Buzda Dans ve Andy

Öleli tam 20 yıl olmuş. Andy</br>Warhol. Ne tuhaf aramızdan hiç</br>ayrılmamış gibi. Hayatını </br>sanatına malzeme yapan biri </br>hakkında yazmak çok zor.

Öleli tam 20 yıl olmuş. Andy
Warhol. Ne tuhaf aramızdan hiç
ayrılmamış gibi. Hayatını
sanatına malzeme yapan biri
hakkında yazmak çok zor.
Hayatını yazınca sanatını yazmış
gibi oluyorsunuz. Sanatına
bakınca en alelade haliyle
hayatı(nı) görüyorsunuz. Andy
Warhol kimdir? Sanatçıdır
denebilir. Ama eksik olur.
Kendisi de kendisi için
"Müteşebbis sanatçı ya da sanat
müteşebbisi" diyordu. Öyle
olmak ve öyle görünmek için
(ona göre ikisi de farksızdı)
kurban/aziz olmayı göze aldı.

Çek göçmeni bir ailenin öksüz,
yoksul çocuğu olarak dumanlı,
iç sıkan Pittsburgh'de büyüdü.
Grafiker olarak geldiği New
York'ta ilk iş koleksiyon
yapmaya başladı. Para buldukça
ufak tefek resim alıyordu. Bir
sanatçı için yüzkarası. Sonra
hep sürdürdü. 'Sanatçı' olarak
yüzkarası olmayı ve toplamayı.
Her şeyi biriktirdi. Antikaları,
pulları, kutuları, davetiyeleri.
Öldüğünde evinde onlarca açılmamış
kutu, koli bulundu.

Gündelik hayatta tükettiğimiz
şeyleri sanatın ortasına koydu.
Çorba tenekelerini, deterjan
kolilerini, Coca Cola şişelerini,
1 (bir) doları, uçak, otomobil
kazalarını, elektrikli sandalyeyi,
sokak çatışmalarını, Marilyn'i,
Mao'yu, Elvis'i, Che'yi. Hem de
hepsini gözümüze sokarcasına. Önce
tuvale elle yaptıklarıyla yetinmeyip
serigrafiyle yüzlerce çoğaltarak.
Tüm tüketim nesnelerini
bıktırırcasına klonlayarak. Zaten,
en sonunda "Bir makine olmak
istiyorum" dedi. Bildiğimiz haliyle
sanatın sonunu ilan ederek.

Böyle olunca çalıştığı yere atölye
değil de 'Fabrika' (Factory) demesi
rastlantı değil. Resmin, fotoğrafın,
filmin, müziğin, her türlü
biçimin (zaten onlara karşı da
kayıtsızdı, hiç ayrımsız hepsini
yapıyordu) seri halinde üretildiği
yer anlamında. Tıpkı kaşları ve
peruğu gibi güpgümüşi bu
mekânda sanatçılar, aristokratlar,
modeller, drag queen'ler,
politikacılar, L. Reed, C. Klein,
D. Hopper, tüm meşhurlar hep
biraradaydı. (Söylemeden
geçemeyeceğim. Bilgisayara
kalsa 'bir arada'yı ayrı 'veriyor'.
Yeni yazım kılavuzları da. Oysa
burada ayrı yazılsa sanki bunlar
araya kaynarmış gibi. İlgisizliğine
rağmen yazmasam olmazdı.)

Yaptığı uzun, sıkıcı filmlerin hepsi
külttür. Fassbinder, Bertolucci
gibiler etkisini itiraf ederler.
8 saat süreyle Empire State
Building gökdeleninin ışığını,
gölgesini yansıtan filmini İkiz
Kuleler'e kastedenlerin görmediğine
emin olmak zor. Bir yerlerde,
"ABD(liler) ülkeler ve insanlar
dahil her şeyi satın almak ister(ler)"
dediğinde ABD henüz dünya
imparatoru değildi.

Ölmeden önce hastaneye yatmıştı.
Hasta kabuldeki kadın, sağlık
sigortası numarasını ezberden
söyleyen yegâne hasta olduğunu
açıklamıştı.

Ölümünden bugüne sanatta
olanlara bakınca: Devasa bir
böbürlenme bulutunun gerisinde
koskoca bir boşluk. O kadar
tertemizlemiş sanat ortamını
(piyasasını).

Tüm bunların Buzda Dans'la
ilgisi mi? Onu da siz bulun artık.

PS: Geçen haftaki anketi hazırlayan
MetroPoll'un yöneticisi Prof. Dr.
Özer Sencar onlarca sayfalık
sunumu yollamış. Teşekkür ederim.
Cin gazetecilik işim değil. Yine de
cevaplar arasında "H. Dink'in
öldürülmesinden sorumlu kimdir?"e
1. sırada 'devlet' (yüzde 8.9) denmesi
ve bunun medyada hiç görünmemiş
olması ilgimi çekti. Merak iyi şey. Herkese yarar.