Çin malı nükleer santral olur mu?

Çinli firmalar Türkiye gibi ülkelerde inşa edecekleri santraller için kendilerinin geliştirdiği eski modelleri uygulayabiliyorlar.

Akkuyu’ya kurulacak ve 20 milyar dolara mal olacak nükleer santral için Ruslarla anlaşan Türkiye Sinop’a kurulacak yeni santral için çalışmalarını hızlandırdı. Konu son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’e yaptığı seyahatte gündeme geldi.
Aslında Sinop nükleer santrali için Çin’in ciddi bir teklif hazırlığında olduğunu Erdoğan’ın ziyareti öncesinde Financial Times duyurmuştu.
İngiliz ekonomi gazetesi haberini Ankara’daki bir enerji yetkilisine dayandırmış, Çin’in Sinop santrali için Türk hükümetinden garantiler talep etmediğini, kendi finansmanını sağlayabileceğini, böylece uluslararası yarışta avantaj elde ettiğini belirtmişti. Haber Erdoğan’ın Çin ziyaretine katılan Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın bu ülkedeki temasları ile doğrulandı. Çin Milli Enerji İdaresi Başkanı Liu Tienan, Taner Yıldız’a güvenlik konusunda garanti verirken 20 milyar dolara mal olacak Sinop santrali için de her hangi bir finansman sıkıntısı yaşanmayacağını taahhüt etti.
Sinop santralına iki ülke daha talip oldu: Japon TEPCO firması Japonya’daki nükleer kaza sonrasında aktivistlerin eylemlerini bahane göstererek ihaleden çekildiğini açıklamıştı. Güney Kore ise projeyi ancak devlet garantisi verilmesi durumunda yapabileceğini açıklamıştı. Bu iki gelişme Çinli firmaları Sinop için öne çıkarıyor.
Devlet destekli Çin firmaları China National Nuclear Corporation ve China Guangdong Nuclear Power Corporation’ın yakında Güney Afrika’da yapılacak nükleer santral ihalesinden sonra ibreyi Türkiye’ye çevireceği anlaşılıyor.
Peki ama nükleer santral inşaatı için güvenliği olmazsa olmaz bir koşul olarak gördüğünü söyleyen Türkiye neden sadece Japonya, Çin, Güney Kore ve Rusya gibi ülkelerin etrafında dolaşıyor. Avrupa’da bu konuda daha tecrübeli firmalar dururken Türkiye bu konuda neden yüzünü Doğu’ya dönmüş durumda? 

Türkiye AB’ye kırgın
Aslında bu sorunun cevabı ekonomiden çok siyasetin alanına giriyor. Öyle gözüküyor ki Türkiye maliyeti 40 milyar doları bulacak iki santralin projesini kırgın olduğu için Avrupa Birliği ülkelerine vermek istemiyor.
Avrupa demişken nükleer santral konusunda en tecrübeli firmaların Almanya ve Fransa’da bulunduğunu belirtmekte fayda var. Türkiye’yi Avrupa Birliği’nde görmemek için direnen bu iki ülkenin Japonya, Güney Kore, Çin ve Rusya gibi ülkelerin arasından sıyrılıp Sinop santralı ihalesini alması zor gözüküyor.
Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy’nin Ermeni soykırımıyla ilgili son girişimi sonrasında Fransız Framatome, NPI ve Areva firmaları için ‘imkânsız’ sözcüğünü kullanmamız ise sanırım yanlış olmaz.
Gelelim Çin ile yapılacak olası bir nükleer santral anlaşmasının en büyük riskine. Çin nükleer santral inşaatı konusunda uluslararası güveni henüz tam olarak sağlayamamış durumda.
Çinli şirketler kendi ülkelerinde kullanabildikleri halde yurtdışına modern reaktör dizaynlarını teklif edemiyorlar. Bu durum, Çinli şirketlerin Westinghouse ve Areva gibi yabancı şirketlerle yaptıkları telif hakkı anlaşmalardan kaynaklanıyor.
Çinli firmalar Türkiye gibi ülkelerde inşa edecekleri santrallar için kendilerinin geliştirdiği daha eski modelleri uygulayabiliyorlar. Yani Çin ile anlaşma olursa Türkiye’ye kurulacak nükleer santral tam anlamıyla Çin malı damgası taşıyacak.