Sıfıra neden sıfır denilmiş?

Rakamlara adını veren şey, sahip oldukları açı sayısı. İçlerinde en zekice olanı sıfır, yuvarlak olduğu için hiçbir açıya sahip değil.

Okul hayatınızdan ne hatırlıyorsunuz? Bu soruya cevap veren insanların tamamına yakını olumlu veya olumsuz bir duygusal yaşantısından söz etmiş. Yani okuldan arta kalan şey duygularımız. Özellikle merak duygusu merkezi bir konuma sahip. 2003 yılı Öğretmenler Günü’nde 43 yıl öğretmenlik yapmış bir büyüğümüz başlıktaki soruyu bana yöneltmişti: “Merak ettin mi? Sıfıra neden sıfır denilmiş?” Bilmiyorum, dedim. Gülümsedi ve açıklamaya başladı: “Rakamları ilkokulda öğretiyoruz ama bu rakamları niçin bir, iki, üç... diye adlandırdığımızı söylemiyoruz. Cevap, Arap sayı sisteminin mantığında gizli. Rakamlara adını veren şey, sahip oldukları açı sayısı. Örneğin 1 rakamının özgün yazılış biçiminde dik bir çizgi ve tepesinden sola aşağıya doğru kısa bir eğik çizgi var. Bu iki çizgi arasında tek bir açı mevcut. Özgün halinde Z biçiminde yazılan 2 rakamında iki açı var. Bu kural tüm rakamlar için geçerli. İçlerinde en zekice olanı sıfır. Çünkü sıfır yuvarlak olduğu için hiçbir açıya sahip değil.” Bunu bilmek bile matematiğe sevdalanmak için duygusal bir neden olabilir mi acaba?

Sizden gelenler
İLKOKUL ÖNCESİNDE OKUMA-YAZMA ÖĞRETİMİ
Okuma-yazma öğretiminin ilkokul öncesinde yapılması kanımca yanlış. Niçin çocukları acele ettiriyoruz?
Okuma-yazmayı yedi yaşında öğrenme kuralı neredeyse yüz yıllık bir hikâyeye sahip. Gelişmiş ülkelerde harfleri, sesleri öğrenme ve yazma çalışmalarının dört yaşına kadar indiğini görüyoruz. Hazırlık çalışmasının çok ötesinde bildiğimiz okuma-yazma yaptırılıyor yavaş yavaş. Benim ölçüm çocuğun doğası. Şimdiki çocuklar o kadar çok uyaran alıyor ki, herhangi bir öğretmen veya aile desteği almadan bile kendi kendilerine okumaya ve hatta yazmaya başlıyorlar. Çocuk aslında diyor ki: “Benim okumam geldi, anlamıyor musunuz? Öğretmeseniz bile ben öğreniyorum işte.” Bu mesaj, bürokratik olarak yedi yaşı beklemekle çocuğun doğasını izlemek arasındaki farkı yansıtıyor.

TV DİZİLERİ VE ÇOCUKLAR
Çocukların dizi karakterlerini örnek almaları bizim için sorun oluyor. Neler yapılabilir?
TV karşısında zayıflayan bir okul kurumu var. Çocukların olumsuz karakterleri taklit etmeleri bir dereceye kadar doğal. Ancak süreklilik arz ediyorsa bir kişilik sorunu olabileceği düşünülebilir. Bastırılmış, bağımlı ve dıştan denetimli çocuklar dizilerdeki kötü örneklerden olumsuz etkileniyorlar. Ancak güçlü bir kişiliğe, karar verme ve analiz becerisine sahip çocuklar medyadaki olumsuz rol modellerinden fazla etkilenmiyorlar. Çocukları kötü örnekten koruyalım, daha önemlisi, onları güçlü kişilikler olarak yetiştirelim.

BÜROKRASİ ÇOK
Evrak ve telefon işlerinden eğitim liderliği yapamıyorum. Çözüm ne olabilir?
Okul müdürlerinin ofis işleriyle uğraşması, gerçekten zaman kaybı. İşlerin elektronik ortamda halledilmesi, yetki devri yapılması kısmen yararlı olabilir. Bazı müdürler aynı mevzuat içerisinde evraka boğulmadan işlerini yürütebildiklerini söylüyorlar. İyi örneklere bakmakta yarar var. Başka okullara gezi düzenlemeyi ihmal etmeyin lütfen.

.