'Yırtmış' transları baştacı, gerisini linç edelim

Ultra başarılı 'androjen' süper model olunca sorun yok. Avcılar'da seks işçisi, yoksul ve 'başarısız' transları istemiyoruz ama!
'Yırtmış' transları baştacı, gerisini linç edelim

Hafta içinde birçok gazetede o vardı kocaman fotoğraflarıyla. Savaş sırasında Avustralya’ya göç etmiş Balkan kökenli bir ailenin çocuğu. Daha 21 yaşında. Andrej Pejic, McDonald’s’ta üç kuruş paraya ‘ayın elemanı’ seçilmeye didinirken bugün hem ‘en iyi erkek model’ hem ‘en seksi 100 kadın’ listelerine girebilen bir şöhret oluvermiş. Cinsiyet geçişini tamamlamamış çok güzel bir trans kadın. ‘İki cins arasına sıkışmış’, yahut ‘androjen’ deyince daha şık oluyor tabii.

(Niyeyse) Hem erkek hem kadın kılığına girip birlikte erotik pozlar çektiren Ayşe Arman hayret ve hayranlık içinde. Pejic, çok güzel, çok havalı ve de bunlar sayesinde çok başarılı. Penisi, kadınsı bir seksapeli ve parası var. Victoria’s Secret, Jean Paul Gaultier gibi ışıltılı isimler havada uçuşuyor. Ondan hoşlanan erkeklerin sadece yüzde 40’ının ‘gerçeği’ öğrenince korkup kaçtığını söylüyor.

İhale Arman’a kalmasın. Bir moda haftasının davetlisi olarak İstanbul’a gelen Pejic’le ilgili bütün haberler bu sularda. Cümleten hayranıyız yani. Pejic kolay bir hayatın içinden gelmiyor. Belki ‘yırtana’ kadar o da seks işçiliği yaptı. Ama lütfen bu konuyu kapatabilir miyiz şu an?

‘Susma sustukça biz de trans oluruz’
1999 depreminin İstanbul’da en ağır hasarı bıraktığı Avcılar’da, kolonunda, kirişinde hâlâ o ağustos gününün izlerini taşıyan bir site.. Durumu daha vahim olan bazı binalar doğal olarak artık rağbet görmediğinden kiralar 100-200 liraya kadar düşmüş. Ancak mecbur olan oturur o evlerde. Bir grup trans mesela... İçlerinde seks işçiliği yapanlar da var.

Çevre sakinlerinden bir grup daha önce yaktıkları ateşin arkasından sitelerinde trans istemediklerini duyurmuştu. Cumartesi gecesi, araçlar için ayrı, yayalar için ayrı buluşma yer ve saatleri civar semtlere duyurularak, pankartlar, düdükler hazırlanarak transların yaşadığı o apartmanın önünde buluşuldu. Çocuklarını fuhuştan korumak istediklerini söyleyenler, gece yarısına doğru çocuklarını bu trans kovma eylemine getirmekten imtina etmemiş, hatta megafondan konuşmalarına bile izin vermişti. Olay yerine gelen az sayıdaki polis de izlemeyi tercih ettiğinden, her an lince dönme ihtimali olan o öfkeyi, nefreti öğreniyordu çocuklar. Ahlaksız olanlar yukarıda, çatlak evlerinde mahsur kalanlardı.

Kaldı ki linç endişesiyle Avcılar’daki Meis Sitesi’ne translara destek olmaya gidenler, “Susma sustukça biz de trans oluruz” diye bağıranlar kadar, böyle eylemlere gerek olmadığını düşünen site sakinlerine de denk gelmişlerdi. Gece geç saatte gürültü gibi ortak yaşamdan doğan sorunlar konuşarak çözülebilirdi. Arada soluklanıp topluca baklava yiyerek (bu gerçekten olmuş) “Trans istemiyoruz” diye bağıranların yanında azlardı ama evet böyle düşünen de vardı. Bunun bir lince dönüşmesi başkaydı.

Daha önceki eylemleri nefret körükleyen bir dille haberleştirenlerin payı yok mu? Hele üç gün önce trans bireyleri doğrudan hedef gösteren Kanaltürk’ün ‘Neşter’ programı.. Kullanılan nefret diline inanabilmek mümkün değil. Andrej Pejic sizin programa çıkmak istiyormuş, ne dersiniz?

‘Toplumsal cinsiyet’ hassasiyeti
Başka bir konuya zıplar gibi yapacağım. Galatasaray Üniversitesi’nin ev sahipliğine önce ‘Tamam’ deyip, konuşmacılardan BDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in ceza almasıyla birden caydığı Cinsiyet Eşitliğinin İnşası Konferansı, hafta sonu bu kritik süreçte destek çıkan Boğaziçi Üniversitesi’nde yapıldı. Tuncel, kendisine yönelik bu ambargoya restle cevap veren düzenleyici kadın örgütlerinin (Filmmor, MEDİAR, KA.DER, Mor Çatı) ilkeli tavrından çok gurur duyduğunu söyleyerek başladı konuşmasına zaten.

İkiyüzlü homofobi ve transfobi mevzuuna cumartesi günkü konferanstan iki not eklemek isterim. Biri, feminist avukat Hülya Gülbahar’la CHP Milletvekili Binnaz Toprak arasındaki çok verimli bir fikir ayrılığı. Taze çıkan, kadına yönelik şiddet yasasında ‘toplumsal cinsiyet’ tamlamasının birden temizlenmesine Toprak’ın yorumu, bunun farklı cinsiyet kimliklerini çağrıştırması, meşrulaştırması. Gülbahar el arttırıyor, homofobi ve transfobi her durumda toplumdan onay alacağı için görünür sebebin bu olduğunu ama aynı zamanda bunun makbul kadın rolüyle ilgisini hatırlatıyor. Toplumsal cinsiyeti tartışmak, ancak bir aile demirbaşı olarak var olabilen kadınlık halini de tartışmayı getirecek. Fobilerin ardına gizlenmiş başka bir ikiyüzlülüğümüz yani...

İkinci not da tecrübelerini aktaran İsveçli kadın örgütlerinden. İsveç, 1999’da çıkardığı yasayla seks işçilerini değil, seks satın alanı cezalandıran ilk ülke. Sivil ve kamusal alanda seks işçileri ayrıca destekleniyor. Bu yasanın sonuçları itibariyle tartışılabilecek çok boyutu var ama buralarda konuyu açabileceğimizden bile emin değilim.

Öfkeli grup, bu cumartesi de toplanacaklarını söyleyerek ayrılmış apartmanın önünden.

Nefret suçunda tutarlılık adına Andrej Pejic’in de linç edilmesi gerektiğini söylemediğim açıktır umarım.