Futbol sponsorları birleşin!

Futbol sadece futbol demek değil. Milyonlarca doların döndüğü bir reklam pazarı. Temiz futbol herkese lazım. En başta sponsorlara.

Türkiye 3 Temmuz 2011’den bu yana şike ile yatıp şike ile kalkıyor. Neredeyse 1 yıldır gündemin baş tacı olan şikede gelinen son nokta ise şu: Aldığı son kararlar ile Türk kamuoyunu ikna edemeyen Futbol Federasyonu, şimdi UEFA’yı bu kararlara inandırmaya çalışıyor. Federasyon, UEFA’yı ikna ederse sorun yok. Peki ya edemezse?
Adı geçen kulüplerin, hatta tüm kulüplerin ve milli takımın 5 yıl süreyle tüm uluslararası turnuvalardan men edilmesi bile söz konusu. Böyle bir senaryoda gırtlaklarına kadar borca boğulan kulüplerin ekonomik olarak çökeceğini tahmin etmek çok güç değil. Peki ya, son yıllarda bu kulüplere sponsor olmak için yarışan iş dünyası?
Turkcell, Vodafone, Avea, Türk Telekom, Ülker ve diğerleri yıllardır bu kulüplere sponsor olarak para akıttılar. Karşılığını tabii ki aldılar. Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın, Trabzon’un, Beşiktaş’ın, Bursa’nın ve diğerlerinin oynadığı her maç onlar için de önem taşıdı. Türkiye’de ve dünyada elde edilen her başarı, geçilen her tur onlar için de bulunmaz bir reklam fırsatıydı.
Örnek vermek gerekirse... Yakın tarihte Galatasaray’ın yeni stadına isim sponsoru olan Türk Telekom 10 yıllığına 100 milyon dolar için anlaştı. Sanıyor musunuz ki Türk Telekom bu parayı sadece Türk kulüplerinin kendi arasında oynayacağı maçları düşünerek veriyor? Bu sponsorluk bedelinin içinde Galatasaray’ın en az dört yıl başta Şampiyonlar Ligi olmak üzere oynayacağı uluslararası maç da vardı!
Avea’nın Fenerbahçe ve Galatasaray’a, Toyota’nın Beşiktaş’a ödediği milyonlarca dolar var. Hastaneler, ayakkabıcılar, fotoğrafçılar bu kulüplere sponsor olmak için yarışıyor. Bakın, Galatasaray, sitesinden her gün idman raporu yayımlıyor. Başlığı: Ülker İdman Raporu... Yani sponsorlar dibine kadar bu işin içine girmiş durumda.
Türk futbol kulüpleri, milli takımlar da dahil boyunlarında yağlı urganla, UEFA’nın vereceği kararı bekliyor? Sponsor şirketler ise sessiz. Oysa belki de sesi en çok çıkması gerekenler onlar. Çünkü artık futbol sadece futbol demek değil. Futbol ekonomi demek, endüstri demek, milyonlarca doların döndüğü bir reklam pazarı demek. Temiz futbol herkese lazım... En başta da sponsorlara...

Halka arz yapacak holdinglere soğuk duş!
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlı’ğı 19 Mart’ta bir özelge yayınladı. Özelge, halka arz edilecek şirketler ve sahipleri açısından çok önemli. Hele halka arz edilecek şirketler birer holding iştirakiyse konu daha da önemli.
Özelgeyi anlaşılır bir dille özetlemeye çalışayım. Örneğin; bir şirket 2 yıldan fazla uzun süredir aktifinde bulunan bir iştirakinin hisselerini halka arz ediyor. Bu hisselerin halka arzından elde edilecek kazancın %75’i Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesi hükmü uyarınca vergiden istisna. Halka arzı gerçekleştiren şirket kalan kâr üzerinden yani %25’lik kazanç kısmından %20 Kurumlar Vergisi ödeyecek. Özelgeye göre vergiden istisna tutulan yüzde 75’lik kısım 5 yıl süresince fonda tutulmak zorunda. Yani halka arzı gerçekleştiren şirket parasına dokunamıyor. Sermayeye ilave dışında bu fon ile ilgili hiçbir işlem yapamıyor.
Özelgede belirtilen mali idare görüşüne göre; hisselerini bu şekilde halka arz eden kurum, bu hisse satışından elde etmiş olduğu hasılatın 1TL’lik kısmını bile başka bir şirketin hisselerini elde etmede kullandığında, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesinde belirlenen istisnadan yararlanamıyor.
Anlamadığım nokta şu: Halka arzı düşünen bir holding bu özelgeye göre kazancıyla hisse senedi alamayacaksa faaliyetlerini nasıl geliştirecek? Holdingler elde ettikleri hasılatın tamamını daha kârlı alanlara yönlendirdiklerinde geriye yönelik ceza mı ödemek zorunda kalacaklar? Ya da Maliye özellikle holdinglere “istisna var ama yararlanmayın” mı demek istiyor?