini okuyabilirsiniz.
Başka neler soruluyor sorguda? Türkiye tarihindeki en kalabalık sağlık eylemi olan, 13 Mart 2011’de Ankara Sıhhiye Meydanı’nda yapılan mitinge katılıp katılmadıkları. Dikkat, alanda 30 bin kişi vardı. Burada atılan parasız sağlık ve parasız eğitim temalı sloganlar..
Sonra martta Çankaya Belediyesi’nin de destek verdiği, halka ve basına açık Sağlık Hakkı Meclisi’nde neler konuşulduğu... Mevsimi gelmiş; toplu piknik organizasyonu için 500 TL toplayan tıp öğrencisi örgütün mali işlerinden sorumlu olarak tutuklu. 

Halkı hükümetten soğutmak
Bir de komite meselesi var. Telefonları dinlenmekteyken “Bu sene altı komiteden sorumluyum” yahut “İlk iki komiteyi çıkardım, çalışıyorum” diyen öğrencilere defaatle soruluyor: Bu neyin komitesi?
Tıp öğrencileri için bunlar da gülünç sorular. Türkiye’deki tıp fakültelerinin neredeyse yüzde 80’inde vize değil komite sistemi uygulanıyor çünkü. Bu nedir? Birbiriyle ilgili beş-altı ders bir komite oluşturuyor ve tek seferde hepsinden sınava tabi tutuluyorsunuz. 100 sınav sorusu içinde patoloji, mikrobiyoloji, biyokimya, hepsi birlikte. Birinci sınıfta dört komite varsa, ikiye geçtiğinizde bu yediye, üçte dokuz komiteye çıkıyor. Hiçbirinin yolu KCK’ya çıkmıyor ama.
Bir de taze bir suçtan söz etmeli: “Halkı, hükümetin artan bir ivmeyle süren sağlık hizmetlerinden soğutmak”. Tam olarak bu! Ankara’nın yoksul mahallelerinde gönüllü olarak tansiyon, şeker ölçümü gibi basit sağlık çalışmaları yapan öğrencilere bu suç isnat ediliyor.
Şimdi, söz ettiğim bu tıp öğrencilerinin neredeyse tamamı örgütlü ama nerede? Türk Tabipleri Birliği’ne bağlı Tıp Öğrenci Kolu’nda yahut Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nda (SES). Çoğu Kürt. Sorguda bir savcının Bulgaristan göçmeni olan arkadaşlarına “Senin burada ne işin var” diye sorduğunu aktarıyorlar. Belli ki araya karışmış.
Burada anlattığım benzer işleyiş, suç üretme ve delil yaratma mantığıyla 6 binden fazla insan içeride. Hâlâ içine bir kurt olsun düşmemişler var.