Ulusa seslenişiniz itinayla kaydedilir

Yerel Seçim Hazırlıkları Fuarı'na bakılırsa parti bayrağının, kalemin pabucu damda. Google'da aday ismini üste çıkaran, en çok cep telefonuna ulaşan kazanır.

Fuarın tanıtımında genel cümlelerinin ardından şöyle demişler: “Aslında hayatın kendisinin bir seçim yarışı olduğu düşünülürse fuarın önemi çok daha iyi anlaşılacaktır”. Yerel Seçim Hazırlıkları Fuarı için iddialı ama şiirsel de bir dokunuş... Bir adayın propaganda döneminde ihtiyaç duyacağı hizmet ve ürünler kocaman bir sektör ediyor. Cuma günü kapılar açılırken, heveskâr bir muhtar aday adayı gibi İstanbul Fuar Merkezi’ndeydim.

Öncelikle içeride görsel olarak AK Parti baskın durumda. Ürün, hizmet ne olursa olsun, seçim deneyimi bulunanlar, AK Parti’yle çalışmışlarsa bunu referans verme derdinde. O kadar çok Tayyip Erdoğan gördüm ki bir-iki saat içinde.

Birçok partiye birden çalışan firmalar çoğunlukta. Sıkıştırdım, hiçbirinden rakiplere dair şart koşan parti hikâyesi alamadım. İşin profesyonel yürüdüğünü söylüyorlar. Ama tabii pazarın büyük dilimi olarak AK Parti’ye ‘kapak atmak’ önemli gibi.

Birçok stantta ‘üç büyükler’ havası hâkim. Adayların fotoğrafları basılı buzdolabı mıknatısları üreten SAM dışında BDP amblemi görmedim neredeyse. Bir-iki yerde sordum, kimi çalıştıklarını ama depodan gelmediğini söyledi, kimi hiç çalışmadıklarını. Daha küçük partiler hiç yok.
Fuar alanında ses sistemlerinin de tanıtılması, ara ara dışarı kaçma isteği doğurabiliyor. Her stant, ses kalitesini duyurmak istediğinden birden ‘Sevgili İstanbullular’ şeklinde bir gök gürültüsüyle sarsılabiliyorsunuz. Mitingler ve törenler için ayrı düzenekler mevcut. Seçmenlere baygınlık veren otomobile/otobüse hoparlör takıp gezme işi 1.500 TL’den başlıyor. Arzulanan sese göre (180 ya da 360 derece gibi tabirleri olduğunu öğreniyorum) iki-dört hoparlör takılıyor. Bilgi aldığım firma Melih Gökçek’e de hoparlör vermiş zamanında.
İnsanın gözü önce aşina olduğu seçim eşantiyonlarına kayıyor. Parti bayrakları devasa toplar halinde farklı görünüyor. Bir partinin 50x70 boyutundaki bayraklardan bir seçim boyunca kullanımı 10’lu milyonlarla ifade ediliyor. Tabii ki bunlar sonra çöp. Fuardaki bir firma eskileri alıp eritmeye talipti. Bu arada bayrakların geri dönüşümlü malzemeden yapılanı çıkmış. 10 yıldır seçim sektöründe olan firma sahibi 2011 seçimlerinde AK Parti ve MHP’nin bu geri dönüşümlü bayraklardan satın almaya başladığını söyledi. En azından bu hassasiyet yayılsa, göstermelik üç-beş topla da kalmasa.

‘Seçim’ deyince ben!
Eşantiyon dünyası devasa bir skalayla tükenmezkalem, anahtarlık, çakmak, defter, şapka şeklinde başlıyor, deri çantalara, tanesi 150 TL olan gümüş kakmalı takvimlere kadar gidiyor. Bilmiyorum onlar hangi seçmenlere gidiyor. Bu arada termometre, oto kokusu, tişört, yağmurluk, bere, hatta mutfak önlüğü seçenekleri mevcut. Türkiye’de 1998’den beri rüzgârgülü (fırıldak tercih edilmiyor) patentinin bir firmaya ait olması gibi müthiş bilgilere de sahibim şu an. 100 bin tane ısmarlayınca 55 kuruşa kadar düşüyor fiyatı.

Bunlar bildiğimiz ürün ve hizmetler. Fuarın çoğunluğunu, belli ki yeni propaganda pastasının büyük kalemini oluşturansa son sürüm iletişim teknolojileri. Birkaç firma adaylara sadece Google aramalarında ismini ilk sayfaya çıkarma hizmeti veriyor. Buna ‘dijital PR’ deniyor. Fiyat, talep ettiğiniz kelimeye göre değişiyor. Günlük 10 bin TL’ye kadar fiyatlar dolanıyor. Örneğin ‘Seçim yazınca ben görüneyim’ diyorsanız, bu daha da iddialı tabii.

E-mail, SMS, telefon, faks gibi yöntemlerle seçmene ulaşan firmalar çok. Seçmen kimliğimle iletişim bilgilerinin nasıl edinildiğini sordum. Genelde aldığım cevaplar “Aday kendi sağlıyor” şeklinde. Belediyenin kendi iletişim bankası kullanılabiliyormuş. “Karşı tarafın onayı olmazsa tacize girer elbette” cümlesini söyleyen de oldu. Şahsen şimdiye kadar ‘Bana propaganda yapın’ diye onay veren bir kişiye rastlamadım, o ayrı.

Adayların kimi ücretle, kimi ücretsiz kendilerini kaydettiği, seçim vaatlerini anlattığı, video yükleyebildiği birkaç site de fuarda tanıtılıyordu. (anlatbaskanim.com / secimharitasi.com vs) Bu tür stantlarda miting ve bayrak döneminin geçtiği şeklinde yorumlar duyabiliyorsunuz. Biraz ‘retro’ bir lezzet olarak, adayların el yazısıyla isme hitap eden mektuplarını postayla yollayan secimmektuplari.com diye bir şirket de vardı.

Bunun dışında kalabalık meydanlardaki ekranlarda yayımlanacak sorularla seçmen anketi yapma gibi bir hizmet imkânı var. Medyatolia isimli firma tamamen yerel medya bağı üzerine çalışıyor. İlginç, bir yerel TV’de mitinginizi yayımlamaktan bir tartışma programına konuk olmaya kadar vaatleri mevcut.

İlginç stantlardan biri, Kent Prodüksiyon’a aitti. Ulusal medyada kendine yer bulamayacak adaylara bluebox bir stüdyodan ‘ulusa seslenebilme’ şansı veriyorlar. Yeşil zemin sonra arkada New York’umsu bir manzaraya dönüşecek. Aday bunu isterse kendi sitesinde kullanabiliyormuş, isterse Astra uydusunda bir kanalda yayımlatabiliyormuş. Türksat’tan daha ucuz bir uydu bu. Canlı yayın da yapılabiliyor. Firma fiyat vermiyor, çünkü kaydın süresine, arada kullanılan grafik, görsel malzemeye velhasıl prodüksiyon maliyetine göre fatura değişiyormuş.

Bir müddet sonra gerçekten hayat seçim olacak. Fuarsa bu akşam bitiyor.