Açıkhava bitti, sıradaki!

Ünlü Kongre Vadisi'ni boylu boyunca geçtim. Daha önce denememiştim. Pek öyle davet eder gibi hali de yoktu.

Ünlü Kongre Vadisi’ni boylu boyunca
geçtim. Daha önce denememiştim. Pek
öyle davet eder gibi hali de yoktu. Kongre
Vadisi dedikleri İTÜ’nün Taşkışla’sıyla
Maçka Parkı arasında uzanan engebeli
alan. İçine kampüs yapısından başka
Açıkhava Sahnesi’ni, Lütfü Kırdar’ı, M.
Ertuğrul Sahnesi’ni, CRR’yi alıyor. Bir
de teleferiğin yanıbaşında açık-kapalı
kulüp var. Güzergah şöyle özetlenebilir.
İTÜ’nün yanındaki otopark Taşkışla’daki
fuarın kamyonlarınca işgal edildiği için
araçlar kaldırıma tırmandırılmış.Yeşil,
huzur veren bir lokal olan Mühendishane
metruk. Her yanını sarı otlar bürümüş.
Hemen sonra yol daralıyor. Yürümeye
başlayınca kulübün aralığından çıkan
bir araçla yolu paylaşmak durumunda
kaldık. O büyüktü, ben yol verdim. Hem
o aralığın kentli yayalar için mı yoksa
araç için mi olduğu belirsiz. Sonra
Cemil Topuzlu Açıkhava. Sımsıkı kapalı.
Önünde yaratılan amorf meydan ıssız.
5-6 delikanlı. Kaykay, paten (iyi ki onlar
var,umut onlarda!). Sağıma soluma bakıp
o ağaçlı eski yolu konumlandırmaya çalıştım.
Tam karşıda İstanbul’un en kikirik Osmanlı
çeşmesi. Bir zaman laf ettiğimiz restoranın
yerinde yeller esiyor. Bariyerlerin arasından
kendimi Maçka’nın trafiğine zor attım!

Projeyi hazırlayan İstanbul Metropoliten
Planlama mimarlarına ve onaylayan
Anıtlar Kurulu üyelerine ve avukatlığını
yapan turizm baronlarına ve “kente
ihanet” diye demeçler verdikten sonra
arkalarını dönüp başka protesto demeçlerine
girişen mimarlık ve kent bilgiçlerine bu
yürüyüşü tavsiye ederim. Proje konuşulurken
Kongre Vadisi’nin “kamusal alan” olacağı
konuşuldu. Burası olsa olsa “kentsel donatı!”
(TDK’nın kelime bulucularına parmak ısırtan
bu tamlamanın bir tür küçültücü deyim
olmasını öneriyorum) olur. Bir de Vadi
bizim bildiğimiz eski cadde değil. Bence
isimler de değişmeli. Çünkü hepsi birlikte
bir dönemi tanımlıyor. O dönem bitti. Ben
gördüm. Açıkhava her gün kullanılmıyor
diyen kongre turizmcileri kaç tek insan
getirip bu acayip bölgeden kaç kuruş gelir
sağladı? Bunu tartışacak kentbilimciler
nerede? Tek ümit kaykaycılar,grafiticiler
ve diğer uyumsuz unsurlarda!

Açıkhava artık kentin müzik sahnesinin
ortası değil. Bundan sonraki hayatı
kendinden menkul. Başımız sağolsun.
Varislerin mirası nasıl paylaşacağı
müphem. Açıkhava’nın yerine Turkcell
Arena konabilir mi? Şüpheli.U2 konseri
deneyimi bir başka ucubesel donatı Atatürk
Olimpiyat’ın ne işe yaradığını gösterecek.
Haksızlık etmemeli. Şimdilik Sepetçiler
Kasrı, biraz da Arkeoloji Müzesi bahçesi
aday gibi. Son olarak da Topkapı’nın avlusu.

İsmet Sıral atölyelerindeki sonuncu konserde
Boğaz kıyısındaki sahne gayet iyiydi. Bir
tür açıkhava çay bahçesi havasında. Esma
Sultan’ın gösterişli nobranlığına göre daha
samimi ve yakın. Buna bir de dünyanın en
iyi ve en ifadesiz 21. yüzyıl müzisyeni J.
Zorn’un neşeli, handiyse zıpır hali eklenince
müzik ve gece doyumsuzdu.

Asıl Hakan Erdoğan! Geçen yıl yaptığı
İdil Biret konserinden sonra softa ayaklanması
karşısında yalnız bırakılmanın öcünü aldı. Bir
yıl boyunca didinip yaptığı Ramazanda Caz
sahici bir müzik projesiydi. Hakan bunu
inancı ve tutarlı inadıyla başardı.Gördüğüm
hem Brahem (kendisine ‘Enver İbrahim’ desek
çok kızar mı?) beraber çalıştığı müzisyenlere
yol açan bir çelebi adam.

Asıl A. İbrahim. Yüce rabbim onu keşfeden
Hazreti Duke’den gani gani razı olsun! İşte
organizasyonun başlığı, Abdullah’ın tıpkı
piyano çalar gibi Topkapı’nın karakol binasında
seccadesini koltuğunun altına alıp kılıverdiği
namazı hepimizi aynı beklenti içine attı.
Evliya’dan Abdullah, ne yapar eder teraviden
hemen sonra bir Fatiha patlatırdı. Eminim,
Hakan’ın geçen yılki namına aldırış bile
etmeden ağaçların altına ilişiveren başörtülü
arkadaşlar da aynı şeyi bekliyordu. Piyano
evliyası Abdullah gaza gelmedi, Sultanahmet
müezziniyle yarışmadı. Efendice, hocası
İmam Latif’e adadığı parçayı bize piyanoda
sundu. İsteyen fatihasını içinden okusundu.

Kültür alanında kurumlaşma deyip deyip
Hakan Erdoğan gibi inançlı ve yalnız
insanların öğretmen rolünü ihmal ediyoruz.

İstanbul’un müzik sahnesinde Açıkhava’nın
tahtı boş. Kongre Vadisi’nden kamusal
alan çıkmıyor.