scorecardresearch.com

Çin malı nükleer santral olur mu?

12/04/2012
Çinli firmalar Türkiye gibi ülkelerde inşa edecekleri santraller için kendilerinin geliştirdiği eski modelleri uygulayabiliyorlar.

Akkuyu’ya kurulacak ve 20 milyar dolara mal olacak nükleer santral için Ruslarla anlaşan Türkiye Sinop’a kurulacak yeni santral için çalışmalarını hızlandırdı. Konu son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’e yaptığı seyahatte gündeme geldi.
Aslında Sinop nükleer santrali için Çin’in ciddi bir teklif hazırlığında olduğunu Erdoğan’ın ziyareti öncesinde Financial Times duyurmuştu.
İngiliz ekonomi gazetesi haberini Ankara’daki bir enerji yetkilisine dayandırmış, Çin’in Sinop santrali için Türk hükümetinden garantiler talep etmediğini, kendi finansmanını sağlayabileceğini, böylece uluslararası yarışta avantaj elde ettiğini belirtmişti. Haber Erdoğan’ın Çin ziyaretine katılan Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın bu ülkedeki temasları ile doğrulandı. Çin Milli Enerji İdaresi Başkanı Liu Tienan, Taner Yıldız’a güvenlik konusunda garanti verirken 20 milyar dolara mal olacak Sinop santrali için de her hangi bir finansman sıkıntısı yaşanmayacağını taahhüt etti.
Sinop santralına iki ülke daha talip oldu: Japon TEPCO firması Japonya’daki nükleer kaza sonrasında aktivistlerin eylemlerini bahane göstererek ihaleden çekildiğini açıklamıştı. Güney Kore ise projeyi ancak devlet garantisi verilmesi durumunda yapabileceğini açıklamıştı. Bu iki gelişme Çinli firmaları Sinop için öne çıkarıyor.
Devlet destekli Çin firmaları China National Nuclear Corporation ve China Guangdong Nuclear Power Corporation’ın yakında Güney Afrika’da yapılacak nükleer santral ihalesinden sonra ibreyi Türkiye’ye çevireceği anlaşılıyor.
Peki ama nükleer santral inşaatı için güvenliği olmazsa olmaz bir koşul olarak gördüğünü söyleyen Türkiye neden sadece Japonya, Çin, Güney Kore ve Rusya gibi ülkelerin etrafında dolaşıyor. Avrupa’da bu konuda daha tecrübeli firmalar dururken Türkiye bu konuda neden yüzünü Doğu’ya dönmüş durumda? 

Türkiye AB’ye kırgın
Aslında bu sorunun cevabı ekonomiden çok siyasetin alanına giriyor. Öyle gözüküyor ki Türkiye maliyeti 40 milyar doları bulacak iki santralin projesini kırgın olduğu için Avrupa Birliği ülkelerine vermek istemiyor.
Avrupa demişken nükleer santral konusunda en tecrübeli firmaların Almanya ve Fransa’da bulunduğunu belirtmekte fayda var. Türkiye’yi Avrupa Birliği’nde görmemek için direnen bu iki ülkenin Japonya, Güney Kore, Çin ve Rusya gibi ülkelerin arasından sıyrılıp Sinop santralı ihalesini alması zor gözüküyor.
Hatta Fransa Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy’nin Ermeni soykırımıyla ilgili son girişimi sonrasında Fransız Framatome, NPI ve Areva firmaları için ‘imkânsız’ sözcüğünü kullanmamız ise sanırım yanlış olmaz.
Gelelim Çin ile yapılacak olası bir nükleer santral anlaşmasının en büyük riskine. Çin nükleer santral inşaatı konusunda uluslararası güveni henüz tam olarak sağlayamamış durumda.
Çinli şirketler kendi ülkelerinde kullanabildikleri halde yurtdışına modern reaktör dizaynlarını teklif edemiyorlar. Bu durum, Çinli şirketlerin Westinghouse ve Areva gibi yabancı şirketlerle yaptıkları telif hakkı anlaşmalardan kaynaklanıyor.
Çinli firmalar Türkiye gibi ülkelerde inşa edecekleri santrallar için kendilerinin geliştirdiği daha eski modelleri uygulayabiliyorlar. Yani Çin ile anlaşma olursa Türkiye’ye kurulacak nükleer santral tam anlamıyla Çin malı damgası taşıyacak.

http://www.radikal.com.tr/108465010846503

YORUMLAR
(3 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

? - DevriM19171917

bu halk yer hemde öyle rahat yerki bu ülke insanı nükleer santralleri yeni eski hiç sorun dil koruma işini allah bırakmış bir toplum padişahım doğru söylüyor ne söylerse diyen bir toplum toplum uyuşmuş gibi hiç ses gelmiyor doğalgaza ½16 zam ses yok memura ½3 zam ses yok ben böyle bir dönemi 1983 sonra ANAP döneminde yaşandı diye hatırlıyorum bu yüzden bu halk yeni eski yer nükleer bize birşey yapmaz eski yeni sorun yok padişahım ne derse doğru ...

Anadolu'da bu tür enerji üretimine gerek yoktur, olmayacaktır... - fight for your right

Ülkemizin coğrafi konumunda yer alan akarsu zenginliği ve farklı kesimlerde kurulabilecek güneş ve rüzgar enerjisi tirübünleri ciddi alternatifler olarak göz önüne alınırsa; nükleer enerjiye gerek olmadığı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. İnsanlar bu ülkenin güneşi ve rüzgarı için dünyanın dört bir yanından binbir maddi ve manevi zahmete katlanıp geliyorken, bu kaynakları doğa düşmanı nükleer tesislerin alternatifi olarak hem ülkemizin hem doğanın lehine değerlendirememek bu bilim ve akıl çağında kabul edilemez.

Nedir o "modern teknoloji"? - generalduncan

Nükleer santraller hakkında toplum olarak öyle cahiliz ki daha eski teknoloji-yeni teknoloji arasındaki farkları saymayı bırakın, eski teknolojinin ne olduğunu bile bilmiyoruz. Bu bilinmezlik denizinde ülkeye nükleer santral kurdurmak ne derece doğrudur siz düşünün. Gelişmiş ülkelerde nükleer teknoloji tanımlarını herkes biliyor mu ki diyeceksiniz. Evet, biliyorlar. Zaten o yüzden kendi ülkelerini nükleerden uzak tutmak için çırpınıyorlar. Mevcut santrallerinin ömürlerini tamamlamasını bekliyorlar ve yeni santral yapmıyorlar. Güneş enerjili, su devridaimli evlerde oturup işlerine bisikletle gidiyorlar. Bırakın eski-yeni teknoloji farklarını. Bunun eskisinde de yenisinde de radyoaktif atıklar çıkıyor. Bunlar depolandıkları yerde yüzlerce yıl ışınım yapmayı sürdürüyorlar. Üstelik teknoloji Türkiye'ye verilmiyor ki. Kurulacak santrali gene kim kurduysa onlar işletecek. Know-how satılmayacak. "Çaktırmadan biz kaparız nasıl çalıştığını" diye bir şey yok bu işte. Tesisin yakıtı Türkiye'de çıkarılıp işlenmeyecek. O da müteahhit firmanın ülkesinden gelecek. Yani enerjide dışa bağımlılığı ortadan kaldırmıyor. Teknoloji transferi olmuyor. Nükleer araştırmalarda İran ve İsrail kadar birikimimiz yok. Bu işe hiç girmeyelim. İtalya, Avusturya, Yeni Zelanda gibi. Onlar meclislerinden karar çıkardılar ülkelerinde nükleer güç olmayacağına dair. Biz de onlar gibi yapmalıyız.