Paket ışığında çözüm süreci

Paketteki eksiklikler çözüm sürecini nasıl etkiler?: Uygulamada genişlemezse çözüm hızlanmaz.
Paket ışığında çözüm süreci

Pakette önemli değişiklikler var. Ancak ‘Kürt sorunu/çözüm süreci’ bağlamında, oldukça ‘yetersiz’, ‘son olmadığı’ söylense de ‘11 yıllık demokratik çözüm hafızası’nın eksikliğini etraflıca ortaya koyuyor.
En önemli eksiklik, ‘anadille eğitim’in doğal bir hak olarak görülmemesi. Anadille eğitimin sadece özel okullarda mümkün hale getirilmesi, özel kurslardaki başarısızlığın, özel okulları da beklemekte olduğunu gösteriyor. ‘Q, X ve W’ harflerinin bunlara ‘Ê, Î, Û’yu da ekleyerek, özgür kalmaları önemli. Ancak dilin öğesi olan bu harflerin anadille eğitimle desteklenmemesi, harfleri ‘boynu bükük’ olmaktan kurtarmaz!
Önemli değişiklik ‘vaatlerinden biri’ de ‘seçim barajı’. En doğrusu barajsız ya da ‘% 3 gibi makul’ bir orana indirilmesi. ‘Daraltılmış bölge’ ve ‘dar bölge’ seçim sistemlerinin demokrasi bağlamında ciddi handikapları olduğunu görmek gerekir. Sözgelimi “İstanbul 15 bölgeye ayrıldığında, bir parti her bölgeden seçilmek için gerekli 90 bin oy yerine 80 bin oy alsa, 1 milyon 200 bin oy dahi bir tek milletvekili getirmeyebilir!” (Sayın Ahmet Türk’ten aktararak).
Siyasi partilere devlet yardımı için oy oranının ‘% 7’den % 3’e düşürülmesi’ de önemli. Ancak mevcut seçim sistemiyle değişiklik handikaplı öneriler esasında BDP’yi ‘devlet yardımı için milletvekili seçilmekten, milletvekili seçilip yardımdan vazgeçmeye’ zorlayan bir tür ‘tuzak’ gibi. ‘Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu’, ‘Nefret, ayrımcılık, yaşam tarzına müdahale’, ‘Yaşam tarzına saygının TCK ile güvence altına alınması’ da oldukça önemli. Ancak düzenlemelerin sadece ‘İslami yaşam tarzı’na hasredilmesiyle -ki endişeliyim- belki de yeni ve çok daha tehlikeli ‘bir başka ayrımcılığın kapısı aralanmış’ olacak.
İlkokullarda ‘Andımız’ın kaldırılması muhakkak ki büyük bir yalana son verecek.
‘Mor Gabriel Manastırı’na mallarının iadesi, yargısal bir Şark kurnazlığını giderecek. ‘Kamuda başörtüsü serbestliği’ AKP’nin nihayet atması gereken zorunlu adımıydı!
‘Dersim, Norşin ve Tillo’ dışındaki yerleşim, köy isimlerinin iadesinin de zamana sarktığı açık.
‘Eşbaşkanlık’ zaten uygulanıyor, bunu AKP de kabul etmiş oldu.
‘Farklı dil ve lehçelerde propaganda serbestisi’ de önemli, ancak bütün açıklamada ‘Kürtçe demekten özenle kaçınılmış’ olduğu da gözden kaçmıyor. ‘Kurban derisi toplanması meselesi’, çözüm sürecini doğrudan etkilemediği dikkate alınarak;
‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulmuş ‘çekincelerin kaldırılması’nda söz bile edilmedi.
TCK ve TMK’da değişiklik yok. Yani ‘KCK’ların tahliyesi’ne dair hiçbir yasal düzenleme de. ‘Heybeliada Ruhban Okulu’ da açılmadı.
‘Kamuda Kürtçeye özgürlük’ de yok. 
‘Koruculuk’ ‘sıkı korunmuş’ durumda.  
‘Aleviler’e dair ‘yeni bir düzenleme’ de yok. 
Soru şu: “Tüm bu eksiklikler çözüm sürecini nasıl etkiler?”
Uygulamada paket genişlemezse ‘çözümü hızlandırmayacağı’ kesin. Kanaatimce Öcalan’ın Diyarbakır Newroz’undaki tarihi deklarasyonuna bağlı kalınarak, demokratik mücadelenin çeşitlendirilip yoğunlaşacağını beklemek yanlış olmayacak.