Demokrasi eğitimi

Galton panayırda konuyu bilmeden tahminde bulunanları seçimlerde oy kullanan kıt bilgili insanlara benzetirmiş.

Francis Galton, çok sayıda buluşa imza atan sıradışı bir İngiliz bilim adamı. Demokrasiye pek inanmıyor. Sıradan, cahil insanların verdiği oylarla seçilen hükümetlerin toplumları yönetmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu düşüncesini doğrulamak için her yıl panayır yerinde düzenlenen bir yarışmayı deney amaçlı kullanıyor.
Yarışmada birkaç yüz kişi bir danaya bakıp, danadan çıkacak etin kaç kilo olacağı konusunda bahse tutuşuyorlar. Doğru sayıya en yakın tahmini yapan kişi etleri alıyor. Herkes tahminini bir kâğıda yazıp organizatöre veriyor. Bu kalabalığın içinde kasaplar, çiftçiler olduğu gibi, konuyla yakından uzaktan hiç alakası olmayan insanlar da var. Sir Galton, yarışmayı düzenleyen kişiden kâğıtları alıyor ve yapılan tahminlerin ortalamasını aldığında, ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor. Ortalama, yarışmayı kazanan kişinin tahmininden bile gerçeğe daha yakın çıkmış.
Galton panayırda konuyu bilmeden tahminde bulunanları seçimlerde oy kullanan kıt bilgili insanlara benzetirmiş. Amacı, bunların ne kadar yanlış kararlar verdiğini ispatlamakmış. Ancak sonuca bakınca, “Kalabalıkların oylarıyla varılan sonuçlara güvenilmesi gerektiği anlaşılıyor” demiş (J. Surowiecki, The Wisdom of Crowds).

Sizden gelenler

ÖZGÜN REHBERLİK MODELİ
Ülkemiz eğitim kurumlarındaki rehberlik modellerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Neden yerli bir modelimiz yok?
Rehberlik modelleri, büyük ölçüde tercüme metinlere dayalı. Bulunduğumuz coğrafyanın tarihsel geçmişinden hareketle kumaşa uygun bir model oluşturulabilir. Ancak bunun için kendi toplumumuzun dokusunu anlamaya yönelik binlerce araştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bu araştırmaların neticesinde özgün bir kavramsal çerçeve geliştirilebilir. Örneğin ‘kâmil insan’ kavramı merkezi bir değer taşıyabilir.

ÇOCUK EĞİTİMİNDE PAYDAŞLAR
Çocuk eğitiminde her şey ebeveyne yükleniyor. Öğretmen ve çocuğun bu süreçteki rolü ne olmalı?

Anne-baba çocuk yetiştirme sürecini öğretmenle paylaşmak istemiyor. Öğretmen sadece teknik rol üstlensin isteniyor. Oysa kişilik gelişimi bir bütün ve paylaşılması gereken bir süreç. Günümüz ebeveyni, çocuğu adına her şeyi üstlenerek hatta kendilerini abartılı bir şekilde çocuğa adayarak, çocuğun sorumluluk almasını engelleyebiliyor. Böylece öğretmen ve çocuğun büyük ölçüde dışlandığı bir çocuk eğitimi karşımıza çıkıyor.

SEÇİM SONRASI EĞİTİM POLİTİKALARI
Her milletvekili seçimi sonrası olduğu gibi, şimdi de eğitim alanındaki beklentilerimiz artıyor. Sizce nelere dikkat edilmeli?

Eğitimde beklentilerin yüksek olması doğal. Çok güçlü bir liderlik, haklar ve eşitlik temelli ulusal bir program hazırlanması, işin ruhuna yönelik yapısal değişimleri içeren bir mevzuat değişikliği, toplumsal taleplerin dikkate alınması, öğretmene gereken değerin verilmesi, eğitime ayrılan kamu kaynaklarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının arttırılması ve etkin kullanımı temel konular olabilir.

.