Beynimizin yüzde kaçını kullanıyoruz?

Beyin esnektir ve nöroplasite özelliği vardır, ama bu, % 90'ı kullanılmıyor anlamına gelmez.

Beynimizin % 10’unun kullanıldığına ilişkin mitin başlangıcı 1890 yılına dayanmaktadır. Bir nörolog cerrahın beyin çukuru boşaltıldığında davranışlarda farklılık olup olmadığını anlamak için yaptığı çalışmalar, bu mitin oluşmasına neden oldu. 1920 yılında Einstein ile yapılan bir röportaj da mitin yaygınlaşmasını sağladı. Einstein % 10 figürünü kullanarak daha fazla düşünmemiz gerektiğini vurgulamak istemişti. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce ise Amerikalı reklamcılar % 10 figürünü kullanarak müşterilerini etkilemeye çalıştılar. Böylece % 10 miti en yaygın haline ulaştı.

O günden sonra, 20. yüzyılın sonuna kadar eğitimle ilgili ilgisiz milyonlarca insan bu miti sıklıkla kullanır oldu. Ne yazık ki ne fonksiyonel MR cihazları ne de beyin cerrahları beynin kullanılmayan bir bölgesi olduğunu söylüyorlar. Beyin esnektir ve nöroplasite özelliği vardır, ama bu, % 90’ı kullanılmıyor anlamına gelmez. Açıkçası, beynimizin % 10’unu kullanıyor olmamız, bitkisel hayatta olmamız anlamına gelir.

Sizden gelenler
MATEMATİK BAŞARISI İÇİN...
Matematik öğretmeniyim. Bazı öğrencilerimin zeki olduğunu düşünüyorum, ama bir türlü başarılı olamıyorlar. Neler yapabilirim?
Öncelikle kendilerine ve size olan inançlarını gözden geçirin. Daha sonra okuduğunu anlama becerilerinin düzeyine bakın. Bir sonraki aşamada ise matematik konularını anlamak için gerekli ön becerilere sahip olup olmadıklarına bakın.

İLK 6 YAŞ KRİTİK Çocuğum okulöncesinde, serbest oyun ağırlıklı eğitim alıyor. Okuma-yazmaya hazır hale gelmesini okulöncesi eğitiminden beklemem doğru mudur?
Okulöncesi eğitim maalesef ülkemizde hak ettiği önemi henüz göremiyor. Yapılan çalışmaların büyük bir kısmı bakım ve gözetim ağırlıklı. Oysa ilk 6 yaşın kişilik ve beyin gelişimi bakımından stratejik değeri biliniyor. Okulöncesinde okuma-yazma bakımından önemli olan, bilek, el ve kalem tutan kasların gelişimidir. Bu kasların güçlenmesi ve çocuğun çizgi-grafik gelişiminin ilerlemesi yeterlidir. Yanlış okuma ve yazma öğretmektense, hiç öğrenmemesi bazen daha iyi olabilir. Ancak gelişim durdurulamaz, bekletilemez. Uygun imkânlar varsa öğrenmesi yararlı olabilir.

ÖNCE FIRSAT EŞİTLİĞİ... PISA raporu: Sosyoekonomik açıdan öğrenciler arasında ‘başarı uçurumu’, Türkiye’de çok derin. Bu fark nasıl kapanacaktır?
Türkiye’de en üst çeyrekteki öğrenciler, ortalama 92 puan daha fazla alıyor. Fark Finlandiya’da 61, Hırvatistan’da 73. Ülkemizde temel yeterlik düzeyinin altındaki öğrencilerin beceri düzeylerinde genel bir iyileşme var, ancak ortalama puanlarındaki iyileşmeye rağmen uluslararası sıralamalardaki yerde kayda değer değişim olmuyor. Sosyoekonomik kökenle öğrenci başarısı arasındaki ilişki çok düşündürücü. Ülkemizin derslik açığı, öğretmen açığı gibi sorunları bir an önce giderip niteliğe yatırım yapması gerekiyor. Zira çözümün başlangıcı, eşitsizliği ortadan kaldırıcı radikal önlemlerdir.

.