Lodos engeli kalktı rötar kâbusu bitti

Rötar sıkıntıları ile anılan İstanbul Havalimanı'nda yeni rüzgâr düzenlemesi ile uçakların karşılaşma sorunu aşıldı.
Lodos engeli kalktı rötar kâbusu bitti

İSTANBUL- Rüzgâr kabul düzenlemesi İstanbul Havalimanı’nda rötar kâbusunu bitirdi. Geçen günlerde 1123 uçağın kalkıp indiği havalimanında rekor kırıldı. İstanbul Havalimanı’nın işletmecisi TAV’ın CEO’su Sani Şener’in verdiği bilgiye göre Florya-Ataköy ve Yeşilköy-Sefaköy istikametindeki pistlerin daha verimli kullanılması için Devlet Hava Meydanları yeni bir planı devreye soktu.
Uçaklar; iniş ve kalkışı teknik olarak rüzgâra karşı yapmak zorunda. Ancak 5 knota kadar esen rüzgâr İstanbul’da sorun yaratmıyor, kısa piste inen uçak ile genel pisten kalkan uçağın rotası kesişmiyordu. Ancak özellikle Lodos estiğinde işler karışıyordu.
Atatürk Havalimanı’nda kısa pist (23 pisti) ile genel pistin uzantıları birbirini kesmesi nedeniyle lodoslu havalarda kısa pistten uçak inmeden genel pistten uçak kaldırılamıyordu. 

Artık rüzgâr arkada
Devlet Hava Meydanları uçakların teknik kapasitesindeki iyileşmeleri ve dünyadaki uygulamaları baz alarak arka rüzgâr bileşenini yağışlı havada sekiz knot; kuru havada 10 knot’a çıkardı. Yani uçaklar bu şiddete kadarki rüzgârlarda uçaklar rüzgâra doğru değil rüzgârı arkasına alarak kalkmaya başladı.
Bunun için gerekli meteorolojik analizler, simülasyonlar yapıldı, rotalar yani havadaki yollar tekrar belirlendi. Bugüne kadar birbirini kesen 23 (iniş) ve 17 (kalkış) pistleri yerine yeni uygulama ile birbirini kesmeyen 23 (iniş) ve 35 (kalkış, sağ-sol) pistleri kullanılmaya başlandı. Uygulama ile güneyli rüzgârlarda yaklaşık yüzde 60 oranında kuzeyli rüzgâr kapasitesi sağlandı. 

Bekleme süresi azaldı
Uygulamaya ilişkin hava sahasında yeni rotalar dizayn edildi ve uçuş kontrolleri tamamlanarak tüm pilotlara duyuruldu. Ayrıca, Atatürk Havalimanı’nda kalkış yapmak üzere bekleyen uçakların bekleme sürelerinin azaltılması amacıyla, sağ genel pist üzerindeki kalkış pozisyonu 200 metre ileriye kaydırıldı ve böylece pistten kalkış yapılırken arkasında bekleyen uçakların diğer sol piste alınarak kalkış hazırlıklarını tamamlaması sağlandı. Bu da uçakların kalkış öncesi yer hareketlerini hızlandırdı.
Sonuçta uçakların iniş ve kalkışta birbirlerini bekleme süreleri 4-5 dakikalardan 2 dakikaya kadar geriledi. Pist başındaki uzun kuyruklar rötarlar ortadan kalktığı gibi İstanbul Havalimanı’na iniş ve kalkış rekorları kırılmaya başlandı.

Üçüncü havalimanı için TAV iddialı
Kendisine 10 yılda 10 havalimanı hedefi koyan ve bunu başaran TAV, İstanbul’a kurulması beklenen 3. havalimanı için de iddialı. İstanbul’un Karadeniz kıyılarına yakın Ağaçlı Köyü yakınlarına kurulması beklenen yeni havalimanı için henüz şartnamenin açıklanmadığına dikkat çeken TAV CEO’su Sani Şener, “Üçüncü havalimanının işletme ve yapımının ehil ellerde olması gerekiyor. Aksi halde proje başarısız olabilir. Talip olanlar için finansman çok önemli. İnşaat ve havalimanı işletmeciliği ciddi bilgi birikimi gerektiriyor. Kriterler hayati önem taşıyor şakası yok” dedi.
Önceki akşam yemekte bir araya geldiğimiz Sani Şener yeni havalimanının maliyetinin 10 milyar düzeyinde olacağını tahmin ettiğini söyledi. Bu miktardaki paranın sadece borç piyasalarından bulanamayacağını da sözlerine ekleyen Şener, “Proje kredisi olacağı için burada kreditörler deneyim arar. TAV’ın yüzde 38’i Fransız Aeroport de Paris’e satılırken İstanbul’a üçüncü havalimanı ihalesi düşüncesi yoktu. Bizimkisi üçüncü ülkelerdeki benzer ihalelere hazırlıktı. Ancak devreye İstanbul’a yapılacak yeni havalimanı girdi. Biz bu işe tek başımıza gireceğiz. Bu tür projelerde işin finansmanın yüzde 30’luk kısmının özsermaye olması gerekiyor. Bizim ve ortağımızın parası hazır” diye konuştu.
İhaleyi alamamalarının hiç de iyi olmayacağını belirten Şener, “Ama biz sadece havalimanı işletmiyoruz. TGS ve Havaş dahil 11 bin çalışanımız var. Biz yine 4 bin çalışanımız ile yeni havalimanında olacağız” dedi.
Fransız ortaklarının kredi notunun A+ olduğuna dikkat çeken TAV CEO’su , bunun TAV’a kredi maliyetini düşürme imkanı tanıyacağını söyledi. Şener ihalede kendilerine rakip çıkmasını beklediği diğer işletmecileri ise Alman Fraport (Antalya Havalimanını IC Holding ile birlikte işletiyor), Malezyalı GMR (Sabiha Gökçen’i Limak ile işletiyor), Singapurlu Changi ve İngiliz BAA (Heatrow’u işletiyor) olarak sıraladı.
İstanbul, Medine, Tunus ve Gürcistan’da havalimanı işlettiklerini, bu noktalara Türk Hava Yolları ve diğer Türk firmalarının uçuşlarının oldukça artığına işaret eden Şener, “Bu da bu bağlantı noktalarına ticaretin artmasına neden oldu. Havada İpekyolu’nu yeniden hayata geçirmiş olduk” dedi. 

Mağdur edilmeyeceğiz
İhaleyi alamamaları durumunda bile 2021 yılına kadar Atatürk Havalimanı’nın işletme haklarını ellerinde bulundurduklarını hatırlatan Sani Şener, “Sayın Ulaştırma Bakanı Atatürk havalimanının butik hale geleceğini işaret etti. Trafiğin yeni havalimanına kayması doğal. Ancak ihaleye alamasak bile mağdur edilmeyeceğimize eminiz. Biz peşinat ve taksitlerimizi sorunsuz ödedik. Bu özelleştirmenin uluslar arası alanda prestiji var. Bugün ekonomi iyi durumdaysa bunun faktörlerinden biri de başarılı özelleştirmeler” dedi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım üçüncü havalimanının bu yıl içinde ihaleye çıkacağını açıklamıştı. Şener ihale sonrasında üç yıl içinde havalimanının biteceğini düşünüyor. Yapılan tariften havalimanı için düşünülen yerin Ağaçlı civarını işaret ettiğini belirten Şener bölgede bulanan kömür madenlerine işaret etti ve 10 milyar dolarlık maliyetinin önemli bölümünün buradaki toprak hareketlerini gidermek için kullanılacağını söyledi. Şener projenin Kanal İstanbul’dan önce devreye alınacağı için dolgu için gereken malzemenin başka alanlardan temin edileceğini de sözlerine ekledi.
Üçüncü havalimanı 150 milyon yolcu kapasiteli olarak inşa edilecek. Atatürk Havalimanı’nın kapasitesi ise 60 milyon yolcu düzeyinde.